Blog

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Takdiri İndirim: Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda takdiri indirim: emsal Yargıtay kararlarına göz atın.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~4 dakika
türk ceza kanunu
takdiri indirim
yargıtay kararları
değerlendirme

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Takdiri İndirim: Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim kurumu, failin işlediği suçtan ötürü belirlenen cezada ek bir hafifletme olanağı sağlar. Bu indirim, hâkimin geniş bir takdir yetkisine dayanır ancak keyfî değildir; kanunun öngördüğü ölçütler ve yargı kararlarında belirtilen ilkeler çerçevesinde kullanılmalıdır. Aşağıda, takdiri indirime ilişkin dört temel soru, ilgili emsal Yargıtay kararlarına atıf yapılarak yanıtlanmıştır.


1. Takdiri indirim uygulamasında hâkimin takdir yetkisi ne kadar geniştir ve bu yetkiyi kullanırken nelere dikkat etmelidir?

TCK m. 62 hâkime cezanın bireyselleştirilmesi sürecinde geniş bir takdir alanı tanımakla birlikte, bu yetki “sınırsız” değildir. Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu kararlarında, hâkimin:

  1. Failin geçmişini,
  2. Sosyal ilişkilerini,
  3. Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarını (özellikle pişmanlığını gösteren davranışları),
  4. Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkilerini,

ayrıntılı biçimde değerlendirerek karar vermesi gerektiği belirtilmektedir. Hâkim, bu faktörleri incelerken kanunun aradığı ölçütlere (hak, adalet ve nasafet ilkeleri gibi) ve dosyanın somut bulgularına dayanmalıdır.

Emsal Karar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/3806, K. 2023/7116, T. 16.10.2023
    https://app.dejure.ai/dokuman/c75e61c7-60e4-4bcb-86cc-39d0a1190758
    Kararda, takdiri indirimin uygulanmasında hâkimin, failin geçmişi ve yargılama sürecindeki davranışlarını gözeterek karar vermesi gerektiği; ancak keyfî biçimde uygulama yapılamayacağı vurgulanmıştır.

2. Takdiri indirim nedenleri kanunda sınırlı sayıda mı sayılmıştır, yoksa farklı faktörler de göz önünde bulundurulabilir mi?

7406 sayılı Kanun öncesinde, TCK m. 62/2’de “gibi” ibaresi yer alıyor ve takdiri indirim nedenlerinin sınırlı olmadığı kabul ediliyordu. Ancak, 27.05.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun, maddenin 2. fıkrasını değiştirerek; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” hususlarını sınırlı biçimde düzenlemiştir. Ayrıca, “duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekilî tutum ve davranışların” takdiri indirim nedeni olamayacağı açıkça belirtilmiştir.

Dolayısıyla, güncel mevzuatta takdiri indirim nedeni olarak gösterilen faktörler kısmen sınırlandırılmış olup, önceki döneme (7406 sayılı Kanun değişikliği öncesi) kıyasla daha dar bir çerçeve öngörülmektedir.

Emsal Karar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/245, K. 2022/87, T. 15.02.2022
    https://app.dejure.ai/dokuman/809e073e-808a-4d93-a4f9-25a7448d3aa0
    Bu kararda, takdiri indirim nedenlerinin “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları” gibi hususlarla sınırlı olmadığı vurgulanmakla birlikte, 7406 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin sonradan getirilen kısmi sınırlamaları da içerdiği belirtilmektedir.

3. Takdiri indirim uygulanması veya uygulanmaması kararları gerekçeli olmak zorunda mıdır?

Evet. TCK m. 62/2 son fıkrasına göre, “Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.” Hâkim, takdiri indirime ilişkin olumlu ya da olumsuz kararında hangi nedenlere dayandığını somut biçimde açıklamakla yükümlüdür.

Örneğin, “Sanığın duruşmada iyi hal göstermesi” tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Hâkimin, failin gerçekten pişmanlık duyup duymadığını, yargılama süreci boyunca nasıl davrandığını, cezanın failin geleceği üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde tartışması beklenir.

Emsal Karar


4. 5237 sayılı TCK'daki takdiri indirim düzenlemesi, önceki kanunlarla (765 sayılı TCK) karşılaştırıldığında ne gibi farklılıklar göstermektedir?

  • 765 sayılı TCK (m. 59): Eski düzenlemede, takdiri indirim nedenlerinin temeli benzer biçimdeydi; ancak “Kanuni tahfif sebeplerinden ayrı olarak… mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı hafifletecek takdiri sebepler kabul edilirse…” ifadesi yer alıyordu.
  • 5237 sayılı TCK (m. 62): Yeni TCK’da da benzer mantık korunmuş, ancak “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri” gibi unsurlar açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, 765 sayılı Kanun’da “otuz yıl” gibi rakamsal ifade kullanılırken, 5237 sayılı Kanun’da “yirmi beş yıl” ifadesi bulunmaktadır.

Özetle, her iki kanun arasında temel yaklaşım açısından büyük bir fark bulunmamakla beraber, 5237 sayılı Kanun’da takdiri indirim nedenleri daha net ifade edilmiş ve 7406 sayılı Kanun değişikliğiyle de uygulama kısmen daraltılmıştır.

Emsal Karar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/14, K. 2023/473, T. 27.09.2023
    https://app.dejure.ai/dokuman/afab051a-71db-4c52-8efb-752eb0d7207d
    Bu kararda, 765 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesi arasındaki benzerlik ve farklar tartışılmış; failin geçmişi, sosyal ilişkileri gibi hususların değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç

Takdiri indirim, TCK’da öngörülen ek bir ceza hafifletme mekanizmasıdır. Hâkimin bu indirimden yararlandırıp yararlandırmayacağına karar verirken geniş bir takdir alanı vardır; ancak somut olay verilerini, failin davranışlarını ve yasanın gösterdiği sınırlamaları dikkate almalı, indirim veya indirimden yoksun bırakma kararını gerekçeli biçimde açıklamalıdır. 7406 sayılı Kanun ile TCK m. 62’de yapılan değişiklik, takdiri indirim nedenlerinin kısmen sınırlandırılmasına ve “duruşmadaki şekilî tutum ve davranışların” indirim nedeni olamayacağına açık vurgu yapmıştır. 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasında temel yaklaşım benzer olmakla birlikte, yeni kanunda indirim sisteminin daha belirgin ve örnekleyici (ancak son değişiklikle birlikte kısmen sınırlandırılmış) bir yapıya kavuştuğu söylenebilir.