Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Birleşik Davalarda Manevi Tazminat Taleplerinin Değerlendirilmesi
Birden fazla davanın aynı dosyada birleştirilerek görülmesi (birleşen davalar), uygulamada özellikle hukuki ve fiilî irtibat bulunan uyuşmazlıkların daha hızlı ve kapsamlı çözümü açısından önemlidir. Bununla birlikte, birleşen davalarda manevi tazminata ilişkin taleplerin nasıl değerlendirileceği ve farklı davalılara farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedilip hükmedilemeyeceği tartışma konusu olmaktadır. Aşağıdaki sorular bağlamında, yargı uygulamasında öne çıkan ilkeler ile emsal kararların nasıl bir çerçeve çizdiğini inceleyeceğiz.
1. Birleşik davalarda manevi tazminat talepleri davalılar için gerçekten ayrı ayrı değerlendirilebilir mi?
Uygulamada, birleşen davalar her ne kadar tek bir dosya altında yürütülse de aslında başlangıçta açılmış olan davalar bağımsızlıklarını korurlar. Bu durum, her bir davanın (davalı bazında da) ayrı bir talep içerebilmesine ve ayrı bir karara konu olabilmesine imkân tanır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2019/1168 K. 2022/62 T. 19.01.2022 tarihli kararında da birleşen davaların “tek bir dava imiş gibi hüküm kurulmasının” hukuka aykırı olabileceğine dikkat çekerek, her davanın birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
“...Mahkemece asıl ve birleşen davalar tek bir dava imiş gibi hüküm kurulup... Oysa birleşen davalar bağımsızlıklarını koruduğundan her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir...”
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2019/1168 K. 2022/62 T. 19.01.2022)
Karar metni için bkz.
Bu yaklaşım, manevi tazminat taleplerinin her davalı yönünden ayrı ayrı ele alınabileceğini ve her birleşen davanın kendi bütünlüğü içinde incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
2. Aynı birleşik davada, farklı davalılara farklı manevi tazminat miktarlarına hükmedilebilir mi?
Emsal kararlarda, manevi tazminatın her davalının kusur durumu, fiilin ağırlığı, zarar görenin yaşadığı acı/elem derecesi ve tarafların ekonomik-sosyal durumları ışığında ayrı ayrı değerlendirilebileceği ortaya konmuştur. Özellikle bir kısım davalıların kusurunun daha fazla veya daha az olması, ya da davalılardan biri bakımından kanuni sorumluluk veya poliçe limiti gibi sınırlamalar bulunması nedeniyle farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür.
Örneğin, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4244 K. 2024/4215 T. 10.12.2024 tarihli kararında; (bir asıl davaya eklenen) birleşen dosyada, birden fazla davalının sorumlu olduğu bir olayda manevi tazminatın her davacı için farklı miktarlarda ve her davalı yönünden farklı sorumluluk payları esas alınarak belirlendiği görülmüştür:
“...olayın oluş şekli, manevi tazminatın caydırıcılık fonksiyonu, tarafların sosyal-ekonomik durumları ve kusur dereceleri dikkate alınarak farklı davacılar için farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedilmesi isabetli bulunmuştur...”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4244 K. 2024/4215 T. 10.12.2024)
Karar metni için bkz.
Bu karar, aynı davada her bir davalının kusuru ve eylemin ağırlığı farklı ise, bu farklılığın manevi tazminat tutarına da yansıtılabileceğini göstermektedir.
3. Manevi tazminatın davalılara göre ayrı ayrı değerlendirilmesinde mahkemeler hangi kriterleri dikkate alıyor?
Manevi tazminat, bir ceza ya da ekonomik yaptırım niteliğinde değildir; amaç, zarar görenin uğradığı manevi zararı (elem, üzüntü, acı vb.) bir nebze de olsa hafifletmektir. Bu nedenle mahkemeler şu hususlara bakarlar:
- Kusur Oranları: Haksız fiile sebebiyet veren davalının kusurunun derecesi, manevi tazminatın miktarında belirleyicidir.
- Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumu: Manevi tazminat, zarar gören için zenginleşme aracı olmamalı, ancak zararı hafifletecek ve caydırıcı da olabilecek düzeyde olmalıdır.
- Olayın Ağırlığı ve Sonuçları: Olayın ölüm, ağır yaralanma veya uzun süreli tedavi gerektiren bir sakatlıkla sonuçlanması, manevi tazminat miktarını artırıcı etken olarak dikkate alınır.
- Zarar Gören ile Davalı Arasındaki İlişkinin Niteliği: Ölüm veya yaralanma sonucunda davacının duyduğu elem, yakınlık derecesi, özel şartlar vb.
- Hak ve Nesafet Kuralları: Hâkim, takdir hakkını kullanırken hakkaniyeti korumakla yükümlüdür.
Bu kriterleri Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5446 K. 2023/5446 T. 16.05.2023 tarihli bir kararında açıkça görmek mümkündür. Kararda, manevi tazminatın belirlenmesinde olayın oluş şekli, tarafların sosyal-ekonomik koşulları ve kusur oranlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır:
“...manevi tazminatın ölçüsü, tarafların kusur oranı, ekonomik ve sosyal durumları, haksız fiilin ağırlığı ve zararın sonuçları gözetilerek hakim tarafından hak ve nesafet kurallarına uygun biçimde takdir edilmelidir...”
(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5446 K. 2023/5446 T. 16.05.2023)
Karar metni için bkz.
Sonuç
- Birleşik davalarda manevi tazminat talepleri, her ne kadar tek bir dosyada görülse de bağımsızlıklarını koruyan davalar niteliği taşıdığından ayrı ayrı değerlendirilebilir.
- Aynı olaydan kaynaklansa dahi, farklı davalıların sorumluluk dereceleri ve kusur oranları farklı olduğunda, her bir davalıya karşı farklı manevi tazminat miktarları hükmedilmesi mümkündür.
- Mahkemeler, manevi tazminat miktarını belirlerken kusur oranı, tarafların ekonomik-sosyal durumu, olayın ağırlığı ve zararın sonuçları gibi kıstasları dikkate alarak hak ve nesafet ilkesine uygun bir karar vermeye çalışmaktadırlar.
Bu yönleriyle değerlendirildiğinde, birleşik davalarda manevi tazminat istemi, hem davaların bağımsız niteliği hem de her davalının eyleminin birbirinden farklı olması nedeniyle “tek kalemde” değil, her davalı yönünden ayrı ayrı incelenmeli ve hüküm altına alınmalıdır.