Blog

Arabuluculuk Toplantısına Katılmamanın Hukukî Sonuçları: Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme

Arabuluculuk toplantısına katılmama, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından ağır sonuçlar doğurabilir. Bu yazıda, arabuluculuk toplantısına katılmama durumunun yargılama giderleri ve vekâlet ücreti açısından sonuçları, yargısal kararlarının örnekleri ve bu konuların pratik uygulamada nasıl değerlendirildiği ele alınmaktadır.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~3 dakika
arabuluculuk
toplantı
yasal sonuç
yargıtay kararları

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Arabuluculuk Toplantısına Katılmamak ve Hukukî Sonuçları

Zorunlu veya ihtiyari (zorunlu olmayan) arabuluculuk sürecinde, tarafların uyuşmazlığın çözümü adına ilk toplantıya katılması beklenmektedir. Kanun koyucu, özellikle dava şartı niteliği taşıyan (zorunlu) arabuluculuklarda tarafların toplantıya katılımını teşvik etmek amacıyla mazeretsiz katılmama hâlini çeşitli yaptırımlara bağlamıştır. Aşağıda, arabuluculuğa ilişkin katılmama hâllerinin sonuçları, sorularınız doğrultusunda incelenmiştir.


1. Arabuluculuk Toplantısına Mazeretsiz Katılmamak Hangi Yasal Sonuçları Doğurur?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk arabuluculuk toplantısına katılmaması hâlinde, arabuluculuk faaliyetinin sona ermesini düzenler. Bu durum “son tutanak”ta belirtilir ve katılmayan taraf kısmen veya tamamen haklı olsa dahi kanunun öngördüğü çeşitli yaptırımlara tabi tutulur. Ancak Anayasa Mahkemesi kararında, bu yaptırımların adil dengeyi bozduğu ve orantısız bir sınırlamaya neden olduğu sonucuna ulaşmış ve iptal kararı vermiştir..

Atıf:
Anayasa Mahkemesi, E. 2023/160 K. 2024/77 T. 14.03.2024
(Belge linki)
Kararda, "mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan tarafın yargılama giderlerinden tümüyle sorumlu tutulmasının ve vekâlet ücretinin tamamından yoksun bırakılmasının kişilere aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkı ve mahkemeye erişim hakları arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozduğu ve bu itibarla orantısız bir sınırlamaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır." denilmiştir.

Katılmayan tarafın kim olduğunun açıkça son tutanakta belirtilmesi de zorunludur.


2. Hangi Durumlarda Arabuluculuk Toplantısına Katılmama Mazeretli Sayılır?

Kanunda “geçerli mazeret” kavramı açıkça tanımlanmamıştır; ancak genel çerçevede:

  • Toplantıya davetin usule uygun yapılmaması (örneğin tarafın bilgilendirilmemesi veya yanlış tebligat),
  • Tarafın katılmasını engelleyecek ciddi sağlık sorunu, mücbir sebep veya benzeri zorunlu hâller,
  • Arabulucuyla veya toplantı yeri/saatiyle ilgili haklı itirazlar,

geçerli mazeret sayılabilecek durumlardandır. Mazeretli sayılabilmek için arabulucunun veya arabuluculuk bürosunun usulünce bildirim yapması ve tarafın bu durumu derhal bildirerek ispat etmesi önemlidir.

Atıf:
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1725 K. 2023/525 T. 02.05.2023
(Belge linki)
Burada, katılmayan tarafın geçerli bir mazeretinin olup olmadığını değerlendirirken “arabuluculuk toplantı yer ve zamanından haberdar” edilip edilmediğinin altı çizilmiştir. Kişi hiç haberdar edilmemişse mazeretsiz katılmamadan söz edilemez.


3. Zorunlu Olmayan Arabuluculuk Süreçlerinde Toplantıya Katılmamanın Sonuçları Farklı mıdır?

Zorunlu arabuluculuk (dava şartı) kapsamına girmeyen uyuşmazlıklarda, taraflar ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir. Bu durumda, kanun hükmü uyarınca “geçerli bir mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmamak” hakkında düzenlenen ağır yaptırımlar (tüm yargılama giderlerinden sorumlu olma, vekâlet ücretinden yoksun kalma) her zaman aynı katılıkta uygulanmayabilir. Çünkü ihtiyari arabuluculukta taraflar dilerse süreci başlatır, dilerse devam etmek istemez; bu süreç zorunlu olmadığından toplantıya katılmamanın yaptırımı genellikle taraflar arasındaki anlaşmaya veya yargılama sürecinde mahkemenin takdirine bağlıdır.

Atıf:
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/286 K. 2021/810 T. 29.11.2021
(Belge linki)
Bu kararda, “zorunlu arabuluculuğa tabi olmayan” uyuşmazlıklarda, tarafların toplantıya katılmasının kanunen mecburi olmadığı, dolayısıyla katılmamanın her zaman mazeretsiz katılmama şeklinde değerlendirilip yaptırım doğurmayabileceği belirtilmiştir.

Böylece, zorunlu arabuluculuk ile ihtiyari arabuluculuk süreçleri arasında katılmama hâllerinin sonuçları açısından farklar mevcuttur. Zorunlu (dava şartı) olan arabuluculukta, mazeretsiz katılmama hâlinde yasanın öngördüğü yaptırımlar daha serttir. İhtiyari arabuluculukta ise süreç tamamen tarafların iradesine dayalı olduğundan, katılmama durumunun yaptırımı da buna göre hafifleyebilir veya söz konusu olmayabilir.