Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36. ve 39. maddeleri, taraflardan birinin aldatılması sonucu kurulan sözleşmelerin akıbetini ve bu duruma karşı tanınan hakların kullanım sürelerini düzenler. Sunulan yargı kararları doğrultusunda konuya ilişkin detaylı açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
1. Aldatma sonucu yapılan sözleşmelerde yanılmanın esaslı olup olmaması sözleşmenin geçerliliğini etkiler mi?
Hayır, aldatma (hile) durumunda yanılmanın "esaslı" olması şartı aranmaz. Aldatılan taraf, düştüğü hata basit bir yanılma olsa dahi sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürebilir. Aldatmanın varlığı için aldatan şahıs diğerini yanıltmış olmalıdır. Fakat karşı tarafın düştüğü bu yanılmanın esaslı olması gerekmez; çünkü aldatan hiçbir surette korunmaya layık değildir.
Emsal Karar
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/278, K. 2024/129, T. 08.02.2024 https://app.dejure.ai/dokuman/25874542-7574-464b-8179-7e5e89e0364a
2. Üçüncü bir kişinin aldatması durumunda, karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması ne anlama gelir?
Sözleşmenin tarafı olmayan bir üçüncü kişi aldatma eylemini gerçekleştirmişse, sözleşmenin iptal edilebilmesi için sözleşmenin diğer tarafının bu durumdan haberdar olması gerekir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir. Karşı taraf bu konuda iyi niyetli ise aldatmaya maruz kalan sözleşmenin geçersizliğini ileri süremez.
Emsal Karar
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/35282, K. 2016/20130, T. 15.11.2016 https://app.dejure.ai/dokuman/e2816fb4-eaf3-432a-8006-5e7af3c67b0e
3. Aldatma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmek için ne kadar süre vardır?
Aldatılan tarafın sözleşmeyi iptal etme veya bağlı olmadığını bildirme hakkı, 1 yıllık hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Aldatma sebebiyle sözleşme yapan tarafın, aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağı düzenlenmiştir.
Emsal Karar
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. HD, E. 2021/234, K. 2022/1402, T. 09.11.2022 https://app.dejure.ai/dokuman/9c2c6aaa-451f-496f-9d74-ee305c0bc9ea
4. Aldatma durumunda sözleşmeyle bağlı olmama hakkı ne zaman ortadan kalkar?
Bu hak, kanunda öngörülen 1 yıllık sürenin geçmesiyle veya aldatılan tarafın açık/örtülü bir şekilde sözleşmeyi onaylamasıyla ortadan kalkar. Yanılma veya aldatma sebebiyle sözleşme yapan taraf, aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde bildirimde bulunmazsa sözleşmeyi onamış sayılır.
Emsal Karar
- Anayasa Mahkemesi, B. 2017/34828, T. 03.06.2020 https://app.dejure.ai/dokuman/d812dd1e-e24a-47ee-91ec-75772053e523
Sonuç
Özetle; aldatma (hile) durumunda yanılmanın esaslı olması gerekmez; ancak sözleşmenin iptali için aldatmanın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde bildirim yapılması şarttır. Eğer aldatma üçüncü bir kişi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin diğer tarafının bu durumu bilmesi veya bilecek durumda olması (kötü niyetli olması) iptal için zorunludur; karşı taraf iyi niyetliyse sözleşme geçerli kalmaya devam eder.
KAYNAKÇA / EMSAL KARAR ATIFLARI
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/278, K. 2024/129, T. 08.02.2024
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/35282, K. 2016/20130, T. 15.11.2016
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. HD, E. 2021/234, K. 2022/1402, T. 09.11.2022
- Anayasa Mahkemesi, B. 2017/34828, T. 03.06.2020