Blog

Belirsiz Alacak Davasına İlişkin Değerlendirme

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.107, belirsiz alacak davası için gerekli olan şartları belirler. Bu makalede, belirsiz alacak davası açmanın şartları, belirsiz alacak davası ile ilgili diğer önemli hükümler hakkında bilgi verilmiştir.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~3 dakika
belirsiz alacak davası
hukuk muhakemeleri kanunu
değerlendirme

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

BELİRSİZ ALACAK DAVASINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

1. Belirsiz Alacak Davası Açmak İçin Alacağın Miktarının Dava Açıldığı Tarihte Tam ve Kesin Olarak Belirlenememesinin veya Bunun İmkânsız Olmasının Ne Gibi Durumları Kapsaması Gerekir?

HMK m. 107 uyarınca, davanın açıldığı tarihte davacının alacak miktarını yahut değerini “tam ve kesin” olarak belirlemesinin beklenemeyeceği veya imkânsız olduğu hallerde, belirsiz alacak davası açılabilir. Burada “davacının kendisinden beklenemeyecek” hâl, genellikle alacağın miktarını teknik, hukuki veya finansal belirsizlikler nedeniyle belirleyememeyi ifade eder. Örneğin, işçilik alacaklarında ücret, kıdem ya da fazla mesai miktarı delillerle netleştirilmediği sürece davacı tarafından başlangıçta kesin şekilde hesaplanamayabilir.

Bu hususa ilişkin Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/361 K. 2022/936 T. 14.12.2022 kararı, [https://app.dejure.ai/dokuman/0d38435d-cf1d-4187-bf8d-c204263cfeb4]
özetle, belirsiz alacak davasının amacının, alacağın dava açıldığı tarihte tam miktarının tespitinin davacı bakımından güç olduğu hâllerde, davacıyı usulî açıdan korumak olduğunu vurgulamaktadır.

2. Hâkim Tarafından Verilen İki Haftalık Kesin Süre İçinde Talep Tam ve Kesin Olarak Belirlenmezse Ne Olur?

Belirsiz alacak davasına özgü bir kural olarak, HMK m. 107/2 gereğince:

“Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.

Yani davacı, hâkimin verdiği kesin süre içinde alacağın nihai miktarını bildirmezse, artık mahkeme davanın ilk belirtilen asgari değer üzerinden karar verir. Bu konuda 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/24653, K. 2022/6020 T. 28.03.2022 kararı,
[https://app.dejure.ai/dokuman/38aaffa5-0566-435e-89da-c829da244c88]
belirsiz alacak davasında iki haftalık kesin sürenin önemini ve bu sürede belirleme yapılmazsa kararın, başlangıçta belirtilen asgari değer üzerinden verileceğini açıkça ifade etmektedir.

3. Belirsiz Alacak Davası Hangi Tür Davalar İçin Daha Uygundur?

Uygulamada özellikle,

  • İşçilik alacakları (fazla mesai, kıdem, ihbar vb.),
  • Trafik kazasına dayalı tazminat tutarlarının teknik incelemeyle netleştiği haller,
  • Haksız fiil tazminatları (bedensel zararın tedavi giderlerinin tam kestirilemediği durumlar),
  • Sigorta veya maddi hasar gibi unsurların yargılama aşamasında netleşebileceği konular,

gibi, davacının dava açıldığı anda hak ettiği miktarı hesaplamasının zor olduğu davalarda belirsiz alacak davası sık tercih edilmektedir. Aynı zamanda, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/62 K. 2022/1048 T. 13.12.2022 kararı,
[https://app.dejure.ai/dokuman/402fe744-9971-4905-acdc-7e26bbfda570]
mahkeme uygulamasında belirsiz alacak davasının özellikle talep miktarının başlangıçta bilinmesinin güç olduğu uyuşmazlıklar için “daha uygun ve pratik bir yol” olduğunu belirtmiştir.

4. İddianın Genişletilmesi Yasağına Tabi Olmaksızın Talebi Tam ve Kesin Olarak Belirleme Ne Anlama Gelir?

Dava açıldıktan sonra normalde iddianın genişletilmesi yasağı (HMK m.141) devreye girer; taraf, ileri sürdüğü talepleri kural olarak artıramaz veya değiştiremez. Ancak HMK m.107/2 hükmü, belirsiz alacak davası bakımından istisna yaratır. Davacı, hakim tarafından verilen kesin süre içinde talep miktarını artırdığında, bu artırma “iddianın genişletilmesi” sayılmaz ve ayrıca karşı tarafın rızası da aranmaz.

Bu özel hükme dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/759 K. 2024/333 T. 07.02.2024 kararı,
[https://app.dejure.ai/dokuman/9e7f2945-34c9-470d-a889-e93f95639654]
davacının, tahkikat esnasında alacak kalemlerinin netleşmesiyle birlikte, iddianın genişletilmesi yasağı söz konusu olmaksızın talebini artırabileceğini; bu noktada kanunun davacıya, hak kaybı olmaksızın dava değerini artırma avantajı tanıdığını ifade etmektedir.


Sonuç

  1. Belirsiz Alacak Davası, alacağın dava açıldığı tarihte tam ve kesin belirlenmesinin beklenemediği ya da bu belirlemenin imkânsız olduğu durumlarda açılır.
  2. Hâkim, alacağın miktarı kesinleşinceye dek tahkikat sona ermeden iki haftalık kesin süre verir; bu sürede davacı talebini kesin olarak bildirmezse, ilk bildirdiği miktar üzerinden karar verilir.
  3. İşçi alacakları, tazminat ve sigorta gibi zarar miktarının başlangıçta netleşemediği uyuşmazlıklar genelde belirsiz alacak davalarına elverişli örneklerdir.
  4. İddianın genişletilmesi yasağının istisnası olarak, belirsiz alacak davasında talep miktarını artırma hakkı mevcuttur ve bunun için ayrıca karşı tarafın iznine veya yeni bir dava açılmasına gerek yoktur.