Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Aşağıdaki yazıda, TCK m.160 hükmünde düzenlenen “Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf” suçuna ilişkin dört temel soruya, ilgili emsal Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak cevap verilmektedir.
1) Bu suçun unsurları nelerdir?
TCK m.160 hükmü şöyledir:
“Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”
Bu tanımdan hareketle suçun unsurları şu şekilde özetlenebilir:
-
Eşyanın malikinin zilyetliğinden rızası dışında çıkmış olması
- Örneğin eşyanın kaybedilmesi, unutulması veya hata sonucu yanlış kişiye teslim edilmesi.
-
Failin, bu şekilde eline geçen eşyayı iade etmemesi veya yetkili makamlara bildirmemesi
- Fail, bulduğu veya hata sonucu aldığı eşyayı derhal malikine veya kolluk/ilgili makamlara teslim etmekle yükümlüdür.
-
Malik gibi tasarrufta bulunma kastı
- Fail, kendisine ait olmayan bu mal üzerinde -sahibinin hakkını hiçe sayarak- tasarrufta bulunur (kullanma, elden çıkarma, sahiplenme vb.).
-
Şikâyete bağlı bir suç olması
- Bu suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma, ancak mağdurun (malikin) şikâyetiyle mümkündür.
Emsal Karar:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/10959 K. 2024/15833 T. 30.10.2024
Karara ulaşmak için bkz.
2) Suçun oluşması için failin malın sahibini bilmesi veya bilmemesi durumu nasıl etkiler?
Suçun oluşması bakımından failin, malın sahibini tam olarak bilip bilmemesi doğrudan suçun kurulması için engel veya zorunlu unsur değildir. Önemli olan, failin eline geçen malın kendisine ait olmadığını fark etmiş veya edebilecek durumda olması ve buna rağmen iade/bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesidir.
- Fail eğer sahibini biliyorsa, o kişiye doğrudan geri vermelidir.
- Sahip bilinmiyorsa veya kişi, kolaylıkla bulabilecek durumdaysa (örneğin telefonun içinde kimlik veya numara, üzerinde adres vb.), yine de ilgili makamlara (polis, jandarma vb.) haber vermekle yükümlüdür.
Bu hususta, Yargıtay kararları failin “malın sahibini bilmesinin, ona derhâl iade etme zorunluluğunu doğurduğunu” vurgulamaktadır. Sahibi bilinmiyorsa, yetkili mercilere haber verilmelidir.
Emsal Karar:
Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2019/9668 K. 2020/1699 T. 12.02.2020
Karara ulaşmak için bkz.
Bu kararda, failin malın sahibini bilip bilmemesinin suçu doğrudan ortadan kaldırmadığı, ancak “iade yükümlülüğü” ve “bildirim” açısından önem taşıdığı belirtilmiştir.
3) “Malik gibi tasarrufta bulunmak” ne anlama gelir? Bu ifade hangi eylemleri kapsar?
“Malik gibi tasarrufta bulunmak”, failin, kendi malıymış gibi eşyayı kullanması, satması, harcaması, saklaması, yok etmesi veya başka kişilere devretmesi gibi malik sıfatına bağlı tasarruf yetkilerini fiilen üstlenmesidir. Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesi gerekçesi ve Yargıtay kararları, “malik gibi tasarruf” kavramını şu örneklerle açıklamaktadır:
- Eşyayı elden çıkarmak (satma, bağışlama, değiş-tokuş yapma),
- Eşyayı kendi malıymış gibi sürekli kullanmak (telefon, bilgisayar, ziynet eşyası vb.),
- Eşyayı tahrip etmek, tüketmek veya yok etmek,
- Eşya üzerinde ayni hak tesisi (ipotek, rehin vb.) gerçekleştirmek.
Emsal Karar:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/410 K. 2022/307 T. 28.04.2022
Karara ulaşmak için bkz.
Kararda, “malik gibi tasarruf”un “kullanma, yararlanma, tasarruf etme” yetkileriyle ilgili olduğu, eşyayı satma, tüketme veya imha etme gibi davranışların bu kapsamda değerlendirileceği ifade edilmiştir.
4) Bulunan eşyayı yetkili mercilere bildirmeme durumunda hangi cezai sonuçlar doğar?
- TCK m.160 kapsamında, bulunan veya hata sonucu kişinin eline geçen eşya hakkında yetkili mercilere haber vermeme ve iadeden kaçınma, suçu oluşturur.
- Ceza yaptırımı, “bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası” şeklinde düzenlenmiştir. Kanun bu suçu şikâyete bağlı kıldığından, mağdur tarafından şikayet edilmediği sürece soruşturma açılmaz.
- Fail, herhangi bir aşamada malı iade ederse, mağdurun şikâyet hakkını kullanması ve olası tazmin sorumlulukları ayrıca değerlendirilebilir.
Örnek Karar:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/10959 K. 2024/15833 T. 30.10.2024
Karara ulaşmak için bkz.
Bu kararda, TCK 160 çerçevesinde “kaybolan eşyayı bulduğunda en kısa sürede sahibine veya ilgili makamlara teslim etme” yükümlülüğünün altı çizilmiştir. Aksi hâlde bir yıllık hapis veya adlî para cezasına hükmedilebileceği belirtilmiştir.
Sonuç
- TCK m.160, başkasına ait fakat kaybedilmiş veya hata sonucu kişiye intikal etmiş eşyayı sahibine veya yetkili mercilere bildirmeden, “malik gibi tasarrufta bulunmayı” cezalandırmaktadır.
- Bu suçun oluşabilmesi için, eşyanın rızaya dayalı olmaksızın malikinin elinden çıkması ve failin bu durumu bilerek iade veya bildirim yükümlülüğünden kaçınması gerekir.
- Failin mal sahibini tanıyıp tanımaması, ancak iade imkânlarını değerlendirme ve “bilerek saklama” açısından önem taşır; suçun unsurlarını tamamen ortadan kaldırmaz.
- “Malik gibi tasarruf” kavramı, eşyayı satma, tüketme, yok etme, başkasına devretme vb. sahiplik tasarrufu gibi davranışları içerir.
- Bu suça ilişkin ceza, “1 yıla kadar hapis veya adlî para cezası” olup, soruşturma ve kovuşturma şikâyete tabi tutulmuştur.
Bu şekilde hem mevzuat hem de Yargıtay’ın emsal kararları çerçevesinde, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilen eşyalar hakkındaki yükümlülüklere uyulmaması durumunda failin cezai sorumluluğu doğmaktadır.