Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Aşağıda, ifade özgürlüğü ile özellikle sosyal medya eleştirileri bağlamında ortaya çıkan sınırlamaların hangi ölçütler çerçevesinde “demokratik toplum düzeninin gereklerine” uygun ve orantılı kabul edildiği; hangi “meşru amaçlar”ın öne çıktığına dair emsal kararlardan alıntılarla hazırlanmış bir değerlendirme yer almaktadır. Metin içerisinde geçen yargı kararlarının documentID bilgilerine göre düzenlenmiş bağlantılar da eklenmiştir.
1. İfade Özgürlüğüne Yönelik Müdahalenin “Demokratik Toplumda Zorunlu ve Orantılı” Olup Olmadığını Belirleyen Kriterler
Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayan; meşru amaçlar uğruna, belirli ölçütlerle sınırlandırılabilen bir özgürlüktür. Mahkemeler, bir ifade açıklamasına dönük sınırlamayı değerlendirirken şu kriterlere bakmaktadır:
- Kanunilik Şartı: Müdahalenin yasal bir dayanağı (örneğin kanun hükmü) bulunup bulunmadığı.
- Meşru Amaç: İlgili sınırlama, kamu düzeninin korunması, milli güvenlik, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, toplumsal huzurun sağlanması vb. meşru amaçları gütmelidir.
- Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma: Müdahalenin “zorunlu bir toplumsal ihtiyacı” karşılaması ve bir toplumsal baskıya cevap veriyor olması gerekir.
- Ölçülülük/Orantılılık: Yaptırım ya da müdahalenin, hedefine nazaran aşırı olup olmadığı araştırılır. Daha hafif bir yol veya başka bir tedbirle aynı amaç sağlanabiliyorsa ağır bir sınırlama tercih edilmemelidir.
Danıştay 13. Daire, E. 2022/2521, K. 2023/2349, T. 15.05.2023
[documentID: b71a0c54-4a91-4c99-bcb7-648cbf452c57]
kararında, bir idari yaptırımın, Anayasa’nın 13. maddesi bakımından “kanunla öngörülmüş” olması ve “meşru bir amaç” gütmesi gerektiğini vurgulamış, akabinde de “demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü” olma ölçütünü “zorunlu toplumsal ihtiyaç baskısının varlığı” ile ilişkilendirmiştir.
Buna benzer şekilde, Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/40346, K. 2023/4310, T. 14.06.2023
[documentID: a3eb5ade-50d3-4bf8-8ffd-26a4bf5b5401]
ifade özgürlüğü sınırlamalarında “kamu düzeni ve toplum huzurunu koruma” gibi meşru bir amaca yönelen müdahalenin, “demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve hakkın özüne dokunmadan ölçülü/orantılı olup olmadığının” araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
2. Sosyal Medya Eleştirileri Bağlamında İfade Özgürlüğünü Sınırlamayı Meşrulaştıran “Meşru Amaçlar”
Sosyal medya, kısa ve çarpıcı beyanların sıklıkla yer aldığı, kamuoyunun hızla etkileşime girdiği bir platformdur. Mahkemeler, sosyal medya paylaşımlarına dair davalarda da ifade özgürlüğünün temel esaslarına bağlı kalmakta; ancak şu meşru amaçlar doğrultusunda sınırlamayı kabul edebilmektedir:
- Kamu Düzeninin veya Milli Güvenliğin Korunması: Terör propagandası veya şiddet çağrısı niteliğindeki paylaşımların engellenmesi.
- Başkalarının Şeref ve İtibarının Korunması: Hakaret, karalama, iftira nitelikli sosyal medya paylaşımlarının “orantısız” olması hâlinde cezalandırılması mümkündür.
- Kamu Güvenliği veya Barışının Sağlanması: Toplumu kin ve nefrete yöneltebilecek ağır ithamlar, nefret söylemleri veya toplum huzurunu ciddi şekilde bozabilecek beyanlar.
Örneğin, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/62, K. 2020/1077, T. 04.03.2020
[documentID: bb598e86-721b-462e-81df-eada9a8727c5]
kararında, sosyal medyada yapılan paylaşımların “başkalarının şeref ve itibarına zarar vermeyecek boyuta ulaşmaması gerektiği” ifade edilerek, “hakaret ve tehdit gibi fiillerin” meşru amaçlar doğrultusunda sınırlanabileceğine işaret edilmiştir.
Keza Danıştay 13. Daire, E. 2020/1074, K. 2023/1375
[documentID: 46f504bf-43f6-4c8f-bad7-4cd4fb5d883d]
de, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin bir idari cezada başkalarının haklarını koruma amacının meşru görüldüğünü, ancak söz konusu müdahalenin orantılı olup olmadığının da irdelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
3. Mahkemelerin Sosyal Medya Eleştirilerine Verilen Cezaların “Orantılılığını” Değerlendirmesi
Yargısal içtihatlara göre, bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle uygulanan ceza ya da yaptırımın orantısız olup olmadığı şu esaslar çerçevesinde incelenir:
- Söylemin İçeriği ve Tonu: Şiddet veya nefret çağrısı, ağır hakaret veya ciddi zarar verici nitelik içerip içermemesi.
- Hedef Alınan Kişinin veya Kurumun Konumu: Örneğin kamusal unvana sahip, eleştiri eşiği daha geniş olan siyasetçilerin, diğer bireylere oranla daha fazla eleştiriye katlanma yükümlülüğü bulunduğu.
- Yaptırımın Ağırlığı: Uyarı, adli para cezası, hapis cezası gibi yaptırımlar, ifade özgürlüğünün özüne zarar verecek ölçüde sert ise orantısız görülür.
- Alternatif Önlemler: Daha hafif yollarla aynı korumanın sağlanıp sağlanamayacağı araştırılır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/40346, K. 2023/4310
[documentID: a3eb5ade-50d3-4bf8-8ffd-26a4bf5b5401]
kararında, “sosyal medya paylaşımı” nedeniyle yapılan yargılamada, “kamu düzeni ve toplum huzurunu koruma” amacının varlığı tek başına yeterli görülmemiş; bu müdahalenin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan ileri gelip gelmediği ve cezanın hakkın özüne dokunmadan verilmiş olup olmadığı sorgulanmıştır.
Aynı şekilde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19118, K. 2024/1688, T. 19.02.2024
[documentID: ca802a51-7620-4a7c-8fc2-63b1b12d2a22]
dosyasında “orantısız ve aşırı” bir tazminat ya da yaptırım uygulanmasının ifade özgürlüğünün özünü zedeleyeceği vurgulanmıştır.
Sonuç ve Değerlendirme
- Demokratik Toplumda Gerekli Olma: İfade özgürlüğüne müdahalenin, “zorunlu toplumsal ihtiyaç” ölçütünü karşılaması aranır. Özellikle sosyal medya eleştirilerinde, müdahalenin meşruluğu sıkı şekilde incelenir.
- Meşru Amaçlar: Başkalarının şeref ve itibarının korunması, milli güvenlik, kamu düzeni vb.
- Orantılılık: Eleştiri içeriğinin ağırlığı ve kullanılan ifadelerin niteliğine bakılarak cezaların çok ağır olmaması; alternatif ve daha hafif yolların denenip denenemeyeceği gözden geçirilir.
- Sosyal Medya Bağlamı: Sosyal medya paylaşımları çoğu zaman sert, ironik ve hatta şok edici ifadeler içerebilir; hukuka aykırı nitelik taşıdığı saptanmamışsa, demokratik toplumun hoşgörü sınırları içerisinde değerlendirilir.
Kısaca, mahkemeler hem meşru amaç varlığını (örneğin kamu düzeninin korunması veya başkalarının itibarı) hem de bu amaç doğrultusunda getirilen sınırlamanın zorunlu ve ölçülü olup olmadığını değerlendirerek karar vermektedir. Sosyal medya nedeniyle verilen cezaların dayandığı normların, Anayasa’nın 13. ve 26. maddeleri ile AİHS’nin 10. maddesi doğrultusunda dar yorumlanması ve kuvvetli gerekçelerle haklılaştırılması gereklidir.