Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Bir Kullanıcının Platforma Yönelik Hakaret İçeren Paylaşımlarının Emsal Kararlara Göre Hukuki Değerlendirmesi
Bu metinde, özellikle çevrimiçi platformlarda kullanıcıların hakaret niteliği taşıyan paylaşımlarının hukuki sınırlarının nasıl çizildiği, hangi ölçütlerle değerlendirildiği ve haksız banlama (platformdan haksız uzaklaştırma) durumunun hakaret suçu bakımından etkilerinin neler olabileceği, Yargıtay ve yerel mahkeme kararlarından hareketle incelenmektedir.
1. Haksız Ban Sonrasında Platforma Yönelik Hakaret İfadelerinin Hukuki Değerlendirmesi
Platformlar kullanıcı sözleşmelerine aykırı davranış ya da topluluk kurallarının ihlali sebebiyle kimi zaman kullanıcıları banlama yoluna gidebilir. Fakat bu işlemin hukuka uygunluğu veya haklılığı tartışmalı olabilir. Haksız banlanmış olduğunu düşünen bir kullanıcının platforma yönelik sert eleştirileri, hakaret suçu kapsamında yargıya intikal edebilmektedir.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/9965, K. 2023/19185, T. 31.05.2023 kararında (https://app.dejure.ai/dokuman/67db8fa4-aeb9-4530-bec3-637a03abdb21) sanığın sosyal medya üzerinden hakaret içerikli ifadeler kullanması “kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleme kastı” açısından değerlendirilmiş ve platformun (veya muhatabın) haksız bir eylemi olsa dahi, kullanılan ifadelerin sırf ağır eleştiri değil açıkça hakaret niteliğinde olması durumunda cezalandırılabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla haksız banlama, hakaret suçunu ortadan kaldırmaz; ancak failin cezasında “haksız fiil nedeniyle tepki gösterme” (TCK m.129) kapsamında indirim sebebi olup olmadığı değerlendirilebilir.
Bu doğrultuda, bir kullanıcı haksız banlandığını düşünse bile, platformu hedef alan sözlerinin küçük düşürücü, onur ve saygınlığı rencide edici boyuta varmaması; ifade özgürlüğü sınırları içinde kalması gerekir. Aksi hâlde hakaret suçu sorumluluğu doğabilir.
2. “Ailevi Küfürler” ve Cezai Sonuçlara Etkisi
Hakaret suçuna konu olan ifadelerde “ailevi küfür” veya genel olarak ağır sinkaf ve aşağılayıcı üslup bulunması, çoğu zaman yaptırımın artmasına yahut suçun nitelikli hâlinin uygulanmasına yol açabilir. Zira “ailevi değerleri hedef alan hakaretler” çoğunlukla daha ağır içerik olarak görülmektedir.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/9965, K. 2023/19185, T. 31.05.2023 (https://app.dejure.ai/dokuman/67db8fa4-aeb9-4530-bec3-637a03abdb21) emsalinde yer alan “Topu ...ya atıp g..tü kurtaramazsınız şer..siz ...” ifadesinde, bel altı veya ailevi boyutu çağrıştıran sövgü cümlelerinin cezalandırılmada doğrudan “hakaret suçunun” unsurunu oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu gibi ağır ve ailevi yönden saldırı içeren ifadelerin varlığı, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması konularında da yargı mercilerinin “nitelikli hakaret” yönünde değerlendirmelerine yol açabilmektedir.
Dolayısıyla “ailevi küfürler” içerdiği için söz konusu paylaşımların kaba eleştiri sınırını çokça aştığı kabul edilir ve hakim tarafından cezalandırılma eğilimi artar.
3. İfade Özgürlüğü ile Hakaret Suçu Arasındaki Sınır
Kullanıcıların platformlara yönelik paylaşımlarında, Anayasa ve AİHS güvencesi altında bulunan “ifade özgürlüğü” (eleştiri hakkı) ile “onur, şeref ve saygınlığı koruma” arasındaki denge dikkatle gözetilir. Mahkemeler; “kullanılan sözler somut bilgilendirme veya eleştiri niteliğinde mi, yoksa salt hakaret içeren bir saldırı mı?” sorusunu yanıtlamaktadır.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/11050, K. 2023/18623, T. 18.05.2023 (https://app.dejure.ai/dokuman/7bcc87c7-9fed-4f26-b46d-dee2a867f83f) kararında, sosyal medya paylaşımlarının “demokratik toplumun gelişimi ve bireyin özgüveni açısından önemli olduğu, bu sebeple yer yer keskin üsluba da izin verebileceği” ifade edilmiştir. Ancak paylaşılan içeriğin “somut olgu isnadı veya ağır sövme” şeklinde hakaret düzeyine ulaştığı tespit edilirse TCK m.125 uyarınca cezai sorumluluk doğmaktadır.
- Aynı şekilde “iftira” boyutunda (gerçek dışı olgu isnadı) bir açıklama varsa bu da bambaşka bir suç tipine girebilecektir.
Kısacası eleştiri sınırı, kamunun ilgisini çeken konularda bir nebze abartı veya keskin ifade kullanımına izin verse de “onur kırıcı, alenî biçimde aşağılayıcı, toplumsal itibar zedeleyici beyanlar” hakaret olarak nitelendirilir.
4. Hakaret Olarak Kabul Edilmede İçeriğin ve Toplum Algısının Önemi
Paylaşımların içeriği ve toplumdaki algısı, hakaret suçunun varlığının belirlenmesinde kritik rol oynar. Mahkemeler sıklıkla şu ölçütleri dikkate alır:
- Sözlerin Kapsamı ve Aşağılayıcılık Unsuru: Hakaret niteliği taşımak için “öznel yorum” düzeyini aşarak kişinin (yahut platformun) itibarını hedef alan, rencide edici nitelikte sözcükler kullanılması gerekir.
- Herkese Açık Olup Olmaması: Paylaşımın herkese açık bir hesapta, sayfada veya grup ortamında yapılması “aleniyet” unsurunu güçlendirir ve suçu ağırlaştırabilir (TCK m.125/4).
- Kullanılan Dile Bütüncül Bakış: Salt sert eleştiri mi, yoksa ağır hakaret mi içeriyor, bunlar bütüncül değerlendirilir.
- Kişilik Hakları-Zarar Dengesi: Eleştiri özgürlüğüyle korunma altındaki ifade hakkı; ağır ve incitici nitelikte, kişiliğe saldırı boyutuna ulaştığında yerini hakaret olarak nitelendirilmeye bırakır.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14649, K. 2024/5177, T. 23.05.2024 (https://app.dejure.ai/dokuman/491390d0-aabc-44cd-bb23-d3fd9afe83aa) kararında, bir internet sitesinde yayınlanan yazı ve yorumların “kısmen eleştirel, kısmen hakaret içeren” nitelikte olduğu saptanmış; mahkeme, “tartışılan meselenin kamusal ilgi taşıması halinde daha geniş ifade özgürlüğü tanınsa da hedef alınan kişinin şeref ve saygınlığının rencide edilemeyeceği” sonucuna varmıştır. Bu çerçevede hangi paylaşımların “kırıcı veya rahatsız edici” düzeyde kalıp ifade özgürlüğü kapsamında görüleceği, hangilerinin hakaret sınıfına gireceği, paylaşımların net içeriği ve toplumdaki etkileriyle birlikte ölçülmüştür.
Sonuç ve Değerlendirme
- Haksız ban alan bir kullanıcının tepkisi dahi olsa platformun veya yöneticilerinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta hakaret içeriyorsa hukuken suç oluşabilir.
- Ailevi küfürler gibi özellikle ağır veya sinkaflı ifadeler, hakaret niteliğini pekiştiren unsurlar olup cezai sonuçları ağırlaştırabilir.
- Eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü, hakaret suçunun ayırt edilmesinde önemlidir. Mahkemeler, eleştiri sınırının aşıldığı noktada suçun oluştuğuna hükmetmektedir.
- İçerik ve toplumdaki algı (aleniyet, ifade üslubu, kullanılan kelimeler) hakaret suçunun oluşup oluşmadığını belirlemede temel ölçütlerdir.
Böylelikle ilgili yargı kararları, kullanıcıların platformlara yönelik yapacakları paylaşımlarda öfke, kızgınlık veya haksızlığa uğrama hisleri olsa dahi bunu ifade biçiminin “ağır küfür veya şahsiyata saldırı” hâline dönüşmemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Kaynak Kararlar / Bağlantılar
-
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14649, K. 2024/5177, T. 23.05.2024
https://app.dejure.ai/dokuman/491390d0-aabc-44cd-bb23-d3fd9afe83aa -
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/9965, K. 2023/19185, T. 31.05.2023
https://app.dejure.ai/dokuman/67db8fa4-aeb9-4530-bec3-637a03abdb21 -
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/11050, K. 2023/18623, T. 18.05.2023
https://app.dejure.ai/dokuman/7bcc87c7-9fed-4f26-b46d-dee2a867f83f
Yukarıda özetlenen ilke ve tespitler, somut olaylarda mahkemeler tarafından “ifade özgürlüğü ve kişilik haklarının korunması” dengesine göre uygulanmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir haksız ban veya benzeri sebeplerle platforma hakaret niteliğinde paylaşımda bulunan kullanıcının cezai ve hukuki sorumluluktan kaçınması güç olacaktır.