Blog

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Zımni Kabul ve Susmanın Hukuki Sonuçları

Sözleşmenin kurulmasında açık bir kabul beyanı olmaksızın tarafların davranışları, ticari defter kayıtları ve mail yazışmaları üzerinden zımni kabul süreçlerinin emsal kararlar ışığında değerlendirilmesi.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~4 dakika
Zımni Kabul
TBK
Susma
Sözleşmenin Kurulması
İrade Beyanı

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Türk borçlar hukukunda sözleşmenin kurulması, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarına dayanır. Bazı durumlarda taraflar açık bir "kabul ediyorum" beyanında bulunmasa dahi, sergiledikleri davranışlar veya kanunen belirlenen süreler içerisinde sessiz kalmaları, sözleşmenin kurulduğu anlamına gelebilmektedir. Aşağıda bu durumlar ve yargı organlarının yaklaşımı emsal kararlar ışığında izah edilmiştir.


1. Önerinin zımnen kabul edildiği durumlar nelerdir?

"Kabul iradesinin buna uygun araçlarla değil de bu anlama gelecek başka davranış biçimleri ile ortaya konulması da mümkündür. Bu halde örtülü kabul söz konusu olacaktır. Örneğin, uzun zamandır devam eden ve yenilenen sözleşmelerde icaba süresinde cevap verilmeyip, ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin elektrik satışına devam edilmesi, örtülü kabul anlamına gelir" (Erzurum BAM 1. HD, 2021/1540 K.). Ayrıca, gönderilen bir fiyat teklifinin reddedilmemesi ve tarafların bu doğrultuda fiili uygulama içerisine girmesi de sözleşmenin kurulduğunu gösterir.

Emsal Karar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1169, K. 2024/1404, T. 26.09.2024

https://app.dejure.ai/dokuman/8e5708b6-101b-4647-a73b-2c69f5876cbd

Kararda; taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalı tarafça gönderilen sözleşme önerisi taslağının davacı tarafça reddedilmediği ve bu doğrultuda sözleşme ilişkisinin -taslak imzalanmasa da- sözlü mutabakatla fiilen kurularak uygulandığı, satış sözleşmesinin geçerli olması için yazılı imzanın zorunlu olmadığı vurgulanmıştır.


2. Sözleşmenin kurulmuş sayılması için "uygun süre" ne anlama gelir?

"Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan önerinin, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar, önereni bağlayacağı" kabul edilir. (Yargıtay 6. HD, 2023/2597 K.). Bu süre, önerinin muhataba ulaşması, muhatabın düşünmesi ve cevabın tekrar önerene varması için gereken makul zamanı ifade eder. Eğer öneren, kanun veya işin özelliği gereği açık bir kabul beklemek zorunda değilse, öneri bu uygun sürede reddedilmediği takdirde sözleşme kurulmuş sayılır.

Emsal Karar

Kararda; hazır olmayanlar arasında yapılan önerilerin, usulüne uygun bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar önereni bağladığı ve uygun bir sürede reddedilmeyen önerilerin örtülü olarak kabul edilmiş sayılacağı düzenlemelerine atıf yapılmıştır.


3. Açık bir kabul beyanı olmadan sözleşmenin kurulduğuna dair mahkeme kararlarında hangi deliller dikkate alınmıştır?

Mahkemeler, taraflar arasındaki mail yazışmalarını, sipariş formlarını, kaparo veya avans ödemelerini ve faturanın ticari defterlere kaydedilmesini temel delil kabul etmektedir. "Bir sözleşme bulunmadığı halde düzenlenip gönderilen öneri niteliğindeki bu faturanın alınıp da itiraz edilmeksizin ticari defterlere kaydı, 'irade faaliyeti' ile kabul sayılabilir ve böylece sözleşme kurulmuş olur." (Bakırköy 7. ATM, 2023/915 K.). Ayrıca, teklif formundaki kaparo bedellerinin gönderilmesi de bir kabul beyanı olarak değerlendirilmektedir.

Emsal Karar

Kararda; taraflar arasında önceden bir sözleşme olmasa dahi, gönderilen faturaya süresinde itiraz edilmemesi ve bu faturanın ticari defterlere işlenmesinin zımni kabul niteliğinde olduğu ve taraflar arasında akdi ilişkiyi kurduğu ifade edilmiştir.


4. Susmanın sözleşme kabulü anlamına gelmediği durumlar nelerdir?

Kural olarak susma, bir irade beyanı değildir. "Öneren, önerisinin reddedildiğini bildirmezse karşı tarafın önerisini kabul etmiş sayacağını önerisinde belirtmiş olsa dahi sonuçun değişmeyeceği." (Danıştay 13. Daire, 2024/1755 K.). Susmanın kabul sayılabilmesi için ya taraflar arasında sürekli bir iş ilişkisi olmalı ya da kanunen bir zorunluluk bulunmalıdır.

Emsal Karar

Kararda; bir idari yazışmada belirtilen "30 gün içinde reddedilmezse kabul edilmiş sayılır" şeklindeki ifadenin, Borçlar Hukuku'nun genel ilkeleri uyarınca karşı tarafı bağlamayacağı ve susmanın tek başına icap kabulü teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır.


Sonuç

Yargı kararları, sözleşme ilişkisinin kurulmasında dürüstlük kuralı ve güven teorisini esas almaktadır. Açık bir imza olmasa dahi, tarafların ticari defterlerine yansıyan kayıtlar, ödeme dekontları ve işin mahiyetine uygun sürede itiraz edilmemesi gibi olgular zımni kabul olarak nitelendirilmektedir. Ancak, tek taraflı olarak dayatılan "cevap vermezsen kabul etmiş sayılırsın" şeklindeki beyanlar, taraflar arasında geçmişten gelen bir teamül veya yasal bir zorunluluk bulunmadıkça hukuki bir sonuç doğurmamaktadır.

KAYNAKÇA / EMSAL KARAR ATIFLARI

  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1169, K. 2024/1404, T. 26.09.2024

https://app.dejure.ai/dokuman/8e5708b6-101b-4647-a73b-2c69f5876cbd

  1. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/2377, K. 2023/2597, T. 05.07.2023

https://app.dejure.ai/dokuman/17704bb2-e3c9-42e2-9732-92fa2aa39a60

  1. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/376, K. 2023/915, T. 26.09.2023

https://app.dejure.ai/dokuman/fa8f750c-5242-43d1-9903-c25413a7a711

  1. Danıştay 13. Daire, E. 2019/3622, K. 2024/1755, T. 24.04.2024

https://app.dejure.ai/dokuman/3741a624-38f6-41d4-b146-18e631c46ffe

Bu kararlar, sözleşmenin kurulması aşamasında tarafların sessiz kalmasının veya irade faaliyeti olarak nitelendirilen davranışlarının hangi şartlar altında "kabul" hükmünde olacağını ve hangi durumlarda ise sessiz kalmanın önereni bağlamayacağını ayrıntılı şekilde açıklamaktadır.