Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
MAĞDUR BEYANININ DEĞERLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN YARGITAY UYGULAMASI
Ceza yargılamasında mağdurun beyanları, özellikle cinsel suçlar ve şiddet içerikli suçlar gibi tanık veya somut delilin az olduğu vakalarda son derece önemli bir delil niteliğindedir. Bununla birlikte Yargıtay içtihatlarında, tek başına mağdur beyanına dayalı mahkûmiyet hükmü verilebilmesi için mağdur anlatımının tutarlılığı, hayatın olağan akışına uyumu, başka delil ve bulgularla (dolaylı da olsa) örtüşmesi gibi bazı kıstasların aranması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.
Aşağıda, mağdur beyanları ile ilgili dört temel soru çerçevesinde Yargıtay uygulamasına dayanan ilkeler ortaya konulmaktadır. Metnin sonunda atıf yapılan kararlara ilişkin bağlantılar yer almaktadır.
1. YARGITAY KARARLARINA GÖRE, MAĞDUR BEYANINI DESTEKLEYECEK OBJEKTİF DELİL TÜRLERİ NELERDİR?
Yargıtay, mağdur ifadesinin destekleyici unsurlar ile birlikte değerlendirilmesini arar. Bu destekleyici unsurlar şunlar olabilir:
- Tıbbi Rapor ve Bulgular: Doktor raporları, adli tıp raporları, mağdurun bedeninde veya kıyafetlerinde tespit edilen izler, DNA vb. incelemeler.
- Tanık Beyanları: Özellikle olayın öncesini/sonrasını doğrudan gözlemlemiş, beyanı tarafsız sayılabilecek tanıkların anlatımları.
- Somut Belirti ve Eşyalar: Yırtık kıyafet, mesajlaşma kayıtları (WhatsApp, SMS), kamera görüntüleri gibi maddi kanıtlar.
- Sosyal İnceleme/Uzman Görüşü: Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) raporları, psikolojik değerlendirme raporları, sosyal hizmet uzmanı inceleme belgeleri.
- Zaman ve Mekân Uygunluğu: Mağdurun olayın nerede ve ne zaman yaşandığına dair anlatımlarının, fiziksel imkân ve mantık zinciriyle uyum göstermesi.
Atıf:
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2024/8589 K. 2025/112 T. 07.01.2025 (örnek)
Link
Bu kararda, mağdur beyanının tek delil olduğu durumlarda, beyanın “kendi içinde tutarlılık”, “başka delillerle örtüşme” ve “somut rapor bulgularına aykırı olmama” koşulları vurgulanmıştır.
2. MAĞDUR BEYANLARINDAKİ HANGİ TÜRLÜ ÇELİŞKİLER, BU BEYANLARIN TEK BAŞINA HÜKME ESAS ALINMAMASINA NEDEN OLABİLİR?
Mağdur beyanındaki çelişkiler, ifadenin güvenilirliğini zedeler ve çoğunlukla ek kanıtlar olmadan mahkûmiyet hükmüne dayanak yapılmasını engeller. Yargıtay kararlarına göre şu durumlar beyanın güvenilirliğini ciddi biçimde sarsar:
- Aşamalardaki Kökten Çelişkiler: Olayı anlatışın zaman, mekân, failin eylem biçimi gibi temel unsurlarda tamamen değişmesi.
- Hayatın Olağan Akışına Açıkça Aykırı Durumlar: Fiziken mümkün olmayan iddialar veya mağdurun çok sayıda çelişkili/tutarsız ayrıntı sunması.
- Teknik Delillerle Uyuşmama: Mağdurun iddiasının, doktor raporu veya olay yeri bulguları tarafından tamamen yalanlanması.
- Çelişkinin Mantıksal Açıdan Giderilememesi: Mağdurun ifadesinde ufak tefek uyumsuzluklar bulunabilir; ancak esaslı çelişkiler mantıklı açıklamayla giderilemiyorsa, ifadenin delil değeri düşer.
Atıf:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/350 K. 2023/619 T. 22.11.2023
Link
Bu kararda, “tek delilin mağdurun beyanı olduğu” ve beyanın çelişkili/ tutarsız olduğu durumlarda, somut ve inandırıcı gerekçelerle bu çelişkilerin giderilmeden mahkûmiyet kurulamayacağı belirtilmiştir.
3. MAĞDUR VE SANIK ARASINDAKİ HUSUMET DURUMU, MAĞDUR BEYANININ DELİL DEĞERİNİ NASIL ETKİLER?
Yargıtay içtihatlarında, sanık ile mağdur arasında önceden var olan çekişme veya husumet, mağdur beyanının “iftira” amaçlı olup olmadığı konusunda mahkemenin ayrıca dikkat göstermesini gerektirir. Husumet, ifadenin tarafsızlığını gölgeleyebileceği için:
- Mahkeme, mağdurun iddiasının “salt husumet saikiyle” uydurulmuş olma ihtimalini test etmelidir.
- Eğer mağdur beyanını başka deliller destekliyor veya beyanlar “tutarlı” ise husumet tek başına beyanı geçersiz kılmaz.
- Husumetin boyutu ve somut olgularla desteklenip desteklenmediği araştırılır. Temel ölçüt, yine “tutarlılık ve mantık uyumu”dur.
Atıf:
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/3787 K. 2023/3418 T. 23.05.2023
Link
Kararda, mağdurun husumetli olduğu sanığa yönelik suç isnadında bulunmasının, iftira şüphesini artırdığı, bu nedenle ek deliller araştırılmadan mahkûmiyet kararı verilemeyeceği ifade edilmiştir.
4. MAĞDUR BEYANININ TEK BAŞINA YETERLİ DELİL SAYILMADIĞI DURUMLARDA, ADİL YARGILANMA HAKKININ SAĞLANMASI İÇİN MAHKEMELER BAŞKA HANGİ DELİLLERİ VE UNSURLARI DİKKATE ALMALIDIR?
Mahkeme, şüpheden sanık yararlanır ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Eğer mağdur beyanı tek başına hüküm kurmaya elverişli değilse, adil bir sonuca varmak için şu hususların araştırılması zorunludur:
- Tanıkların Bilgisi ve Görgüsü: Olayı gören veya sonrasına tanıklık eden kişilerin ifadesi. Özellikle tarafsız/çıkar çatışması olmayan tanık beyanları, mağdur anlatımını destekleyebilir.
- Maddi Deliller: Olay yeri inceleme sonuçları, telefon kayıtları (gelen-giden aramalar, mesajlar), dijital veriler, giysi üzerinde biyolojik izler vb.
- Tıp ve Psikoloji Raporları: Mağdurun varsa bedensel yaralanması, ruh sağlığındaki değişiklik, travma bulgusu vb. Adli tıp ve sosyal servis raporları da dahil.
- Olayın Mantıksal Tutarlılığı: Zaman ve mekân unsurlarının objektif gerçeklikle uyuşması.
- Sanık Savunmasının Testi: Sanığın savunmasının hayatın olağan akışı veya teknik verilerle çelişip çelişmediği.
- Çelişkilerin Giderilmesi: Mağdurun farklı beyanlar verdiği aşamalarda çelişkiler giderilmeli, giderilemiyorsa lehe değerlendirilmelidir.
Atıf:
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/892 K. 2020/123 T. 08.01.2020
Link
Bu kararda, “mağdur beyanının tek başına yetersiz kaldığı” ve “başkaca delil, belirti, iz veya emarenin bulunmaması halinde mahkûmiyet kurulamaması gerektiği” ifade edilmiştir. Mahkeme, adil yargılanma hakkının gereği olarak ek delilleri araştırarak şüpheyi ortadan kaldırmalıdır.
SONUÇ
- Mağdurun beyanı, ceza yargılamasında önemlidir; fakat tek başına mahkûmiyet için mutlaka tutarlılık, hayatın olağan akışına uygunluk ve başka delillerle doğrulanma gibi unsurlarla desteklenmelidir.
- Çelişkili anlatımlar, ifadenin güvenilirliğini zedelediğinden, Yargıtay bu durumlarda ek delil aramayı veya ifadedeki çelişkileri giderici araştırma yapılmasını ister.
- Husumet durumu, mağdurun beyanının iftira ihtimalini yükseltebileceğinden, mahkemeler bu ihtimali ciddi biçimde değerlendirmeli ve mağdur anlatımlarını ek kanıtlarla sınamalıdır.
- Adil yargılanma ilkesi gereği, bu tip davalarda mahkeme sadece mağdur ifadesiyle yetinmemeli; tanık anlatımları, somut deliller, adli tıp raporları, olay yeri inceleme sonuçları gibi bütün delilleri inceleyerek şüpheyi gidermeye çalışmalıdır. Şüphe varlığını koruyorsa, sanık lehine değerlendirme yapılması (“in dubio pro reo”) zorunludur.
ATIF LİSTESİ (ÖRNEK KARARLAR)
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/350 K. 2023/619 T. 22.11.2023
Link -
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/892 K. 2020/123 T. 08.01.2020
Link -
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/3787 K. 2023/3418 T. 23.05.2023
Link
(Yukarıdaki örnek künyeler, belirtilen documentID’lere atıf yaparak ilgili Yargıtay kararlarını bağlantılara yönlendirmektedir.)