Blog

Korkutma (İkrah) Sonucu Yapılan Sözleşmeler ve Hukuki Sonuçları

Türk Borçlar Kanunu m. 37 ve 38 uyarınca korkutma (ikrah) nedeniyle iradenin sakatlanması, üçüncü kişinin korkutması ve ağır zarar tehlikesinin subjektif değerlendirmesi.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~3 dakika
Korkutma
İkrah
İrade Bozukluğu
TBK 37
TBK 38
Sözleşmenin İptali

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Türk Borçlar Kanunu (TBK), bir kimsenin hür iradesini baskı altına alarak gerçekte istemediği bir sözleşmeyi yapmaya zorlanması halini "korkutma" (ikrah) olarak tanımlar. İradesi bu şekilde sakatlanan kişiye kanun, sözleşmeyi iptal etme hakkı tanımaktadır. Aşağıda, yargı kararları ışığında konuya ilişkin temel sorular yanıtlanmıştır.


1. Korkutma sonucu yapılan bir sözleşme hangi durumlarda geçersiz sayılır?

Korkutmaya maruz kalarak iradesi sakatlanan taraf, sözleşme ile bağlı olmadığını bildirdiği takdirde sözleşme geçersiz sayılır. "TBK'nın 37. maddesi uyarınca; taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir." (İstanbul 21. ATM, 2023/9 K.).

Emsal Karar

Kararda; korkutma yoluyla kurulan borç ilişkilerinde, korkutulan tarafın iradesinin özgür olmadığı ve bu durumun sözleşmeyi iptal edilebilir kıldığı vurgulanmıştır.


2. Üçüncü bir kişinin korkutması durumunda, diğer tarafın bu korkutmadan haberi olmaması sözleşmeyi nasıl etkiler?

Korkutma eylemi sözleşmenin tarafı olmayan bir üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilse dahi sözleşme iptal edilebilir. Sözleşmenin diğer tarafının bu durumdan haberdar olmaması iptali engellemez, ancak tazminat sorumluluğu doğurabilir. "Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür." (Yargıtay 9. HD, 2016/20130 K.).

Emsal Karar


3. Korkutma nedeniyle sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen taraf, ne zaman ve kime tazminat ödemekle yükümlü olabilir?

Eğer korkutma bir üçüncü kişi tarafından yapılmışsa ve sözleşmenin diğer tarafı bu durumu bilmiyorsa (iyi niyetli ise), sözleşmeyi iptal eden taraf karşı tarafa tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir. "Korkutulan, kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır." (Sakarya BAM 7. HD, 2025/1270 K.).

Emsal Karar


4. Korkutmanın gerçekleşmiş sayılması için hangi koşullar aranır?

Korkutmanın (ikrah) hukuken geçerli bir iptal sebebi olabilmesi için tehlikenin ciddiyeti, yakınlığı ve hukuka aykırılığı gibi unsurlar aranır. Tehlikenin ciddiliği ise korkutulanın subjektif durumuna (yaşı, yaşam tarzı, cinsiyeti vb.) göre değerlendirilmelidir. "Korkutma ağır bir tehlike oluşturmasına rağmen yakın bir tarihte gerçekleşecek bir zarara ya da zarar tehlikesine yol açacak nitelikte değilse sözleşmenin geçersizliğinden bahsedilmeyecektir." (Yargıtay 10. HD, 2024/3840 K.).

Emsal Karar


Sonuç

Yargı kararları ve TBK m. 37-38 çerçevesinde; korkutma (ikrah), kişinin canına, malına veya yakınlarına yönelik hukuka aykırı bir tehdit sonucu iradesinin sakatlanmasıdır. Korkutmaya maruz kalan taraf, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren 1 yıl içinde (TBK m. 39) sözleşmeyi iptal edebilir. Üçüncü kişinin korkutması durumunda karşı tarafın iyi niyetli olması halinde, korkutulan taraf hakkaniyet gereği tazminat ödeyerek sözleşmeden kurtulabilir.

KAYNAKÇA / EMSAL KARAR ATIFLARI

  1. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/807, K. 2023/9, T. 10.01.2023
  2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/35282, K. 2016/20130, T. 15.11.2016
  3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. HD, E. 2024/339, K. 2025/1270, T. 04.07.2025
  4. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4082, K. 2024/3840, T. 15.04.2024