Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Sigorta hukuku alanında, gerek Türk Ticaret Kanunu (TTK) gerekse Yargıtay içtihatları çerçevesinde “doğru beyan yükümlülüğü” ve “objektif risk değerlendirmesi” büyük önem taşır. Aşağıdaki soruların yanıtını, ilgili kanun hükümleri ve emsal Yargıtay kararları eşliğinde değerlendireceğiz.
1. Sigorta sözleşmelerinde risk değerlendirmesi nasıl objektif olmalı?
Sigorta sözleşmelerinde risk değerlendirmesi, “riziko” olarak adlandırılan tehlikenin gerçekleşme ihtimaline ve bu gerçekleşme ihtimalinin ağırlığına göre yapılır. Sigortacı, prim hesabını objektif kriterlere dayanarak oluşturmalıdır. Örneğin, sigortalının sağlık sigortası yaptırması hâlinde, daha önce geçirmiş olduğu rahatsızlıkların veya devam eden hastalıkların varlığı, riskin gerçekleşme ihtimalini yükselttiği için prim hesabında farklılaşmaya sebep olabilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de bir kararında (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/11836 K. 2022/7304 T. 18.04.2022) aşağıdaki hususu vurgulamıştır:
“Sigorta sözleşmesine konu rizikonun gerçekleşme ihtimalini artıran ve sigortacının durumunu ağırlaştıracak mahiyetteki hususları sigortacıya bildirmek, sigortalı bakımından yükümlülük olmakla birlikte; TTK’nun 1448. maddesi gereği, zararın oluşumunun engellenmesi için gerekli önlemlerin alınması da sigortalı için bir yükümlülüktür. Sigortacının sorumluluk derecesi belirlenirken, bu hususlar birlikte değerlendirilmelidir.”
Karara link:
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/11836 K. 2022/7304 T. 18.04.2022
Bu nedenle, risk değerlendirmesinde temel ilke, hem sigortalının beyanları hem de sigortacının teknik analizleriyle “objektif” kriterleri esas almaktır. Sigortalının beyan yükümlülüğünü yerine getirerek, prim hesaplaması ve teminat şartları buna göre netleştirilmelidir.
2. Sigorta şirketi hangi durumlarda yanlış bilgi nedeniyle tazminatı reddedebilir?
Sigortalının poliçe düzenlenmesi esnasında, sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya farklı şartlarla yapmasını gerektirecek önemdeki bir hususu bildirmemesi (veya yanlış bildirmesi) hâlinde, sigorta şirketi Türk Ticaret Kanunu’nun 1439. ve devamı maddelerinde yer alan haklarını kullanabilir.
TTK 1439/2. madde hükmü doğrultusunda:
- Eğer sigortalının kast derecesinde kusuru varsa ve bildirilmeyen/yanlış bildirilen husus ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı kurulabiliyorsa sigortacının tazminat ödeme borcu tamamen ortadan kalkar.
- Bağlantı yoksa, “ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre” tazminat ödenir (proporsiyon hesabı).
- Kasten olmaksızın ihmâl sonucu ihlal söz konusu ise, tazminatta “indirime” gidilebilir.
Bu çerçevede, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/496 K. 2020/5134 T. 06.10.2020 tarihli kararında şu ifadeler yer almıştır:
“Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kast derecesinde kusuru varsa, beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı bulunması hâlinde, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar.”
Karara link:
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/496 K. 2020/5134 T. 06.10.2020
3. Sigortalı, sigorta sözleşmesinde hangi bilgileri vermekle yükümlüdür?
6102 sayılı TTK’nın 1435. maddesine göre sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında “bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.” Önemli hususlar, sözleşmenin yapılmamasına veya farklı koşullarda yapılmasına neden olabilecek tüm bilgileri içerir. Örneğin, sağlık sigortalarında; daha önce geçirilmiş ciddi rahatsızlıkların, hastane kayıtlarının, düzenli ilaç kullanımının, kronik hastalıkların vb. sigortacıya bildirilmesi gerekir.
Buna ilişkin olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/15090 K. 2022/328 T. 13.01.2022 kararında şu husus vurgulanmıştır:
“Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.”
Bu çerçevede beyan yükümlülüğü, sözleşmenin kurulmasından sonra da devam edebilmektedir. Özellikle rizikoyu ağırlaştıran hususlar ortaya çıktığında, bu bilgilerin de sigortacıya bildirilmesi gerekir.
4. Mahkemeler, hatalı bilgi durumunda sigorta şirketinin tazminatı reddetmesini nasıl değerlendiriyor?
Mahkeme içtihatları, sigortalının kasten yanlış veya eksik beyanda bulunmasının sigorta şirketine “sözleşmeden cayma”, “tazminatı reddetme” veya “proporsiyon hesabı” ile ödeme hakkı verdiğini kabul etmektedir. Ancak sigorta şirketinin de bilgilendirme yükümlülüğü ve basiretli tacir gibi davranma ödevi vardır.
Eğer sigortacı, sigortalıyı eksik beyanın sonuçları hakkında hiç bilgilendirmemiş veya sorulan sağlık beyanı sorularını yeterince açık şekilde yöneltmemiş ise bu durumda mahkemeler sigorta şirketinin kusurlu davranışını gözetmektedir. Örnek olarak, Yargıtay kararlarında “sigortacının beyan yükümlülüğüne uyulması için gerekli aydınlatmayı yapmaması” hâlinde sözleşmeyi sonradan geçersiz kılmaya çalışmasının hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebileceği belirtilmiştir.
5. Sigorta sözleşmelerinde risk değerlendirmesi ve prim hesaplama süreçleri objektif kriterlere dayanmalı mıdır?
Evet. Sigortacılık faaliyeti, ticari niteliğine rağmen “güven ve iyiniyet” esası üzerine kuruludur. Sigortacı, uzmanlık bilgisi ışığında objektif bir değerlendirme yaparak poliçe düzenlemeli, bu kapsamda alacağı riske göre prim belirlemelidir. TTK 1435. maddede yer alan beyan yükümlülüğü de bu “objektif değerlendirme”yi sağlamak adına koyulmuş bir kuraldır. Sigortalının “önemli” her türlü bilgiyi sigortacıya bildirmesi, sigortacının ise “objektif ölçütleri” göz önünde bulundurması gerekir.
6. Sigorta sözleşmesinde eksik veya yanlış bilgi vermenin sonuçları nelerdir?
- İhmâl Derecesi: Sigorta ettirenin kastı olmaksızın “ihmal” düzeyinde kalmışsa, mahkemeler tazminattan indirim yapılmasını veya prim farkı istenmesini kabul eder.
- Kast Derecesi: Sigortalı gerçeği bilerek saklamışsa ve bu saklanan hastalık ya da risk unsuru ile gerçekleşen zarar arasında illiyet varsa tazminat ödeme borcu tamamen kalkabilir. Eğer illiyet bulunmuyorsa, “ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre” tazminat hesaplanır (proporsiyon).
Bu çerçevede Yargıtay kararlarında (örn. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/496 K. 2020/5134 T. 06.10.2020 - link üstte) net şekilde belirtilmiştir ki sigortalının beyan etmeyi unuttuğu veya kasten gizlediği hususun, rizikonun gerçekleşmesine veya zararın miktarına etkisi olup olmadığı mutlaka araştırılmaktadır.
7. Sigorta şirketleri, sigorta ettirenin hatalı beyanında kastı yoksa sözleşmeyi feshedebilir mi veya tazminatı ödemekten kaçınabilir mi?
Kanun (TTK 1439/2) ve Yargıtay uygulamasına göre kast yok, sadece ihmal varsa sigorta şirketi:
- Riziko gerçekleşmeden önce durumu öğrenmişse cayma hakkı veya prim farkı talebi hakkını kullanabilir.
- Riziko gerçekleştikten sonra durum ortaya çıkmışsa, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim veya proporsiyon hesabı yoluyla ödeme yapma yoluna gidebilir.
Özetle, “kasıt yoksa sözleşmenin tümden feshi veya tazminatın tamamen reddi” her zaman uygulanmaz; genellikle tazminatta indirim veya prim farkı yöntemleri devreye girer. Ancak sigortalının bir kastı söz konusu ise (ve illiyet de varsa) tazminat ödeme borcu da ortadan kalkabilir.
Sonuç
- Risk Değerlendirmesi: Objektif ölçütlere dayanmalı, sigortacı ve sigorta ettiren arasındaki güven temeline uygun olarak yapılmalıdır.
- Yanlış Bilgi Nedeniyle Red: Kasıtlı bildirim eksikliği varsa sigortacı tazminatı reddedebilir. İhmâl söz konusu ise genellikle tazminattan indirim veya prim farkı hesaplaması yoluyla sigorta sözleşmesi devam eder.
- Sigortalının Beyan Yükümlülüğü: Sigortacı için önemli kabul edilebilecek her türlü bilgiyi (TTK 1435) doğru aktarma zorunluluğunu ifade eder.
- Mahkeme Yaklaşımı: Hatayı değerlendirmede, kast/ihmal ayrımı, illiyet bağı araştırması ve sigortacının aydınlatma yükümlülüğü dikkate alınır.
- Kast Yoksa: Tamamen fesih veya tazminat reddi yerine orantılılık ilkesine dayalı çözüm öne çıkmaktadır.
Bu ilkeler ve emsal kararlar ışığında, hem sigorta şirketlerinin hem de sigortalıların yapması gereken, poliçenin kuruluş aşamasında tüm süreci şeffaf bir şekilde yürütmek ve her türlü riski açık şekilde beyan etmektir. Kanun koyucu ve Yargıtay içtihatları da bu anlayışı teşvik etmektedir.
Atıf Yapılan Kararlar
-
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/11836 K. 2022/7304 T. 18.04.2022
Link -
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/496 K. 2020/5134 T. 06.10.2020
Link
(Bu metinde yer alan karar özetleri, ilgili Yargıtay kararlarının konuyla ilgili vurgularına dayanmaktadır. Ayrıntılı inceleme için verilen bağlantılara başvurulabilir.)