Blog

Silah Tanımı, Metal Parçasının Kapsamda Değerlendirilmesini Nasıl Etkiler?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 314’te düzenlenen “silahlı terör örgütü” suçu, terörle mücadele kapsamında önemli bir konudur. Aşağıda, bu konuya ilişkin dört temel soru, emsal yargı kararları doğrultusunda değerlendirilmiştir.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~4 dakika
silah
metal parça
kapsam
değerlendirme
emsal karar

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Aşağıda yer alan değerlendirmeler, ilgili mahkeme kararlarından yapılan alıntılar ve bu kararlara ilişkin bağlantılarla birlikte sunulmuştur. Her bir soruya dair öne çıkan emsal içtihat ve yargısal yorumlar özel olarak belirtilmektedir.


1) "Silah" tanımı, metal parçasının bu kapsamda değerlendirilmesini nasıl etkiler?

Konuya ilişkin emsal karar:

Söz konusu kararda, ceza hukuku anlamında “silah” sayılabilmesi için bir cismin, saldırı veya savunma amacıyla kullanılmaya elverişli olması ve/veya özel olarak bu amaçla tasarlanmış bulunması gerektiği ifade edilmektedir. Kararda, pencere kenarındaki parmaklıktan sökülerek elde edilen ve duvar delmekte kullanılan 28,8 cm uzunluğundaki metal parçanın gerçekte ne şekilde ve hangi amaçla kullanıldığının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Somut olayda metal parça:

  • Suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olarak değerlendirilebilecek tipik bir silah özelliği göstermemiş,
  • Özel olarak saldırı/ savunma için tasarlanmış bir alet olmadığı,
  • Belirli bir biçimde kullanılabilirliği ispatlanmadıkça, salt metal parça olmasının “silah” unsurunu doğurmaya yetmeyeceği

sonucuna varılmıştır. Bu yaklaşım, bir cismin boyutundan, maddesinden veya sırf sert olmasından ötürü silah kapsamında değerlendirilemeyeceğini; kullanım amacı ve fiilî işlevi bakımından ayrıca inceleme yapılması gerektiğini göstermektedir.


2) Gece vakti kavramının bir suçun niteliğini belirlemedeki önemi nedir?

Konuya ilişkin emsal karar:

Gece vakti, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) özellikle hırsızlık, yağma, konut dokunulmazlığı ihlali ve benzeri suçlarda ağırlatıcı (cezayı artırıcı) neden olarak düzenlenmiştir. Bu kararda, failin gece saatlerinde suç işlemesinin, mağdurun direnme ve kaçınma imkânlarının azalması ile suçun işlenişinin kolaylaşması nedeniyle kanun koyucunun cezada artırıma gittiği açıklanmıştır.

Karara göre gece vakti yapılan eylemlerin:

  • Toplumsal düzen ve güvenlik bakımından daha fazla korku yarattığı,
  • Mağdurun/mağdurların kendisini savunmasının daha zor olduğu,
  • Suçun işlenişi ve suçlunun izini kaybettirmesi açısından kolaylık sağladığı

gerekçeleriyle, gece vakti suç işlenmesini daha ağır cezalandırılan bir hâl olarak öngören yasal düzenlemelerin yerinde olduğu belirtilmiştir.


3) "Terör örgütü" ve "örgüt mensubu" tanımları ışığında, bir kişinin terör suçundan yargılanabilmesi için hangi şartlar aranır?

Konuya ilişkin emsal karar:

  • (AYM Bireysel Başvuru metninde 3713 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddeleri ile TCK’nın 314. maddesinin yorumlandığı karar)
    (Karar metni için link)

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesinde “terör”, cebir ve şiddet kullanarak Anayasa’da belirtilen düzeni değiştirmek veya devletin bütünlüğünü bozmak amacı güden eylemler olarak tarif edilmiştir. Aynı Kanun’un 3. ve 4. maddeleri ise hangi suçların “terör suçu” sayılacağına dair hükümler içermektedir.

Bir kişinin terör örgütü mensubu sayılabilmesi veya terör suçundan yargılanabilmesi için:

  1. Örgüt niteliğindeki yapının amaç ve vasıtalarının, kanunda belirtilen cebir-şiddet unsurunu barındırması,
  2. Şüphelinin, hiyerarşik yapı içinde bilerek ve isteyerek örgüte katılması veya örgüt adına eylemlerde bulunması,
  3. Fiilî icra bakımından süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk gösteren bir örgütsel faaliyet yürütmesi
  4. Örgütün, silahlı olması hâlinde TCK m.314’e göre cezalandırılabilmesi (silahlı terör örgütü)

gibi unsurların varlığı aranır. Kanun’da öngörülen ceza miktarının alt ve üst sınırları da, örgüt üyelerinin ve yöneticilerinin faaliyetlerinin niteliğine göre değişebilmektedir.


4) YDG-H ile ilgili yargılamalarda hangi deliller ve ifadeler dikkate alınmaktadır?

Konuya ilişkin emsal karar:

PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması olarak bilinen YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) yargılamalarında, örgüt içindeki konum, iletişim trafiği, ele geçirilen dijital veriler, tanık veya gizli tanık anlatımları ve suçla bağlantılı materyaller (örgütsel döküman, silah, patlayıcı vb.) özellikle önem taşımaktadır.

Kararda, sanığın YDG-H’ye mensup olduğunu gösterir nitelikte:

  • Örgüt güdümünde hareket eden kişilerin beyanları,
  • Kendisi veya diğer şüphelilerden ele geçirilen örgütsel haberleşme içerikleri,
  • Yasadışı gösteri ve saldırılardaki görgü tanığı ifadesi,
  • Suçun işlendiği yerde veya gizli bölmelerde bulunmuş silah, mühimmat, örgütsel doküman,

gibi delillerin, terörle mücadele kapsamında “silahlı örgüte üye olma” ve benzeri suçlar yönünden esas alındığı özellikle vurgulanmaktadır.

Bu tür yargılamalarda ayrıca, sosyal medya paylaşımları, HTS (telefon) kayıtları, baz istasyonu verileri ve teknik takip bulguları da bütüncül olarak değerlendirilmektedir.


Sonuç

Yukarıda aktarılan emsal kararlar, belirli ceza hukuku ve terörle mücadele konularındaki temel noktaları açıklamaktadır. Şu hususlar özellikle öne çıkmaktadır:

  1. Silah kapsamında değerlendirme için cismin kullanım biçimi, tasarımı, saldırı/savunma kapasitesi önemlidir.
  2. Gece vakti işlenen suçlar, mağdurun savunma gücünün düşük olmasından ötürü nitelikli hâl (ağırlaştırıcı neden) oluşturabilir.
  3. Terör örgütüne üyelik ve terör suçundan yargılama için, örgütün cebir-şiddet amacını bilerek ve isteyerek destekleme veya hiyerarşik yapıya dâhil olma şartları aranır.
  4. YDG-H davalarında, gizli tanık beyanları, örgüt dökümanları, dijital materyaller, haberleşme içerikleri ve suça konu eşyaların ele geçirilmesi gibi deliller belirleyicidir.

Bu çerçevede her bir somut vakada, eylemin niteliği ve toplanan delillerin durumu dikkate alınarak yargılama mercilerince karar verilmektedir.