Blog

MÜTESELSİL BORÇLULUKTA SORUMLULUK VE İÇ İLİŞKİ ESASLARI

Türk Borçlar Kanunu kapsamında müteselsil borçluluk, alacaklı ve borçlular arasındaki dış ve iç ilişkiler, rücu hakları ve yasal dayanaklar.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~5 dakika
Müteselsil Borçluluk
İç İlişki
Rücu Hakkı
Halefiyet
TBK

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Türk Borçlar Kanunu, birden çok borçlunun aynı edimden dolayı alacaklıya karşı sorumlu olduğu "müteselsil borçluluk" müessesesini düzenler. Bu sistemde alacaklı, borcun tamamını borçlulardan herhangi birinden talep etme yetkisine sahipken; borçlular arasında ödeme sonrası bir rücu ilişkisi başlar. Yargı kararları ışığında konuya ilişkin tam metinli açıklamalar şöyledir:


1. Müteselsil borçlulukta, borçlulardan biri borcun tamamını öderse diğer borçlularla arasındaki ilişki nasıl düzenlenir?

Borçlulardan birinin alacaklıyı tatmin etmesiyle "dış ilişki" sona erer ve borçluların kendi aralarındaki "iç ilişki" (rücu) gündeme gelir. Bu aşamada, ödemeyi yapan borçlu diğerlerine karşı kendi paylarını aşan kısım için alacaklı sıfatına bürünür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararına göre: "Alacaklıya ifada bulunulmasıyla beraber kural olarak, elde edilen rücu alacağı için borçlular arasında teselsül bulunmaz. Alacaklının yerine geçen eski borçlu, diğer borçlulara gittiğinde, her birinden ancak üzerlerine düşen kısım oranında talepte bulunabilir, yoksa yeni bir teselsül bağı kurulacak veya her bir borçludan, diğer borçluların da ifa etmesi gereken edim istenebilecek değildir. Borçluların, kendi aralarındaki ilişkide hangi miktar üzerinden sorumlu olacakları, bir kanun hükmüne veya hakimin vereceği bir karara binaen yahut da borçluların kendi iradeleri ile kararlaştırdıkları bir paylaşım anlaşmasınca belirlenebilir. Bununla birlikte ifadan sonra borçlular arasında husule gelecek paylaşım her durumda ayniyet arz etmez. Kimi zaman ifa edilen borcun yükünün tüm borçlularca eşit olarak veya farklı oranlarda paylaşılarak yüklenilmesi söz konusu olsa da, sadece bir borçlunun tüm yükü üstlenmesi de mümkündür. Aralarında teselsül bulunan borçlulardan birinin, alacaklıya ifada bulunduktan sonra elde edeceği rucü hakkının kapsamının çizilmesinde, alacaklıya boçlanılan edimin değeri, borca ilişkin işleyen faizler ve ifa için yapılmış masraflar rol oynar. Borçluların her biri için ödeme yapan borçlu, sorumlulukları oranında, asıl borç, işlemiş faiz ve masrafları diğer borçlulardan rücu yolu ile talepte bulunabilir." (Yargıtay 11. HD, 2012/12122 K.).

Emsal Karar


2. Bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı olması durumunda, alacaklılar borcun tamamını ayrı ayrı mı talep edebilir?

"Müteselsil alacaklılık" durumunda, borçlu alacaklılardan her birine karşı borcun tamamını ödemekle yükümlüdür. Ancak ödeme bir alacaklıya yapıldığında borç diğer tüm alacaklılar için sona erer.

Danıştay 13. Daire kararına göre: "6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Müteselsil alacaklılık" başlıklı 169. maddesinde ise, "Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar. Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş olur. Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe, borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir. Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir." (Danıştay 13. Daire, 2017/1867 K.).

Emsal Karar


3. Müteselsil borç ilişkisi her zaman sözleşmeden mi doğar, yoksa yasadan da kaynaklanabilir mi?

Teselsül hali kendiliğinden doğmaz; ya tarafların bu yöndeki irade beyanlarına (sözleşme) ya da kanunun açık hükmüne (haksız fiil, sebepsiz zenginleşme gibi haller) dayanması gerekir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi kararına göre: "Birden çok borçlunun varlığı halinde borçlulardan her biri borcun tamamından alacaklıya karşı sorumlu ise fakat alacaklı edimi bir defa elde edebiliyorsa “müteselsil borç ilişkisinden” söz edilir. Borç ilişkisinde birden çok borçlunun bulunması her zaman “müteselsil borç ilişkisini” doğurmaz. Borçlular arasındaki teselsül(müteselsil borç ilişkisi) sözleşmeden veya yasadan doğar. Sözleşme yada yasa gereğince borçlular arasında teselsül söz konusu değilse, bir borç ilişkisinden doğan bölünebilir bir edimde, borçlulardan her biri ancak edimden kendi payına düşen kısmı ifa ile yükümlüdür. Böyle bir durumda aynı hukuki işlemden doğan fakat birbirinden bağımsız “kısmi borçlar” söz konusudur." (Yargıtay 21. HD, 2015/19326 K.).

Emsal Karar


4. Borçlulardan biri borcun tamamını ödediğinde, alacaklıya karşı diğer borçluların sorumluluğu ne ölçüde sona erer?

Müteselsil borçlulukta edimin tek bir defa ve tam olarak yerine getirilmesi borcun sona ermesi için yeterlidir. Bir borçlunun yaptığı ödeme, ödenen miktar oranında diğer borçluları da alacaklıya karşı özgürleştirir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararına göre: "Müteselsil borçluluk, birden fazla borçlunun her birinin, alacaklıya (veya alacaklılara) edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, borçlulardan birinin ifada bulunmasıyla borcun sona erdiği ve buna bağlı bağlı olarak diğer borçluların da borçtan kurtulduğu bir birlikte borçluluk hâlini ifade etmektedir" (Yargıtay 10. HD, 2013/21371 K.).

Emsal Karar


Sonuç

Müteselsil borçlulukta dış ilişki (alacaklı-borçlular) ve iç ilişki (borçlu-borçlu) ayrımı esastır. Alacaklıya karşı borçlulardan her biri borcun tamamından asıl borçlu olarak sorumludur. Ancak borçlulardan birinin yaptığı tam ifa, alacaklıyı tatmin ederek tüm borçluları alacaklıya karşı borçtan kurtarır. İfada bulunan borçlu, kendi payından fazla ödediği miktar için diğer borçlulara kendi payları oranında rücu (geri isteme) hakkına sahip olur ve ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.

KAYNAKÇA / EMSAL KARAR ATIFLARI

  1. Yargıtay 11. HD, E. 2011/4042, K. 2012/12122, T. 06.07.2012 https://app.dejure.ai/dokuman/e5d7d57e-45a1-493f-b660-7999ffbcca42
  2. Danıştay 13. Daire, E. 2014/1357, K. 2017/1867, T. 07.06.2017 https://app.dejure.ai/dokuman/cf70c03b-1289-4ec4-955e-2a5986272228
  3. Yargıtay 21. HD, E. 2015/3573, K. 2015/19326, T. 02.11.2015 https://app.dejure.ai/dokuman/acdd71da-8488-4ed2-bd83-172e04095ce0
  4. Yargıtay 10. HD, E. 2013/21642, K. 2013/21371, T. 15.11.2013 https://app.dejure.ai/dokuman/4d9c13ee-db67-4f51-80f8-cc9b2796c0e6