Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
1) Kapanış Şartları Davalarında En Sık Karşılaşılan İhtilaflar
Kapanış şartları, özellikle ortaklık sözleşmeleri (örneğin hisse devir sözleşmeleri) veya şirketler hukukuna dair diğer sözleşmelerde tarafların birbirlerine karşı yerine getirmesi gereken ön koşulların tümünü ifade etmektedir. Bu tip sözleşmelerde “kapanış” tarihi veya işlemi genellikle pay devrinin, ödemelerin ve devirle ilgili diğer hukuki/ticari süreçlerin tamamlandığı aşamayı belirtir.
Uygulamada en sık rastlanan ihtilaflar:
- Sözleşmede öngörülen ön koşulların (condition precedent) zamanında veya eksiksiz ifa edilip edilmediği (örneğin belirli izinlerin alınması, tescil işlemlerinin yapılması).
- Sermaye artırımı veya benzeri finansal yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmesi (bazı hâllerde, nakdî sermaye ödemesi de kapanış şartına bağlanır).
- Kapanış şartlarının yerine getirilip getirilmediği konusundaki uyuşmazlıklar: Bir tarafın kapanış için gerekli izin/ruhsat/finansman belgelerini geciktirmesi veya hiç sunmaması.
- Hisse devrinin hangi an itibarıyla gerçekleşmiş sayılacağı: Bir tarafın, kapanış şartlarının henüz tamamlanmadığını savunurken; diğer tarafın bu şartların yerine getirildiğini iddia etmesi.
Örneğin, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/963, K. 2020/688, T. 30.12.2020 tarihli kararda ( Link ), kapanış için belirli işlemlerin (sermaye artırımı, ortaklık giriş bedelinin ödenmesi vb.) sözleşmede açıkça tanımlandığı, ancak bu işlemlerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda tarafların uyuşmazlık yaşadığı ve Mahkeme’nin, sözleşmenin 3. maddesindeki koşullar gerçekleşmeden tarafların talepte bulunamayacağına hükmettiği görülmüştür.
2) Mahkeme Kararlarında Kapanış Şartları ile İlgili Hangi Yasal İzinler ve Finansal Düzenlemeler Öne Çıkmaktadır?
Kapanış şartlarının yerine getirilebilmesi bakımından bazen kamu kurumlarından (TOKİ, EPDK vb.) veya özel finans kurumlarından izin, ruhsat veya onay alınması gerekebilir. Özellikle:
- EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) izinleri: Enerji sektörüne yönelik sözleşmelerde, şirket hisselerinin devri veya proje devrinde EPDK onayı gerekebilmektedir.
- TOKİ ile ilgili izin veya onaylar: Eğer proje veya şirket faaliyeti TOKİ’ye ilişkin bir düzenleme içeriyorsa, hisse devri yahut proje devri öncesinde TOKİ onayının kapanış şartı olarak öngörüldüğü durumlar olabilir.
- Finansal boyutta: Bilanço yükümlülükleri, sermaye artırımı veya kredi kuruluşlarından borcun devri de sıkça tartışma konusudur. Mahkeme kararlarında bilhassa, finansman belgelerinin ya da ruhsat/onay süreçlerinin henüz tamamlanmamış olmasının devri geciktirdiği belirtilmektedir.
Örneğin, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2013/53, K. 2020/421, T. 01.10.2020 ( Link ) sayılı kararda, “kapanış ön şartı” niteliğinde yer alan çeşitli idari izinler sağlanmadan genel kurulda pay devrinin onaylanmasının mümkün olmadığı, bu sebeple de sözleşmedeki hükümlerin ihlal edildiği savunulmuş; Mahkeme, kapanış ön koşullarının yerine getirilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.
3) Kapanış Şartlarının Yerine Getirilmemesi Pay Devrini Nasıl Etkiler ve Bu Durumlarda Mahkemelerin Yaklaşımı Nasıldır?
Kapanış şartları sağlanmadan pay devrinin gerçekleştiği iddia edildiğinde veya devrin tamamlanmaması hâlinde, mahkemeler şu hususları araştırmaktadır:
- Kapanış şartları gerçekten yerine getirilmiş mi? (Örn. izinler, ruhsatlar, finansal işlemler)
- Taraflar pay devri için zaman kısıtlaması veya gecikme cezası öngörmüş mü?
- Taraflar, kapanış ön koşullarına rağmen devri fiilen yapmış mı, yoksa sözleşmenin feshi mi söz konusu?
Mahkemelerin genel yaklaşımı:
- Sözleşmede belirtilen şartlar açık ve kesinse, tarafların bu şartları yerine getirmeden pay devrini talep edemeyeceği.
- Şayet sözleşmede eksik, yoruma açık hükümler varsa, mahkeme bilirkişi incelemesi ve tanık beyanlarıyla somut durumun tespitine gitmekte.
- Kimi zaman da sözleşmede belirlenen “kapanış tarihine” rağmen şartların gecikmesi hâlinde, devrin hiç gerçekleşmediğine veya devrin butlanına kadar gidebilecek sonuçlar doğmaktadır.
Örneğin, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2013/53, K. 2020/421, T. 01.10.2020 kararında ( Link ), sözleşmede kapanış için “ön koşulların tamamlanması” açıkça belirtilmesine karşın, taraflardan biri bu işlemleri yerine getirmeksizin pay devrini talep etmiş, Mahkeme ise kapanışın gerçekleşmediğine ve bu nedenle devir talebinin erken olduğuna hükmetmiştir.
Yine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/963, K. 2020/688, T. 30.12.2020 ( Link ) sayılı kararda, kapanış işlemleri tamamlanmadan tarafların “ileride talep haklarından feragat edemeyeceği” kabul edilmiş; böylece pay devrinin ancak kapanış şartları eksiksiz tamamlandığında geçerli olacağı belirtilmiştir.
4) Teminat Mektuplarının Kapanış Şartlarındaki Rolü ve Önemi Nedir?
Bazı sözleşmelerde, özellikle pay devri sırasında öngörülen “kapanış şartları” arasında, alacaklıların veya şirketin olası risklere karşı korunması amacıyla teminat mektupları da yer alır. Teminat mektubu, tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini vadesinde ve tam olarak yerine getireceğine dair güvence sağlar.
- Risk yönetimi: Alıcının vaat ettiği ödemeleri yapmaması veya kapanış aşamasında doğabilecek ek borçları karşılayamaması hâlinde, satıcının bu teminat mektuplarını nakde çevirme hakkı bulunabilir.
- İhtilaf hâlinde iade veya nakde dönüş: Şayet kapanış gerçekleşir ve şartlar eksiksiz tamamlanırsa, teminat mektubu iade edilir. Tersi durumda, satıcı taraf mektubu bozdurarak zararını tazmine gidebilir.
Örnek olarak, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/377, K. 2021/144, T. 19.02.2021 ( Link ) sayılı dosyada, taraflar arasındaki hisse devri sözleşmesinin kapanış aşamasında teminat mektubu düzenlenmiş, ancak pay devrine ilişkin ön koşullar tamamlanmadığı iddiasıyla mektup nakde çevrilmiştir. Mahkeme, teminat mektubunun sözleşmeye uygun olup olmadığına ve kapanış şartlarındaki gecikmelerin teminat mektubunu bozdurmayı haklı kılıp kılmadığına dair bilirkişi incelemesi yoluna gitmiştir. Sonuç olarak, taraflar arasındaki kapanış yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği temel araştırma konusu olmuş, mektup da bu anlaşmazlıkta güvence aracı olarak kritik önemde rol oynamıştır.
Sonuç
“Kapanış şartları” davalarında, genellikle sözleşmeyle saptanan ön koşulların kim tarafından, ne şekilde ve ne zaman yerine getirileceği konularında uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Mahkemeler, bu uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerine, kanunî düzenlemelere ve bilirkişi raporlarına dayanarak karar vermekte; gerekli yasal izin, ruhsat veya finansal teminat gibi hususların varlığını her somut olay özelinde değerlendirmektedir. Kapanış şartları sağlanmadan pay devrinin talep edilmesi veya teminat mektubunun iadesinin istenmesi, mahkemelerce yerinde bulunmamaktadır. Özellikle teminat mektupları, taraflara ek güvenceler sağlamakta ve kapanış ihtilaflarında önemli bir rol üstlenmektedir.