Blog

Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna İlişkin SORU VE CEVAPLAR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m.158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, gerek uygulamada gerekse doktrinde oldukça önem taşıyan bir konudur. Aşağıda, bu suça ilişkin dört temel soruya emsal kararlardan yapılan alıntı ve atıflarla cevap verilecektir.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~5 dakika
dolandırıcılık
suç
yargı kararları

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna İlişkin SORU VE CEVAPLAR

Türk Ceza Kanunu (TCK) m.158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, gerek uygulamada gerekse doktrinde oldukça önem taşıyan bir konudur. Aşağıda, bu suça ilişkin dört temel soruya emsal kararlardan yapılan alıntı ve atıflarla cevap verilecektir.


1) Nitelikli dolandırıcılık suçunda “araç olarak kullanmak” ne anlama gelir ve hangi eylemler bu kapsamda değerlendirilir?

TCK m.158/1’de çeşitli nitelikli haller sayılmıştır. Bunlardan biri de kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin “araç olarak kullanılması” suretiyle dolandırıcılık halidir. Burada önemli olan yalnızca bu kurum veya kuruluşların “ismini geçirmek” değildir. Failin, bu kurum ya da kuruluşların maddi varlığını (kimlik, belge, mühür, amblem, resmî araç vb.) hileli davranışlarının bir parçası olarak kullanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu durumun gerekçesini “toplumda güven beslenen bu kurumlara duyulan inancı istismar etme” olarak açıklamıştır.

Emsal Karar Atfı:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/501 K. 2020/457 T. 12.11.2020
Karara ulaşmak için bkz.

Bu kararda da belirtildiği üzere; kurum veya kuruluşların sırf adının hileye dahil edilmesi yeterli değildir, somut olarak belge ya da imkânlarının kullanılması suretiyle mağdurda bir aldatılma hali yaratılmalıdır.


2) Kamu görevlisi veya kurum çalışanı gibi tanıtarak dolandırıcılık suçunda hangi cezalar uygulanır ve bu durumun diğer nitelikli hallerden farkı nedir?

TCK m.158/1’in (l) bendine göre, “kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması” yahut bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık da nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Burada fail, kamu görevlisi veya ilgili kurum çalışanı sıfatından doğan güven duygusunu kötüye kullanarak mağdurun aldatılmasını kolaylaştırır.

  • Cezası: Bu nitelikli halde öngörülen ceza, 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK m.158/1 son cümle).
  • Diğer nitelikli hallerden farkı: Failin kamu görevlisi gibi görünerek ya da kendisini kurum çalışanı olarak tanıtarak suç işlemesi, kamu itibarına dayalı bir güven suiistimalidir. Oysa örneğin “kamu kurumlarının araç olarak kullanılması” (m.158/1-d) halinde kurumun maddi varlığı kullanılırken, burada bizzat failin şahsi konumu ve unvan algısı kullanılmaktadır.

Emsal Karar Atfı:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/915 K. 2023/1694 T. 20.03.2023
Karara ulaşmak için bkz.

Bu kararda da failin kendisini kurum çalışanı olarak tanıtıp mağduru aldattığı durumun farklı bir nitelikli hal olduğu vurgulanmıştır.


3) TCK 158. maddenin ilgili bentlerinde belirtilen suçların unsurları nelerdir ve bu suçların işlenişinde hangi hususlara dikkat edilir?

TCK m.158’de yer alan bentler, dolandırıcılık suçunun “nitelikli” hallerini saymaktadır. Örneğin:

  • (d) bendi: Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması,
  • (e) bendi: Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  • (f) bendi: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması,
  • (l) bendi: Kişinin kendisini kamu görevlisi veya kurum çalışanı olarak tanıtması,

ve benzeri durumlarda suç daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Her biri farklı şekilde “toplumsal güveni” istismar eden davranışları kapsar. Bu hallerin uygulanabilmesi için:

  1. Hileli davranış: Mağdurun aldatılması.
  2. Yarar sağlama: Failin kendisine veya başkasına bir menfaat temin etmesi.
  3. Özel unsur: Kanunun belirlediği özel araç veya özellik kullanılarak hilenin güçlendirilmesi (kamu kurumunun maddi varlığını veya bir unvanı kullanma vb.).

Emsal Karar Atfı:
Anayasa Mahkemesi, E. 2022/56 K. 2022/100 T. 08.09.2022
Karara ulaşmak için bkz.

Bu kararda, maddenin gerekçesine ve nitelikli hallerin amacına değinilerek, Kanun’un bu düzenlemede kamu güvenini korumayı esas aldığı belirtilmiştir.


4) Kamu kurum ve kuruluşlarının, tüzel kişiliklerin isimlerinin kullanılması yeterli midir, yoksa maddi bir kullanım da gerekir mi?

TCK m.158/1-d anlamında “araç olarak kullanma”, yalnızca kurum veya kuruluşun ismini telaffuz etmekle sınırlı değildir. Bu kurum ya da kuruluşun kimlik, belge, resmi kıyafet, amblem, araç gibi maddi varlığının fiilen kullanılması aranır. Sadece isim söylemek, eğer mağdur üzerindeki hileyi güçlendirecek somut bir araç veya belgeye dayanmıyorsa, genellikle basit dolandırıcılık (TCK m.157) olarak değerlendirilir.
Örneğin, “Şu bankada çalışıyorum” diyerek aldatma halinde, gerçekten bankaya ait kimlik veya belge kullanılmamışsa, sırf ismin söylenmesi nitelikli hal için yeterli sayılmayabilir. Nitekim Yargıtay, kurum adı kullanmanın tek başına nitelikli hale yol açmayacağına ilişkin kararlar vermektedir.

Emsal Karar Atfı:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/13189 K. 2022/19522 T. 23.11.2022
Karara ulaşmak için bkz.

Söz konusu kararda, failin SGK’da çalıştığını iddia etmesi ancak kurumun herhangi bir belgesi veya resmî vasfını kullanmaması nedeniyle olayın basit dolandırıcılık olarak değerlendirildiği vurgulanmıştır.


Sonuç

Nitelikli dolandırıcılık suçu, kamu düzeni ve toplumsal güven açısından ciddi yaptırımlara tabidir. “Araç olarak kullanma” veya “kendini kamu görevlisi gibi tanıtma” gibi haller, suçun işlenişini kolaylaştıran unsurlar olarak görülüp cezayı artırmaktadır. Ancak her bir nitelikli halin somut koşullar altında ayrı ayrı değerlendirilmesi, yalnızca kurumun adının geçmesinin mi yoksa maddi varlığının mı kullanıldığının tespit edilmesi gerekir. Kanun koyucunun temel amacı, toplumun kamu kurumlarına ve benzeri tüzel kişiliklere duyduğu güvenin haksız şekilde istismar edilmesini önlemektir.

Bu kapsamda, mahkeme ve yüksek mahkeme içtihatlarının incelenmesi hem uygulama birliği açısından hem de fail-mağdur haklarının korunması bakımından büyük önem arz etmektedir.