Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Hırsızlık Suçunda Nitelikli Hâller ve Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme
Hırsızlık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 141 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Suçun temel şekli TCK m.141/1’de açıklanmış; “nitelikli haller” ise TCK m.142 ve devamında sayılmıştır. Aşağıdaki sorular, emsal Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında ayrıntılı şekilde yanıtlanmaktadır.
1. Hırsızlık suçunda, “açıkta bırakılmış eşya” tanımı hangi ölçütlere göre belirlenir ve hangi tür eşyaları kapsar?
TCK 142/1-e maddesinde yer alan “âdet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya” ibaresi, korunması veya sürekli gözetimi zor ve genellikle açık alanda bırakılmış eşyaları ifade eder. Bu tür eşyalarda:
- Malik veya zilyet, sürekli koruma/gözetim imkânına fiilen sahip değildir.
- Eşya, genellikle dış etkenlere açık alanlarda, tarlada, inşaat sahasında, arazide, sokakta, sahil kenarında vb. yerlerde bırakılır.
- Eşyanın “âdet”, “tahsis” ya da “kullanım” gereği açıkta bulunması aranır. Kişisel alışkanlık değil, belli bir kullanım zorunluluğu veya toplumsal/yerel âdet söz konusu olmalıdır.
Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu şu şekilde değerlendirme yapmaktadır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/498 K. 2022/556 T. 15.09.2022
“…âdet veya tahsis ve kullanım gereği açıkta bırakılmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme vb. örneklenebilir…”
https://app.dejure.ai/dokuman/4f713666-ddee-466c-be78-5b28f0e720b7
Örneğin:
- Tarlada bırakılan tarım aleti veya malzeme,
- İnşaat sahasında bulunan demir, çimento vb.,
- Sahil kıyısında bırakılan ağ veya kayık,
- Park veya bahçede kullanımı gereği sürekli dışarıda tutulan araç, gereç gibi eşyalar.
Bu tür eşya kolayca alınabildiğinden kanun koyucu bu hali “nitelikli hırsızlık” olarak kabul etmiştir.
2. Hırsızlık suçunun, kamu kurum ve kuruluşlarında işlenmesi durumunda hangi tür yerler ve eşyalar bu kapsamda değerlendirilir?
“Kamu kurum ve kuruluşlarında” hırsızlık, TCK 142/1-a maddesinde düzenlenen bir nitelikli haldir. Buna göre, kime ait olursa olsun, kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan yahut kamu yararına veya hizmetine tahsis edilmiş eşyalar hakkında hırsızlık suçu işlenirse cezalandırma daha ağırdır.
Burada önemli olan husus, eşyayı koruyan, elinde bulunduran kurumun kamu hizmeti yapıyor olması, eşyanın da o hizmete tahsis edilmiş bulunmasıdır. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi, bir kararında bunun ölçütlerine şöyle yer vermektedir:
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi, E. 2018/3650 K. 2020/557 T. 09.03.2020
“…TCK’nın 142. maddesinin 1. fıkrasında, kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında… bulunan yahut kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında hırsızlık suçu nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Burada devletin genel idare esaslarına göre yürüttüğü yasama, yürütme ve yargı niteliğindeki kamu hizmetlerinin görüldüğü yerler; bakanlıklar, valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, okullar, adliyeler vs. anlaşılmalıdır…”
https://app.dejure.ai/dokuman/f08a510e-af98-46f6-a40f-f47ce41cafdc
Dolayısıyla okullar, üniversiteler, hastaneler, adliyeler, kaymakamlıklar, belediye binaları vb. yerlerde bulunan eşyayı çalma hâli bu nitelikli hâl kapsamına girer.
3. Bir kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanarak hırsızlık yapılması durumunda hangi haller bu kapsamda değerlendirilir ve uyku halinde hırsızlık bu maddeye dahil midir?
TCK 142/2-a maddesine göre; “Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak” hırsızlık suçu işlenirse, bu bir nitelikli haldir. Burada kastedilen, mağdurun fiilen savunmasız ya da bilinçsiz durumda olmasıdır (trafik kazası geçirmesi, akıl veya vücut sağlığının yerinde olmaması, ani bir felaket, ölüm hâli vb.).
Ancak uyku, genellikle bu madde kapsamında değerlendirilemez. Zira uyuyan bir kimse, olağan bir hâl içindedir ve (uyku öncesinde tedbir alabilme ihtimali gibi) tamamen koruyamayacak durumda sayılmaz. Bu hususta Yargıtay 2. Ceza Dairesi şu şekilde karar vermiştir:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/7967 K. 2023/809 T. 22.02.2023
“…TCK’nın 142/2-a maddesinde düzenlenen ‘kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından’ anlaşılması gereken, felakete uğrama, kaza, akıl hastalığı gibi nedenlerle mağdurun savunmasız kalmasıdır. Uyku hâlinde hırsızlıkta, mağdurun tamamen savunmasız sayılması mümkün olmadığından bu fıkra uygulanamaz…”
https://app.dejure.ai/dokuman/57298758-e291-4d61-81bc-374aac817555
Dolayısıyla uyku halinde hırsızlık basit hâl veya diğer maddi koşulların oluşması hâlinde başka nitelikli hallere girebilse de tek başına TCK 142/2-a kapsamında değildir.
4. Bir hırsızlık olayında birden fazla nitelikli halin (örneğin, bina içinde ve özel beceriyle) gerçekleşmesi durumunda ceza nasıl belirlenir?
Hırsızlık suçu bir olayda birden fazla nitelikli hale dayanıyor olabilir. Örneğin aynı eylemde hem bina veya eklentilerinde muhafaza altına alınmış eşya (TCK 142/2-h) hem de özel beceri (TCK 142/2-b) halinin gerçekleşmesi mümkündür. Kanun, bu durumda cezayı belirlerken, nitelikli hâller arasında alt ve üst sınırı en yüksek olan (yani daha ağır yaptırım öngören) hükmün esas alınmasını gerekli kılar. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin kararlarında, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2020/19624 K. 2021/14424 T. 16.09.2021
“Hırsızlık eyleminin hem ‘…’ nitelikli hâlini hem de ‘…’ nitelikli hâlini ihlâl etmesi durumunda, suçun daha ağır cezayı içeren nitelikli hâli uygulanmalıdır.”
https://app.dejure.ai/dokuman/6f080fd8-e1f2-4819-9147-1b503f7aaa22
Ayrıca mahkeme, TCK’nın 61. maddesi uyarınca cezanın belirlenmesinde fiilin işleniş şekli, kastın yoğunluğu, suç konusu eşyanın değeri gibi hususları da dikkate alarak alt sınırdan uzaklaşabilir. Fakat birden çok nitelikli halin bulunduğu durumlarda en ağır ceza öngören nitelikli hal esas alınarak ceza verilmektedir.
SONUÇ
- Açıkta bırakılmış eşya (TCK 142/1-e), toplumun veya o eşyanın kullanım ihtiyacından dolayı dışarıda ve gözetimsiz şekilde bırakılmış (tarım aletleri, inşaat malzemesi vb.) eşyalar için geçerlidir.
- Kamu kurum ve kuruluşlarında ya da kamu hizmetine tahsis edilmiş yerlerde yapılan hırsızlık (TCK 142/1-a), okul, belediye binası, hastane gibi kamusal alanları kapsar.
- Mağdurun malını koruyamayacak durumda (TCK 142/2-a) sayılması için akıl sağlığı kaybı, ağır kaza/ölüm vb. durumlara bakılır. Uyku hâli, kural olarak tek başına bu kapsama girmez.
- Birden fazla nitelikli hal bir arada gerçekleştiğinde, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hal esas alınarak ceza tayin edilir ve TCK 61. madde çerçevesinde fiilin işleniş şekli, suçun konusu, zararın ağırlığı gibi unsurlar da değerlendirilir.