Blog

HAGB Uygulamasında Sanığın Rızası Zorunlu mu? Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme

HAGB uygulamasında sanığın rızası zorunlu mu? Bu yazıda, HAGB uygulamasında sanığın rızasının zorunlu olduğu durumlar, yargısal kararlarının örnekleri ve bu konuların pratik uygulamada nasıl değerlendirildiği ele alınmaktadır.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~5 dakika
HAGB
sanık rızası
yargıtay kararları

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Sanığın Rızası

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 231. maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB); ilk defa kasıtlı bir suçtan mahkûm olan, belirli şartları yerine getirmesi beklenen ve belli koşulları sağlayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuçlarının ertelenmesini öngören bir kurumdur. Aşağıda, HAGB’nin sanık rızasıyla ilgili önemli noktaları ve bu çerçevede uygulamaya yön veren içtihatlardan örnekler sunulmaktadır.


1. HAGB Uygulaması İçin Sanığın Rızası Aranmak Zorunda mıdır?

22/07/2010 tarihinde 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine eklenen “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” hükmü (CMK md. 231/6-c son cümle) ile HAGB kararı verilebilmesinde sanığın rızası aranan bir şart hâline gelmiştir. Bu düzenlemeye göre:

  • Sanık, HAGB’yi kabul etmediğini açıkça beyan ederse mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veremez.
  • Sanığın susması veya açıkça rıza göstermemesi uygulamada rıza yokluğu şeklinde değerlendirilip mahkemece HAGB uygulanmayabilir. Ancak pek çok yargı kararında, sanığın açıkça reddetmediği ve diğer şartların bulunduğu durumlarda HAGB uygulanabileceği ifade edilmiştir.

Örneğin:

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/9955 K. 2023/23417 T. 31.10.2023
(Karar metni)
“Mahkemece sanığın rızası olup olmadığı hususu açıkça sorulmadan HAGB kararı verildiği, kanun hükmü uyarınca sanığın bu yönde kabulü olmaksızın HAGB uygulanamayacağı anlaşıldığından, itirazın kabulü gerektiği…”

Aynı şekilde:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2019/8520 K. 2020/4263 T. 27.02.2020
(Karar metni)
“Sanığın açıkça rızası aranmadığında HAGB kararı verilemeyeceği…”

Dolayısıyla 2010 yılındaki kanun değişikliği sonrasında, sanığın kabul iradesi HAGB uygulaması bakımından zorunlu bir koşul hâline gelmiştir.


2. Sanık, HAGB Rızasını Verdikten Sonra Bu Rızadan Vazgeçebilir mi?

HAGB, sanıkla mahkeme arasında -bir bakıma- “şartlı” bir hukuki ilişki doğurur. Sanık savunmasında HAGB’yi kabul ettiğini beyan etse dahi sonrasında, hüküm verilmeden önce –özellikle de savunma aşamasında– rızasından vazgeçtiğini bildirirse, mahkeme HAGB kararı veremez. Zira kanun “sanığın kabul etmemesi hâlinde” diyerek bu irade beyanını hüküm anına değin geçerli kılmakta; vazgeçme (rücu) beyanını yeni bir “kabul etmemesi” şeklinde değerlendirmektedir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/2846 K. 2023/1827 T. 10.04.2023
(Karar metni)
“Sanığın önceki celsede HAGB’yi kabul ettiği görülmekle birlikte, son celsede bunu kabul etmediğini açıkça beyan ettiği, bu durumda yeni beyana itibar edilerek HAGB verilemeyeceği…”

Ancak yargılama aşamalarında ilk olarak HAGB kabul beyanında bulunan sanığın, hüküm verilmeden önce beyanından dönmesi (vazgeçmesi) durumunda -başka bir engel yoksa- mahkeme HAGB kararı vermez. Hüküm kurulduktan sonra ise rızadan dönmek, olağan kanun yolları veya itiraz mercii incelemesi ile değerlendirilir.


3. Sanık ve Avukatının HAGB Rızası Hakkında Farklı Beyanları Olduğunda Hangisi Esas Alınmalıdır?

Yargıtay uygulamasına göre, HAGB kararının niteliği gereği “sanığın şahsına sıkı surette bağlı” bir hak ve yetki söz konusudur. Sanık ile müdafiinin beyanları çatıştığında, kanun “sanığın kabulü” ifadesini kullandığı için sanığın iradesine üstünlük tanınması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, B. 2019/988 T. 29.06.2022
(Karar metni)
“Sanık ile müdafii arasındaki irade çatışmasında, kanun ‘sanığın kabulünü’ aradığından, asıl olan sanığın beyanıdır. Müdafiinin zıt yöndeki beyanına itibar edilemez.”

Yani avukatın, müvekkilinin rızası aleyhine “HAGB uygulanmasın” ya da “HAGB uygulansın” şeklindeki beyanı, vekâletnamede özel yetkisi olsa dahi sanığın beyanıyla çelişiyorsa sanığın isteği esas alınacaktır.


4. HAGB Rızası Vermenin Sanığın Kanun Yollarına Başvuru Hakkı Üzerindeki Etkisi Nedir?

HAGB kararı verildiğinde, mahkûmiyet hükmü açıklanmış sayılmadığından sanık için istinaf veya temyiz yerine itiraz kanun yolu söz konusudur (CMK md. 231/12). HAGB kararına karşı, yalnızca itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Mahkûmiyet kararı açıklandığı takdirde (HAGB olmadığı hâlde), istinaf ve gerekiyorsa temyiz kanun yolları devreye girer.

Dolayısıyla sanık, HAGB rızası beyanıyla aslında olağan kanun yollarının (istinaf/temyiz) getirdiği daha geniş denetim hakkından kısmen vazgeçmektedir. Anayasa Mahkemesi, henüz yargılamanın başında (mahkûmiyet oluşmadan önce) sanığın “HAGB’yi kabul etmesi” suretiyle istinaf hakkından feragat etmesinin hakkaniyet boyutunu eleştirmiş; bu şekildeki feragat beyanının çoğu kez sanığın aleyhine durumlar doğurduğunu ve adil yargılanma güvencesi bakımından sorun oluşturabildiğini belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, B. 2022/19914 T. 14.12.2023
(Karar metni)
“Sanığın hüküm daha açıklanmadan istinaf kanun yolundan feragat etmesi, adil yargılanma hakkı yönünden anayasal geçerlilik koşullarını sağlamayabileceği, itiraz incelemesi yeterli bir denetim sunmadığından hak ihlallerine yol açabildiği…”

Bu bağlamda, sanık HAGB’yi kabul ettiğinde, kanun yolları bakımından daha sınırlı (itiraz) bir yargısal denetim imkânı kalır.


Sonuç

  1. HAGB için sanığın rızası aranır. Sanık kabul etmediğini açıkça bildirirse HAGB kararı verilemez.
  2. Sanık, HAGB’yi ilk aşamada kabul edip sonradan vazgeçerse, “kabul etmemesi” beyanı geçerli olur ve HAGB uygulanamaz.
  3. Sanık ile avukatının beyanları çatışırsa, kanun “sanığın kabulü” ifadesini aradığı için sanığın iradesine üstünlük tanınır.
  4. HAGB’yi kabul eden sanık, istinaf/temyiz yerine itiraz yoluyla sınırlı bir denetime tâbi olur. Bu, daha kısıtlı bir yargısal denetim imkânıdır. Kanun yollarına başvuru hakkı bu şekilde daralmış olur.

Bu ilkeler ışığında uygulamada, mahkemelerin sanığa açıkça “HAGB’yi kabul edip etmediğini” sorup beyanını tutanağa geçirmesi zorunludur. Aksi hâlde, yargılama süreci eksik inceleme veya hatalı uygulamaya düşer.


Emsal Karar Örnekleri

  1. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/12596 K. 2021/10824 T. 20.12.2021
    (Karar metni)
    HAGB için sanık rızasının alınmaması ve/veya sanığın sonradan vazgeçmesi hâlinde kurumun uygulanamayacağı belirtilmiştir.

  2. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2019/8520 K. 2020/4263 T. 27.02.2020
    (Karar metni)
    “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, HAGB verilemez.” hükmünün emredici olduğu ve açıkça rıza arandığı vurgulanmıştır.

  3. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/2846 K. 2023/1827 T. 10.04.2023
    (Karar metni)
    Sanığın önceki kabule rağmen hüküm aşamasında rızadan vazgeçmesi hâlinde HAGB uygulanamayacağı yönünde karar.

  4. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, B. 2022/19914 T. 14.12.2023
    (Karar metni)
    HAGB için yargılama başında istinaf hakkından feragatin adil yargılanma hakkına etkileri ve ortaya çıkan mağduriyetler değerlendirilmiştir.

Yukarıdaki kararlar, HAGB uygulamasında sanığın rızası ve bu rızanın yargılamadaki sonuçlarına dair yol gösterici içtihatlar sunmaktadır.