Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
DELİL YETERSİZLİĞİNDEN BERAAT KARARLARINA İLİŞKİN EMSAL KARARLAR VE DEĞERLENDİRMELER
Ceza yargılamasında bir sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, suçun her türlü şüpheden uzak bir kesinlikle kanıtlanması gerekir. Deliller yetersiz kaldığında veya “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesinin gereği olarak suçun sabit olmadığı sonucuna varıldığında, mahkemeler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 223/2-e uyarınca “delil yetersizliği nedeniyle beraat” kararı vermektedir. Aşağıdaki sorular, emsal kararlar üzerinden yanıtlanacaktır.
1. DELİL YETERSİZLİĞİ BERAAT KARARLARINDA HANGİ DELİL TÜRLERİ YETERSİZ BULUNDU?
Delil yetersizliğinden verilen beraat kararlarında mahkemeler genellikle şu hususlarda yetersizlik saptar:
- Tanık Beyanlarının Soyut veya Çelişkili Olması: Tanık ifadelerinin, olayın aydınlatılmasına kesinlik katacak boyutta olmaması, çelişkili ya da varsayımlara dayanması.
- Belge ve Teknik Delillerin Eksikliği: Suçlamayı somut biçimde doğrulayacak belge, rapor, uzman incelemesi veya teknik delil elde edilememesi.
- Mağdur/Sanık Beyanlarının Desteklenememesi: Mağdurun iddiasını doğrulayacak yan deliller bulunmaması veya sanığın savunmasının aksini ispat edecek somut verilerin olmaması.
Örnek Karar
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/9531 K. 2025/925 T. 23.01.2025
(Link)
Kararda, “her türlü şüpheden yoksun somut inandırıcı deliller elde edilemediği” gerekçesiyle, somut olayda sadece varsayımlara veya çelişkili tanık ifadelerine dayanarak mahkûmiyet verilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı verildiği belirtilmiştir.
2. “ŞÜPHDEN SANIK YARARLANIR” İLKESİ BU KARARLARDA NASIL UYGULANDI?
“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi (in dubio pro reo), ceza yargılamasının masumiyet karinesinin bir uzantısıdır. Bu ilkeye göre:
- Suç ispatlanırken ortaya çıkan kuşkulu durumlar, mutlaka sanık lehine yorumlanır.
- Mahkeme, sanığın suçlu olduğuna dair kuşkuya mahal vermeyecek derecede ikna olmadıkça mahkûmiyet kararı veremez.
Örnek Karar
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2024/6997 K. 2024/9955 T. 21.11.2024
(Link)
Kararda, “sanığın suç işlediğine dair mahkûmiyete yeterli, kesin ve hukuka uygun delil bulunmadığı, ceza yargılamasında ‘yüksek de olsa bir ihtimal’ üzerine mahkûmiyet verilemeyeceği, bu durumda ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesinin uygulanması gerektiği” vurgulanmıştır.
3. 5271 SAYILI CMK 223/2-E MADDESİ DELİL YETERSİZLİĞİ BERAATİNİ NASIL DÜZENLİYOR?
- CMK 223/2-e bendinde, “yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” hüküm altına alınmıştır.
- Uygulamada bu fıkra, “delil yetersizliği” halinde beraat verilmesini ifade eder.
- Mahkeme, sanığın suçu işlediği konusunda yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi durumunda, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini de gözeterek beraat kararı kurar.
Madde Metni (Öz)
CMK m. 223/2-e: “Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması halinde, beraat kararı verilir.”
SONUÇ
- Delil yetersizliğiyle verilen beraat kararlarında, somut ve kesin nitelikte delil bulunmaması, çelişkili veya soyut tanık anlatımları, yan delillerin eksikliği önemli rol oynar.
- “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, kuşkunun sanık lehine sonuçlanmasını zorunlu kılar; varsayımlara dayalı veya kuşkulu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemez.
- CMK 223/2-e maddesi, delil yetersizliği nedeniyle beraat kararının yasal dayanağıdır. Mahkeme, suçun sabit olmadığı kanaatine vardığında bu madde uyarınca beraate hükmeder.
Bu prensipler, ceza yargılamasında adil yargılanma ve masumiyet karinesinin korunması bakımından hayati önemdedir. Emsal kararlar da göstermektedir ki, mahkûmiyet kararının dayanağı, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller olmalıdır; aksi hâlde delil yetersizliği sebebiyle beraat etmek, evrensel hukuk ilkelerinin doğal sonucudur.