Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Belirsiz Alacak Davası Hakkında Emsal Kararlar Eşliğinde Değerlendirme
Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 107. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Söz konusu dava türü, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyemediği veya belirlemesinin beklenemeyeceği hallerde başvurulabilecek önemli bir hukuki imkândır. Aşağıda, bu davanın hangi durumlarda açılabileceği, alacak miktarının nasıl belirleneceği, talep artırma (talep belirtme) süresi ve HMK 107. maddesinin genel çerçevesi, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/361 K. 2022/936 T. 14.12.2022 tarihli karar (link) başta olmak üzere bazı emsal içtihatlar ışığında cevaplanmaktadır.
1) Belirsiz alacak davası hangi durumlarda açılabilir?
6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi, belirsiz alacak davasının açılabilmesi için “davanın açıldığı tarihte alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin beklenememesi ya da bunun imkânsız olması” şartını öngörür.
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/361 K. 2022/936 T. 14.12.2022 tarihli kararında (link), HMK 107. maddenin lafzına atıfla, “davacının, alacağının miktarını dava tarihinde tespit edebilecek durumda olmaması veya ancak yargılama sırasında karşı taraftan elde edilecek bilgi-belgelerle bu belirlemenin yapılabilecek olması” hâlinde belirsiz alacak davası yoluna gidilebileceğini vurgulamıştır.
Bu anlamda belirsiz alacak davası özellikle:
- Tedavi gideri, destekten yoksun kalma, manevi zarar gibi zarar veya alacağın kesin belirlenmesinin davanın başında güç olduğu tazminat dosyalarında,
- İşçilik alacakları ya da uzun süreli sözleşmelerden doğan alacaklar gibi ancak bilirkişi incelemesiyle netleşebilen uyuşmazlıklarda,
- Teknik veya finansal detayların, işletme hesaplarının, ticari defterlerin incelenmesiyle ortaya çıkacak alacaklarda
uygulanma alanı bulur.
2) Belirsiz alacak davasında alacak miktarı nasıl belirlenir?
Davanın açıldığı tarihte davacı, asgari bir miktar veya asgari bir değer göstermelidir. Bu miktar, davacının asıl talep sonucu değildir; davanın görülebilmesi için başlangıç niteliğindeki bir rakamdır.
Yargılama sürecinde, karşı tarafın verdiği bilgi veya mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi, defter ve evrak incelemesi gibi tahkikat işlemleri neticesinde alacağın tam ve kesin miktarı belirlenebilir hâle geldiğinde, davacı bu defa talebini netleştirir.
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında da (link), bu husus şöyle ifade edilmiştir:
“(...) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir.”
Dolayısıyla, başlangıçta belirsiz görünen alacak, dava süreci içerisinde somutlaşarak kesinleşir.
3) Belirsiz alacak davasında talep belirtme süresi ne kadar ve sonuçları nelerdir?
HMK 107. maddenin devamında, “alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği durumda hâkim, tahkikat sona ermeden önce davacıya iki haftalık kesin süre verir; bu süre içinde davacı talebini artırarak nihai talebini netleştirir” denilmektedir.
- Eğer davacı, bu kesin süre içinde talebini tam ve kesin olarak belirlemezse, dava, başlangıçta belirtilen asgari miktar üzerinden görülmeye devam eder.
- Talebin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir. Yani bu tür dava, davacıyı zamanaşımı ve taleple sınırlı kalma riski bakımından avantajlı kılar.
4) Belirsiz alacak davası ile ilgili HMK 107. madde neyi düzenlemektedir?
HMK 107, belirsiz alacak davasının koşullarını, usulünü ve taleple ilgili genişletme imkânını düzenler. Buna göre:
- Davacının, dava açarken alacağın miktarını tam belirleyememesi veya belirlemesinin beklenememesi gerekir.
- Hukuki ilişki (alacağın dayanağı) belirtilmelidir.
- En azından asgari bir alacak miktarı veya değeri gösterilmelidir.
- Alacağın tam olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim iki haftalık kesin süre vererek davacıya son talebini bildirme hakkı tanır.
- Eğer bu süre içinde talep netleştirilmezse, dava asgari değer üzerinden sonuçlandırılır.
- Bu yöntemle, davacı “iddianın genişletilmesi yasağına” takılmadan talebini artırabilir.
Yine Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında (link), 107. maddenin öngördüğü bu koşullara ayrıntılı şekilde yer verilmiş; özellikle “dava sürecinde ortaya çıkacak bilgiler neticesinde alacağın tam miktarının belirlenmesinin mümkün olması hâlinde, davacının talebini artırma hakkı olduğu” açıkça belirtilmiştir.
Sonuç
- Belirsiz alacak davası, alacağın başlangıçta kesin olarak tespit edilemediği veya edilmesinin beklenemeyeceği durumlarda başvurulan bir dava türüdür.
- Alacaklı, dava dilekçesinde en azından asgari bir tutar göstermek zorundadır.
- Karşı tarafın ibraz edeceği belgeler veya mahkemece yürütülen inceleme sonrasında alacağın kesin tutarı tespit edildiğinde, tahkikat aşaması bitmeden davacı talebini netleştirebilir ve artırabilir. Bu da iddianın genişletilmesi yasağının dışında özel bir istisnadır.
- HMK 107, süreç içinde alacağın belirlenecek kısmı için davanın başında hak kaybına uğramamak ve işleyecek zamanaşımı riskine karşı davacıya koruma sağlamaktadır.
Atıf Yapılan Emsal Karar:
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/361 K. 2022/936 T. 14.12.2022
[Karar metnine ulaşmak için bkz.
https://app.dejure.ai/dokuman/0d38435d-cf1d-4187-bf8d-c204263cfeb4]