Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Aile Hekimliği Uygulamasında İşverenlik ve Sorumluluklara İlişkin Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme
Aile hekimliği sistemi, birinci basamak sağlık hizmetlerini geliştirmek için oluşturulmuş olup bu sistemin yürütülmesine ilişkin pek çok dava ve emsal Yargıtay kararı bulunmaktadır. Burada öne çıkan konu, “işveren” sıfatının kime ait olduğu, aile hekimlerinin hukuki konumları, aile sağlığı merkezlerinin (ASM) işyeri niteliği ve bu merkezlerde çalışan yardımcı personelin sorumluluğuna ilişkindir. Aşağıda, sorular çerçevesinde konuyu Yargıtay kararları ışığında inceleyip, ilgili emsal kararlara atıflar yapılmıştır.
- Aile hekimliği uygulamasında işveren kimdir? Yargıtay kararları incelendiğinde, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu hükümleri gereğince, asıl işverenin S. B. olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kararlarda, aile hekimlerinin 657 sayılı Kanun veya diğer kanunlara bağlı bir kadro ile değil, Bakanlık ile yaptıkları sözleşme çerçevesinde hizmet sundukları ve çalışan yardımcı personelin de asıl işvereninin S. B. olduğu ifade edilmiştir.
Örneğin, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bir kararında aynen şu ifadeler yer almıştır: “Davacının işvereni davalı S. B.dır. Aile hekimleri ise işveren vekili konumunda kaldığından söz konusu alacaklardan şahsen sorumlu değildirler.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13234 K. 2024/16189 T. 17.12.2024, karar metni için bkz: https://app.dejure.ai/dokuman/ff5cb2e0-4cb0-43c1-bc77-3aa253c18cd9 ) Bu kararda açıkça belirtildiği üzere, aile hekimliği uygulamasında asıl işveren S. B.dır.
- Aile hekimleri işveren midir? Aile hekimleri, Yargıtay kararlarında sıklıkla “işveren vekili” konumunda değerlendirilmektedir. Çünkü aile hekiminin, aile sağlığı merkezinde çalışan yardımcı elemanları sevk ve idare etme yetkisi bulunsa da, elde edilen gelir doğrudan hasta üzerinden olmayıp Bakanlık tarafından ödenmektedir. Ayrıca, aile hekimleri kendi adlarına ticari bir faaliyet yürütmemekte, herhangi bir ücret talep edilmemekte, giderler ise Bakanlık ödemelerinden karşılanmaktadır.
Bu hususa dair bir diğer örnek karar: “…Bu bakımdan somut olayda davacının Aile Sağlığı Merkezi bünyesindeki çalışmaları yönünden de davalı Bakanlığa husumet yöneltilebileceği kabul edilmelidir.” (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/13406 K. 2019/5774 T. 12.03.2019, karar metni için bkz: https://app.dejure.ai/dokuman/e92c74c5-68a0-47cf-ba6f-5e5ea250270e ) Bu ve benzeri kararlar, aile hekiminin işveren değil, işveren vekili statüsünde değerlendirildiğini göstermektedir.
- Aile sağlığı merkezi ayrı bir işyeri midir? Kararlar, vergi hukuku bakımından aile sağlığı merkezlerinin ayrı bir işyeri kabul edilmediğini, ancak 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca bu merkezlerin bir işyeri niteliğinde sayıldığını vurgulamaktadır. Ticari veya serbest mesleki faaliyetten çok, kamu hizmeti niteliğinde sürdürülen birinci basamak sağlık hizmeti söz konusu olduğundan, Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu bakımından “bağımsız işyeri” sayılmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Nitekim şu kararda bu husus açıkça belirtilir: “… Aile hekimlerinin çalışmaları sırasında hiçbir şekilde ücret alamadıkları; bu nedenle aile hekimliğinin 193 ve 213 sayılı Kanunlar yönünden ayrı bir işyeri olmadığı açıktır.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13234 K. 2024/16189 T. 17.12.2024, karar metni için bkz: https://app.dejure.ai/dokuman/ff5cb2e0-4cb0-43c1-bc77-3aa253c18cd9 ) Buna karşılık, iş hukuku (4857 sayılı Kanun) ve sosyal güvenlik (5510 sayılı Kanun) yönünden, aile sağlığı merkezleri, bünyesinde çalışan kişilerle ilişki dikkate alındığında bir işyeri kabul edilmektedir.
- Aile hekimliği çalışanlarının sorumluluğu kime aittir? Emsal kararlar, aile sağlığı merkezinde çalışan temizlik, sekreterlik veya yardımcı sağlık personeli gibi çalışanların sorumluluğunun da asıl işverene, yani S. B.na ait olduğunu açıkça göstermektedir. Aile hekiminin, söz konusu personel üzerinde talimat verme ve yönetme yetkisi bulunsa da, işçilik alacakları dahil tüm sorumluluk Bakanlığa atfedilmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararındaki ifade bu noktayı netleştirir: “…Aile hekimleri işveren vekili konumunda kaldığından söz konusu alacaklardan şahsen sorumlu değildirler. Hal böyle olunca S. B.nın işveren olduğunun kabulü ile davanın esası yönünden inceleme yapılması gereklidir…” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13234 K. 2024/16189 T. 17.12.2024, karar metni için bkz: https://app.dejure.ai/dokuman/ff5cb2e0-4cb0-43c1-bc77-3aa253c18cd9 ) Dolayısıyla, aile hekimliği çalışanlarının sorumluluğu da nihai olarak S. B. bünyesindedir.
Sonuç
Aile hekimliği uygulamasında işveren, mahkeme kararlarıyla S. B. olarak belirlenmiştir. Aile hekimleri ise, işveren değil, işveren vekili konumundadır. Aile sağlığı merkezleri, vergi hukuku yönünden ayrı bir işyeri sayılmamakla birlikte, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku bakımından işyeri niteliğini haizdir. Aile hekimliği çalışanlarının sorumluluğu (işçilik alacakları, tazminat vb.) asıl işveren sıfatını haiz S. B. üzerindedir. Bu kararlar, aile hekimliği uygulamasındaki hukuki sorumluluğun belirlenmesinde önemli yol göstericiler olup, uygulamada çıkabilecek uyuşmazlıklarda Yargıtay’ın benimsediği istikrarı açıkça yansıtmaktadır.