Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
YEMİNİN KONUSU VE “BİR KİMSENİN BİR HUSUSU BİLMESİ ONUN KENDİSİNDEN KAYNAKLANAN VAKIA SAYILIR” İFADESİNE İLİŞKİN EMSAL KARARLAR IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 225. maddesi, yemin delilinin hangi vakıalar bakımından kullanılabileceğini ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. İlgili maddenin birinci fıkrası, yeminin konusunun, “davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar” olduğunu belirtir. Söz konusu hüküm, “bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır” ifadesini de içermektedir. Bu ifade, yargı kararlarında ve uygulamada sıklıkla yorumlanmakta ve yemin delilinin hangi durumlarda devreye gireceği konusunda emsal nitelikte değerlendirilmektedir.
Aşağıda, bu konudaki üç temel soruya, emsal kararlara atıf yapmak suretiyle yanıt verilecektir.
1. Mahkeme Kararlarında “Bir Kimsenin Bir Hususu Bilmesi Onun Kendisinden Kaynaklanan Vakıa Sayılır” İfadesi Nasıl Yorumlanmaktadır?
HMK 225. maddede yer alan “Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır” hükmü, uygulamada şu şekilde yorumlanmaktadır:
- Yemin, “tarafın kendisinden kaynaklanan vakıalar” hakkında teklif edilebilir.
- “Kendisinden kaynaklanan vakıa” ifadesinden, o vakıa hakkında bilgisi, görgüsü, şahsi tasarrufu veya beyanı olan tarafın bu bilgiyi yemin suretiyle doğrulatabilmesi anlaşılır.
- Böylece, taraf bizzat bildiği, fiilen yaşamış olduğu veya kendi eyleminden doğan çekişmeli bir olayı yemin yoluyla ispat yükünü ortadan kaldıracak şekilde beyan edebilir.
Örneğin, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/76 E., 2023/231 K., 20.03.2023 tarihli kararında:
“6100 sayılı HMK.nun ‘Yeminin Konusu’ başlıklı 225. maddesinde; Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır”
şeklinde ifade edilerek, tarafın bilgisi dâhilindeki olgunun yeminle ispatlanabileceğine vurgu yapılmıştır.
(Kaynak: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/76 K. 2023/231 T. 20.03.2023)
Bu yaklaşım, tarafı doğrudan ilgilendiren veya tarafın “bilgisi dâhilinde gerçekleştiği” iddia edilen olayların yemin deliline uygun olduğunu göstermektedir.
2. Yeminin Konusu Olabilecek Vakıaların “Davanın Çözümü Bakımından Önem Taşıyan” ve “Çekişmeli Olan” Nitelikleri Mahkemelerce Nasıl Değerlendirilmektedir?
a) Davanın Çözümü Bakımından Önem Taşıyan Vakıa
Eğer bir vakıa, davanın sonucu üzerinde etkili olacaksa ve o vakıa aydınlatılmadan davanın çözüme kavuşturulması mümkün değilse, “önem taşıyan vakıa” sayılır.
- Bu tür vakıalar, başka delillerle kanıtlanamadığında, yemin deliline başvurma imkânı doğar.
- Mahkemeler, genellikle “ispat yükünün” hangi tarafta olduğuna, ayrıca davadaki çekişmenin varlığına bakarak vakıanın önemine karar verirler.
b) Çekişmeli Olma
Yemin ancak, uyuşmazlık konusu yani “çekişmeli” bir olay veya olgu hakkında kullanılabilir. Eğer taraflar ilgili vakıayı kabul etmişlerse (yani çekişme yoksa), yemin deliline başvurulmasına gerek kalmaz. Çünkü kabul edilen olay zaten ispat yükü gerektirmeyecektir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/612 E., 2025/92 K., 17.01.2025 tarihli kararında şöyle vurgulamıştır:
“6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 inci maddesi ‘(1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.”
(Kaynak: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/612 K. 2025/92 T. 17.01.2025)
Bu karar, çekişmeli olay veya olgunun yemin delili kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini netleştirmektedir.
3. Hangi Tür Davalarda veya Hangi Olaylarda “Bir Kimsenin Bir Hususu Bilmesi” Yemin Konusu Olarak Daha Sık Karşımıza Çıkmaktadır?
Yemin delili, çoğu davada “son çare delili” veya “kesin delil” niteliğinde görülmekte olup, özellikle şu davalarda/olaylarda karşımıza çıkar:
-
Alacak davaları ve sözleşmesel ilişkiler:
- Örneğin, taraflardan birinin “ödeme yapıp yapmadığını” gerçekten bilmesi, makbuz veya belge sunamadığında “yemin” yöntemiyle beyan edilerek ispatlanabilir.
- Burada tarafın “parayı elden aldım mı, almadım mı” gibi şahsi bilgisini yeminle doğrulatması söz konusudur.
-
Ticari defterlerin veya kayıtların eksik olduğu durumlar:
- Ticari davalarda, alacak-borç ilişkisine dair yazılı belge yetersizse, karşı tarafın “farklı delili yoksa” yemin teklif etmesi mümkün olabilir.
-
Sigorta uyuşmazlıkları veya haksız fiil iddiaları:
- Zarara uğrayan tarafın veya diğer tarafın olayı bizzat bildiği, ancak ispat için başka delil sunamadığı hâllerde yemin yoluna gidilmesi görülebilir.
-
Miras uyuşmazlıkları:
- Mirasçının, murisin belirli bir taahhütte bulunduğunu, ancak bunun belgesinin olmadığı durumlar. Mirasçının “kendisine has bilgilere” dayanarak yemin teklif edebilmesi mümkündür.
Genel olarak, işin ispatı için başka güvenilir delil bulunmayan, fakat taraflardan birinin “olayı şahsi olarak biliyor olması” halinde yemin deliline sıklıkla başvurulur. Davanın “çekişmeli” ve “önemli” hususu bu şahsi bilgi dâhilinde ise, HMK 225. maddede belirtilen şartlar dâhilinde yemin kullanılabilir.
Sonuç
- “Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır” ifadesi, HMK 225 gereğince tarafın yeminle beyan edebileceği konunun, kendi bilgi alanında bulunmasını ifade eder.
- Yeminin konusu, mutlaka davanın çözümü için gerekli ve “çekişmeli” bir vakıa olmak zorundadır.
- Bu hususlar, alacak-borç uyuşmazlıklarında, sözleşmesel ilişkilerde, miras ve ticari davalarda yaygın biçimde kendini gösterir.
Emsal kararlar da göstermektedir ki yemin delilinin işlerlik kazanabilmesi için tarafın bilgisinde olan ve davayı doğrudan etkileyen bir vakıa hakkında çekişme bulunması aranır; işte “bir kimsenin bir hususu bilmesi” şeklindeki tanımlama, tam da bu koşulu ifade eder.