Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Nafaka Reformu ve Mahkeme Kararlarına Etkileri: Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme
Boşanma davalarında yoksulluk nafakasının niteliği, süresi ve miktarı, son yıllarda gündemdeki “nafaka reformu” tartışmaları çerçevesinde sıkça ele alınmaktadır. Mevcut 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına ilişkin kararlar, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmekte; hem “süresiz” nafaka hem de “toptan” (lumpsum) nafaka uygulamalarına dair farklı yorumlar yapılmaktadır. Aşağıdaki başlıklarda, nafaka reformu tartışmalarının kararları nasıl etkilediği, evlilik süresi ve ekonomik koşulların nasıl değerlendirildiği ve mahkemelerin süresiz nafaka yerine evlilik süresiyle orantılı nafaka eğilimleri emsal kararlara atıfla incelenmiştir.
1. Nafaka Reformu Tartışmaları Mahkeme Kararlarını Nasıl Etkiliyor?
Nafaka reformu tartışmaları, öncelikle “süresiz” olarak öngörülen yoksulluk nafakasının “hukuken sınırlanması” veya “evlilik süresiyle orantılı biçimde belirlenmesi” yönünde kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde farklı görüşleri gündeme getirmiştir. Mevcut kanun hükümleri ise, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafa -kusuru daha ağır olmamak koşuluyla- “süresiz” nafaka talep hakkı tanımaktadır.
-
Anayasa Mahkemesi, 17/5/2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında,* “TMK m.175’te yer alan ‘süresiz’ ibaresinin anayasaya aykırı olmadığı”nı vurgulamıştır.
Örneğin, AYM’nin bu görüşü, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlâkî düşüncelere dayandığı, süre kavramının mutlak olmaması gerektiği ve her somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiği yönündedir.
- (Karar için bkz.AYM, 08.07.2020, Başvuru No: 2015/11677, BelgeID: d9012874-1502-4da2-89af-dcd7ba8d9afe
Link) -
Yargıtay ise yoksulluk nafakasının, “yoksulluk durumu ortadan kalktığında veya hakkaniyet gerektirdiğinde” azaltılabileceğini, kaldırılabileceğini; bununla birlikte nafakayı tümüyle süreyle sınırlayan kanunî bir düzenleme henüz olmadığını pek çok kararında yinelemiştir.
Görüldüğü üzere, reform tartışmaları her ne kadar “süresiz nafaka” kavramını güncelleme arayışında olsa da mevcut içtihatlar, nafakayı kadınerkek ayrımı gözetmeksizin, yoksulluk olgusuna dayandırmakta ve süresi konusunu, tarafların ekonomik durumları değiştikçe “ayrı dava” açılarak yeniden değerlendirilebilecek bir husus saymaktadır.
2. Mahkeme Kararlarında Yoksulluk Nafakası Süresi Belirlenirken Evlilik Süresi ve Ekonomik Durum Ne Kadar Etkili Oluyor?
Mahkemeler, nafakanın niteliği ve miktarını değerlendirirken;
- Evlilik süresini (çok kısa veya uzun oluşu),
- Tarafların gelirini (düzenli ya da düzensiz oluşu),
- Yaş ve yeniden evlenme ihtimalini (örneğin, genç yaşta kısa süreli evlilikler),
- Eşlerin çalışma engelinin olup olmadığını
mutlaka dikkate almaktadır.
Pek çok Yargıtay kararında ifade edildiği üzere, evliliğin kısa sürdüğü durumlarda, mahkeme yoksulluk nafakasına hükmetse bile bu nafakayı “toptan ödeme” şeklinde (lumpsum) kararlaştırmaya eğilimli olabilmektedir. Örneğin;
-
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6036 K. 2023/4470 T. 04.10.2023
Link
Bu kararda, “kısa evlilik” ve “tarafların ekonomik durumları” nedeniyle mahkeme, iki yıl karşılığı toptan yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. -
Ayrıca, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4433 K. 2024/4419 T. 10.06.2024 (örnek) kararında da “tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilik süresi ve hakkaniyet ilkesinin” altı çizilerek, nafakanın toptan ödenmesi ya da irad şeklinde ödenmesi hususunun bu kriterlere göre belirlendiği vurgulanmıştır.
Dolayısıyla mahkemeler, “her somut olayda” evliliğin süresini, tarafların iş bulma veya yeniden evlenme gibi sosyoekonomik durumlarını değerlendirip yoksulluk nafakasının da “süresi” ya da “toptan ödeme biçimi” hakkında karar vermektedir.
3. Mahkemeler Süresiz Yoksulluk Nafakası Yerine Evlilik Süresiyle Orantılı Nafaka Uygulamasına Ne Kadar Eğilimli?
Güncel Yargıtay içtihadında, çok kısa evliliklerde -özellikle hiçbir çocuk yoksa- mahkemeler giderek artan biçimde toplu (toptan) yoksulluk nafakası uygulamasına başvurmaktadır. Bu yaklaşım, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek olan eşin “asgari geçim” ihtiyacını karşılamakla birlikte, evliliğin çok kısa sürmesi nedeniyle, “hayat boyu” ödeme yükümlülüğünün adil olmayacağı düşüncesinden kaynaklanır.
Örneğin,
-
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/28 K. 2023/3252 T. 15.06.2023 (emsal)
Link
Burada, “kısa süreli evlilik” ve “tarafların ekonomik koşulları” değerlendirilerek toptan yoksulluk nafakası şeklinde hüküm kurulabileceği ifade edilmiştir. -
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2108 K. 2024/1835 T. 18.03.2024 (örn.) kararında da yine “evliliğin kısalığı, tarafa ait engel durumu olmadığı ve kadının yeniden evlenme veya çalışma ihtimali bulunduğundan” yoksulluk nafakası toplu ödeme ile sınırlandırılabilmiştir.
Buna karşın, uzun süreli evliliklerde ve/veya yaşı ilerlemiş eş söz konusuysa, mahkemeler çoğunlukla “süresiz” yoksulluk nafakasına hükmetmeye devam etmektedir. Zira nafakanın kaldırılması veya “evlilik süresiyle orantılı” bir sınır getirilmesi, ancak nafaka borçlusunun/ alacaklısının şartlarında önemli bir değişiklik olduğunu gösteren ayrı bir davayla sağlanmaktadır (TMK m. 176/4).
Kısaca ifade etmek gerekirse, reform tartışmaları mahkemelerin kısa evlilikli dosyalarda toptan veya süreli nafaka uygulamalarına daha fazla yönelmesine etki etmiştir. Buna karşın mevzuat henüz değişmediği için, uzun evliliklerde “süresiz” ifadeli yoksulluk nafakasına sıkça rastlanmaktadır.
Sonuç
-
Nafaka reformu tartışmaları, özellikle “süresiz” yoksulluk nafakasına yönelik kamuoyu eleştirilerini yansıtmaktadır; ancak mevcut yargısal uygulamalarda, AYM ve Yargıtay kararları “süresiz” ifadesinin anayasal açıdan uygun olduğunu ve somut olayda şartlar değiştiğinde ayrı bir dava ile nafakanın kaldırılabileceğini göstermektedir.
-
Evlilik süresi ve tarafların ekonomik koşulları, mahkemelerin yoksulluk nafakası miktarı ve biçiminde (irat veya toptan) hayli etkili olmaktadır. Özellikle kısa süren evliliklerde, mahkemeler toplu (lumpsum) nafaka kararı verme eğilimindedir. Uzun evliliklerde ise daha çok “süresiz” ibaresine rastlanmaktadır.
-
Mahkemeler, gittikçe artan biçimde süresiz nafaka yerine evlilik süresiyle orantılı veya toptan ödeme yöntemini somut olaya göre tercih edebilmektedir. Yine de yasal bir değişiklik yapılmadığı sürece, bu konuda içtihatlar farklılık gösterebilir; ana ilke, hakimin, nafakayı “hakkaniyet” ve “yoksulluk” olgusuna göre takdir etmesidir.
Yararlanılan Bazı Emsal Kararlar
-
AYM, 08.07.2020, Başvuru No: 2015/11677
(Süresiz nafaka düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına dair değerlendirme)
Link -
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6036, K. 2023/4470, T. 04.10.2023
(Kısa evliliklerde toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi)
Link -
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/28, K. 2023/3252, T. 15.06.2023
(Süresiz nafaka yerine, evlilik süresine göre ayarlanan nafaka uygulaması)
Link
Yukarıdaki karar örnekleri, mahkemelerin nafakanın biçimi (süresiz veya toptan) ve miktarı konusundaki kriterlerini gözler önüne sermektedir. Mevcut kanun değişmediği müddetçe, her dosyanın kendine özgü sosyal ve ekonomik koşulları değerlendirilerek yoksulluk nafakasına dair nihai karar verilmeye devam edilecektir.