Blog

Dolandırıcılık Suçunda Hileli Davranış, Borcun Ödenmemesi ve Haksız Kazanç İlişkisi

Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinde tanımlanmaktadır. Uygulamada mahkemeler, özellikle üç temel unsuru arar: hileli davranış, mağdurun yanılması ve failin haksız menfaat temini. Bu makale, hileli davranış kavramı, borcun ödenmemesi ve haksız kazanç arasındaki ilişkiyi aydınlatırken, emsal kararlarını da kullanır.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~4 dakika
dolandırıcılık
hileli davranış
borç
haksız kazanç
emsal karar

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

DOLANDIRICILIK SUÇUNDA HİLELİ DAVRANIŞ, BORCUN ÖDENMEMESİ VE HAKSIZ KAZANÇ İLİŞKİSİ

Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak” şeklinde tanımlanmaktadır. Uygulamada mahkemeler, özellikle üç temel unsuru arar:

  1. Hileli (kandırıcı) davranış,
  2. Mağdurun bu hile nedeniyle yanılması (irade sakatlığı),
  3. Failin haksız menfaat temin etmesi (veya mağdurun zarara uğraması).

Aşağıdaki açıklamalar, “hileli davranış” kavramı, borcun ödenmemesi hâlinde suçun nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve mağdurun aldatılması ile failin haksız kazanç elde etmesi arasındaki ilişki bakımından öne çıkan hususları, emsal kararlara atıfla ortaya koymaktadır.


1. “Hileli Davranış” Kavramı ve Mahkeme Kararlarındaki Tanımı

Hile, basit bir yalan veya tek başına borç ilişkisini aşan, “mağdurun iradesini sakatlayacak yoğunlukta” olmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, “basit yalan ile hile”yi ayırt etmekte ve dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için “failin ısrarlı, ustaca, mağdurun denetim imkânını ortadan kaldıran planlı bir aldatma düzeni” (mizansen) kurmuş olmasını aramaktadır.
Örneğin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/424, K. 2020/45, T. 30.01.2020 sayılı kararında (
https://app.dejure.ai/dokuman/5e1988ad-502f-40ce-8a5e-f7ed173356ae
) şu şekilde vurgulanmıştır:

“Mal varlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla aldatıp, onun aleyhine menfaat elde etmesi gerekir. Basit yalan, hile boyutuna ulaşmaz.”

Benzer şekilde, Yargıtay 2. Ceza Dairesi de bir kararında şu ifadeyi kullanmıştır:

“Sanığın başından beri mağdurun iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı şekilde devam eden, basit yalanı aşan ustaca planlayıp sergilediği davranışlar, hileli davranış kabul edilmelidir.”


2. Borcun Ödenmemesi Durumunda Dolandırıcılık Suçundan Nasıl Ayrım Yapılır?

Bazen uyuşmazlık, mevcut bir borcun ödenmemesinden ibaret olabilir. Her borcun ödenmemesi durumu tek başına dolandırıcılık sayılmaz. Mahkemeler, “borç ilişkisi” mi yoksa “en başından beri kandırma kastıyla hareket etme” mi olduğunu araştırır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı ilke kararı çerçevesinde (uygulamada hâlen yerleşik niteliktedir):

“Önceden doğmuş bir borç için, sonradan ödememe kasdıyla basit davranışlar sergilemek tek başına dolandırıcılık oluşturmaz. Çünkü zarar, aldatma (hile) sonucu doğmayabilir.”

Örneğin, Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/21351, K. 2023/7001, T. 26.10.2023 (
https://app.dejure.ai/dokuman/caa91ee7-276a-4c2b-afa9-cc6879823927
) sayılı kararında, özetle:

“...Önceden doğmuş borç için hileli davranışlar daha sonra yapılsa da o borç, hileden dolayı ortaya çıkmamış olduğundan dolandırıcılık oluşmaz.”

Dolayısıyla “mevcut borcun normal yollarla tahsil edilememesi”, “senedin ödenmemesi” veya “karşılıksız çek” gibi haller her zaman dolandırıcılık değildir. Suçun oluşabilmesi için başlangıçtan itibaren karşı tarafın aldatılmasına yönelik hileli söylem ve eylemlerin var olup olmadığı aranır.


3. Mağdurun Aldatılması ile Failin Haksız Kazanç Elde Etme Amacı Arasındaki İlişki

Dolandırıcılık suçunda, mağdurun kandırılması ile failin haksız bir kazanç elde etmesi doğrudan bağlantılıdır. Mahkeme kararlarında şu hususlar vurgulanır:

  • Failin hileli hareketleri, mağdurun rızasını sakatlayacak nitelikte olmalıdır.
  • Bu hileli davranışlar yüzünden yanılan mağdur, failin ya da bir üçüncü kişinin menfaatine olacak şekilde para veya mal veya maddi kıymet teslim eder yahut bir “borç” veya “yükümlülük” altına girer.
  • Failin kastı, en baştan itibaren bu hileyi planlayıp mağduru aldatmak ve haksız kazanç elde etmek yönünde olmalıdır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/32095, K. 2021/2894, T. 11.03.2021 (
https://app.dejure.ai/dokuman/f0f4256a-0a52-497d-acff-4fc1082dd9a9
) sayılı kararda, failin güya “çok kârlı bir iş” yapacağı, “suudi arabistanlı misafirleri” olduğu vb. vaadlerle mağduru ikna etmesi ve en baştan ödeme yapmamayı planlaması “hileli davranış” olarak görülmüş; böylece hem aldatma hem de haksız menfaat öğeleri birlikte gerçekleştiğinden suç oluşmuştur.


Sonuç

  • Hileli davranış: Basit yalanı aşarak mağdurun iradesini sakatlayacak, ustaca ve planlı şekilde gerçekleştirilen yanıltıcı, aldatıcı davranışlardır.
  • Borcun ödenmemesi tek başına dolandırıcılık sayılamaz; önceden var olan bir borcun normal yollarla tahsil edilememesi genellikle hukukî uyuşmazlık niteliğindedir. Suçun oluşması için, borcun veya zararın bizzat hileli tutum sonucu meydana gelmesi gerekir.
  • Dolandırıcılıkta mağdurun aldatılması ile failin haksız menfaat sağlaması arasında sıkı bir bağlantı vardır. Mağdur, failin hileli eylemine kanmasaydı bu mal veya parayı verme yönünde irade açıklamayacaktı.

Bu yönleriyle mahkeme kararları, dolandırıcılık suçu bakımından “hileli davranışların niteliğini”, “borcun basit tahsil edilememesi durumuyla ayrımı” ve “mağdurun kandırılması ile failin kazancı arasındaki ilişkiyi” vurgulayarak suçun sınırlarını belirlemektedir.


KAYNAKÇA / EMSAL KARARLAR

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/424, K. 2020/45, T. 30.01.2020,
    https://app.dejure.ai/dokuman/5e1988ad-502f-40ce-8a5e-f7ed173356ae
  2. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/21351, K. 2023/7001, T. 26.10.2023,
    https://app.dejure.ai/dokuman/caa91ee7-276a-4c2b-afa9-cc6879823927
  3. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/32095, K. 2021/2894, T. 11.03.2021,
    https://app.dejure.ai/dokuman/f0f4256a-0a52-497d-acff-4fc1082dd9a9
  4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.03.1998 T. ve 6/8-69 (Önceden doğan borç ilişkisiyle ilgili dolandırıcılık değerlendirmesi).

Bu kararlar, hileli davranış kavramının kapsamını, borç ödenmemesinin her zaman suç oluşturmayacağını ve dolandırıcılık suçunda mağdurun aldatılması ile failin haksız menfaat temini arasındaki zorunlu bağlantıyı açıklayan temel örnekler olarak öne çıkmaktadır.