Blog

Aile Hukukundan Doğan Yükümlülükleri Yerine Getirmeme ve İlgili Emsal Kararlara Dair Değerlendirme

Aile hukukundan doğan yükümlülükleri yerine getirmeme ve ilgili emsal kararlara dair değerlendirme

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~6 dakika
aile hukukundan doğan yükümlülükleri
yargıtay kararları
aile mahkemesi kararları

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Aile Hukukundan Doğan Yükümlülükleri Yerine Getirmeme ve İlgili Emsal Kararlara Dair Değerlendirme

Aşağıda yer alan açıklamalar, yürürlükteki mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde hazırlanmıştır. Ayrıca ilgili soruların cevaplarına dair örnek emsal niteliğindeki kararlardan atıf yapılmıştır.


1. "Aile hukukundan doğan yükümlülükleri yerine getirmeme" ve "çocuğun sağlığını tehlikeye sokma" suçları arasındaki fark nedir ve hangi durumlarda hangi suçtan yargılama yapılır?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinde aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlali suçu düzenlenmiştir. Aynı maddenin farklı fıkralarında, ebeveynin veya yükümlü kişinin çocuğun sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokması (madde 233/2) ile hamile olduğunu bildiği eşi ya da kendisinden hamile kalmış kadını çaresiz durumda terk etmesi (madde 233/3) gibi eylemler de cezalandırılmaktadır.

  • Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek yükümlülüğünü yerine getirmeme (TCK 233/1)
    Burada, çocuğun veya bakıma muhtaç aile ferdinin temel bakım ve geçim giderlerine ilişkin kanuni yükümlülüğün ihlali söz konusudur. Kişi, bu sorumluluğunu yerine getirmediğinde şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası alabilir.

  • Velayet hakları kaldırılmış olsa dahi çocuğun sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokmak (TCK 233/2)
    Velayet hakkı kaldırılmış bulunan bir anne veya babanın, çocuğu ihmal veya istismar ederek ahlak, güvenlik, sağlık gibi temel alanlarda ağır bir tehlike yaratması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilebilir. Burada önemli olan, velayet hakkı kalkmış olsa dahi ebeveynin çocuğa yönelik ağır şekilde zarar verme veya tehlikeye sokma fiillerinin cezalandırılmasıdır.

Her iki hal de aynı maddenin (TCK 233) koruma alanındadır; ancak “bakım-eğitim-destek yükümlülüğünü yerine getirmeme” suçu, çocuğun en temel gereksinimlerini ihmal etmekten dolayı ortaya çıkarken, “çocuğun sağlığını (veya ahlak, güvenlik vb.) ağır biçimde tehlikeye sokmak” suçu, daha yoğun bir ihmal ve istismarın varlığını arar. İkincisinde, çocuğun fiziksel veya ruhsal sağlığı açısından ciddi bir zarar veya zarar tehlikesi söz konusudur.

Örnek emsal karar:

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. ..., K. ..., T. ... (Bkz. https://app.dejure.ai/dokuman/5443d6d7-c432-4fc4-b436-ced391bf22cf) kararında, 5237 sayılı TCK 233. maddesi kapsamında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlal edilmesi ve çocuğun güvenliğinin ağır surette tehlikeye düşürülmesi halinde hangi durumlarda ceza sorumluluğunun doğacağına dair değerlendirmeler yapılmıştır.

2. Bu mahkeme kararlarında, velayet hakları kaldırılmış bir ebeveynin çocuklarına yönelik ihmal veya istismar durumunda hangi tür cezalar uygulanmıştır?

Velayet hakkı kaldırılmış dahi olsa, ebeveynin çocuğa karşı kanundan doğan asgari özen yükümlülüğü devam eder. TCK 233/2 hükmü uyarınca, “velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadî sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketler sonucu maddî ve manevî özen noksanlığı nedeniyle çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba” üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır.

Örneğin, çocuğa temel bakım hizmeti verilmemesi, çocuğun zorla istismar edilecek şekilde çalıştırılması, fiziksel veya psikolojik şiddet uygulanması gibi hallerde, velayet hakkı kaldırılmış olsa dahi ebeveynin sorumluluğu ortadan kalkmaz. Mahkeme kararlarında, “çocuğun ağır derecede tehlikeye sokulması” durumunun varlığı ispat edilirse fail ebeveyn hakkında söz konusu hapis cezası hükmolunabilmektedir.

Örnek emsal karar:

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. ..., K. ..., T. ... (Bkz. https://app.dejure.ai/dokuman/5443d6d7-c432-4fc4-b436-ced391bf22cf) kararında, sanığın çocuğuna karşı gösterdiği ağır ihmal ve tehlikeye düşüren davranışlar nedeni ile, velayet hakkı kaldırılmış olsa bile kanuni yükümlülüklerin ihlalinden dolayı ceza verilebileceği vurgulanmıştır.

3. "Hamile olduğunu bildiği eşini terk etme" suçu ile ilgili olarak, bu kararlarda bu durumun hangi koşullarda gerçekleştiği ve sonuçlarının neler olduğu belirtilmektedir?

TCK 233. madde kapsamında düzenlenen bir diğer davranış da, “hamile olduğunu bildiği eşini veya kendisinden hamile kalmış evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk etmek” fiilidir. Kanun koyucu burada, henüz doğmamış çocuğun bakım ve korunması bakımından hamile kadının özel durumunu göz önünde bulundurmuş ve failin bu özel yükümlülükten kaçınmasını cezalandırmıştır.

  • Suçun oluşabilmesi için, failin, kadının hamile olduğunu bilmesi ve buna rağmen onu çaresiz, bakımsız ve yardıma muhtaç durumda kendi başına terk etmesi gerekir.
  • Terk sonucunda mağdurun fiziksel veya ruhsal açıdan ciddi bir zarar ya da zarar tehlikesi ile karşı karşıya kalması beklenmez; “çaresiz durumda bırakma” yeterlidir.

Bu suçtan dolayı açılan ceza davalarında, fail hakkında hapis cezası öngörülebilir. Yargıtay kararlarında, terk edilen kadının hastane kayıtları, tanık beyanları, failin beyanları ve diğer delillerle kadının hamile olduğunun failce bilindiğinin ispatlanması aranır.

Örnek emsal karar:
Uygulamada “hamile eşi hastaneye götürüp kontrol ve tedavisi sürerken terk etme” veya “daha önce bebeği aldırmaya zorladığı halde kadının bunu reddetmesi üzerine fiziken terk edilmesi” gibi vakalarda TCK 233/3 (ya da ilgili fıkra) uyarınca ceza sorumluluğunun doğduğu görülmektedir. (Bkz. Bu konuda Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin benzer kararları, içtihat metinlerinde “kendisinden hamile kaldığını bildiği kadını çaresiz durumda terk” incelemeleri.)


4. Bu mahkeme kararlarında, boşanma davalarında "çocuğun velayeti" kararları alınırken, ebeveynlerin hangi davranışları ve yükümlülükleri dikkate alınmıştır?

Boşanma davalarında velayet düzenlenirken hâkim, Türk Medeni Kanunu’nun 336 ve devamı maddeleri uyarınca çocuğun üstün yararını esas alır. Ebeveynlerin çocukla ilgili davranışları, sorumluluk duygusu, fiziksel ve ruhsal şiddet durumu, çocuğun bakımına dair özeni, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılama kabiliyeti, eğitim ve barınma koşulları gibi pek çok kriter göz önünde bulundurulur.

Yargıtay ve aile mahkemesi kararlarında genellikle şu hususlara dikkat çekildiği görülür:

  1. Fiziksel ve Ruhsal Şiddet: Anne veya babanın çocuğa veya diğer aile fertlerine karşı sürekli şiddet içeren davranışları varsa, çocuğun velayetinin bu ebeveynde kalması çocuğun güvenliği açısından sakıncalı görülebilir.
  2. Maddi Koşullar Tek Başına Belirleyici Değildir: Velayeti alacak ebeveynin geliri, barınma koşulları da önemlidir; ancak asıl ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Maddi durum tek başına çocuğun velayetini belirlemez.
  3. Psikolojik ve Manevi İlgisizlik: Ebeveynin çocuğa karşı aşırı ilgisiz, vurdumduymaz veya ihmalci tutumu bulunup bulunmadığı incelenir.
  4. Ebeveynin Kişiliği ve Alışkanlıkları: Uyuşturucu madde bağımlılığı, aşırı alkol kullanımı, saldırgan tutumlar, çok sayıda başka bireye yönelik şiddet suçu gibi hususlar velayet aleyhine değerlendirilir.
  5. Çocuğun Yaşı ve Gelişimsel İhtiyaçları: Özellikle küçük yaştaki çocuklar açısından anne bakım ve şefkatine ihtiyaç olabildiği gibi, çocuğun özel gereksinimi varsa (örn. engelli olması) ebeveynlerin bunu karşılayabilme potansiyeli araştırılır.

Örnek emsal kararlar, boşanma davalarında çocuğun velayetini belirlerken, tarafların kusurlarından çok çocuğun menfaatini esas alan bir yaklaşımı benimsediklerini göstermektedir. Mahkeme, ebeveynlerin geçmişteki tutumlarını (örneğin, çocuğun sağlığını tehlikeye atan ihmal, fiziksel şiddet, çocuğa karşı aşırı ilgisizlik) kararında ana unsurlardan biri olarak değerlendirmektedir.


Kaynak / Emsal Karar Örneği

Yukarıda bağlantısı verilen kararda TCK 233. madde kapsamında “aile hukukundan doğan yükümlülüğü ihlal” suçu, çocuğun sağlığını tehlikeye atma, bakımdan yoksun bırakma ve velayet sorumluluğu gibi hususlarda ayrıntılı değerlendirmelere yer verilmiştir. Ayrıca boşanma davalarında çocuğun velayetinin düzenlenmesinde ebeveynin çocuğa karşı ilgi ve davranışının, fiziksel ya da psikolojik şiddet durumu olup olmadığının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.


Sonuç:

  • Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlalinde (TCK m.233/1) ebeveynin bakım, eğitim veya destek sağlama vazifesi yerine getirilmediğinde cezaî sorumluluk söz konusu olabilir.
  • Velayet hakkı kaldırılmış olsa da çocuğun ahlâk, güvenlik, sağlığını ağır tehlikeye sokan ebeveyn (TCK m.233/2) cezalandırılır.
  • “Hamile olduğunu bildiği eşini veya kendisinden gebe kalmış kadını çaresiz durumda terk etme” (TCK m.233/3) ayrıca düzenlenmiş olup, fail hakkında hapis cezası öngörülmektedir.
  • Boşanma davalarında velayet düzenlenirken, çocuğun üstün yararı, ebeveynlerin fiziksel ve psikolojik tutumları, çocuğu ihmal veya istismar edip etmedikleri, maddi ve manevi koşullar, mahkeme ve Yargıtay uygulamalarında en önemli unsurlardır.

Bu kapsamda, aile hukukunun korunması ve çocuğun üstün yararının gözetilmesi yönünde adli merciler, söz konusu yükümlülükleri ayrıntılı biçimde inceleyerek cezaî ve hukuki sorumluluğu belirlemektedir.