Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Tanık Daveti ve Dinletilmesine İlişkin Hukuki Esaslar: EMSAL KARARLAR IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Tanığın davet edilmesi” başlıklı 243. maddesi ve devamında, tanıkların yargılamada nasıl davet edileceği, dinlenebileceği ve hangi usullere riayet edilmesi gerektiği ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Aşağıda, konuya ilişkin sıkça sorulan sorular emsal nitelikteki mahkeme kararları referans alınarak yanıtlanacaktır.
1. “Davetiye Olmadan” Tanık Dinlenebilir mi?
HMK m.243/1, kural olarak tanığın davetiye ile çağrılacağını düzenlemektedir. Ancak aynı hükümde,
“...Davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir.”
ifadesi yer almaktadır.
Yani tanık, davetiye çıkarılmasa bile tarafça duruşmaya hazır getirilmişse mahkeme, bu tanığın beyanını alabilir. Emsal olarak:
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/3925 K. 2022/1971 T. 10.03.2022 kararında:
“6100 sayılı HMK’nın 243. maddesinde ‘Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir....’ şeklinde açık düzenleme bulunduğu vurgulanmıştır.”
(Tam metin için tıklayınız)
Dolayısıyla, zorunlu bir koşul olmamakla birlikte kural olarak tanık çağrısı davetiye ile yapılır; ancak hazır getirilen tanık bakımından bu prosedür aranmaz.
2. Tanık Listesi Verilmemiş Olsa Bile Tanık Dinlenir mi?
Bu soruya cevap yine HMK 243 hükmünde yer almaktadır. İlgili maddenin devamında:
“Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.”
Bu düzenleme, iki önemli hususu içerir:
- Kesin sürede tanık listesi sunulmasa bile, aynı maddede belirtilen şartlar altında (örneğin mahkemenin tahkikat günü belirlemesi ve tarafın o celse tanığı hazır etmesi) tanık yine de dinlenebilecektir.
- Duruşma gününde fiilen hazır edilen tanıklar, listede gösterilmese bile, belirtilen koşullarda dinlenebilir.
Örneğin:
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/8651 K. 2023/1534 T. 14.03.2023 kararında:
“...Davanın çözümü bakımından tanık deliline başvurulduğunda, liste verilmemiş olsa dahi, belirtilen gün ve saatte hazır bulundurulan tanıkların dinlenebileceği kabul edilmiştir.”
(Tam metin için tıklayınız)
Dolayısıyla mahkeme, davayı uzatmamak ve sürpriz beyana engel olmak amacıyla kesin süreye rağmen liste sunulmayan tanıkları normalde reddedebilir; ancak kanunun açık hükmü gereği, belirli koşullarda (o duruşmada fiilen hazır bulundurma vb.) tanık dinlenmesine imkân tanınmaktadır.
3. Telefon veya E-posta Yoluyla Tanık Daveti Geçerli midir?
Kanun, tanığın davetiye ile çağrılmasını temel kural olarak benimser. Ancak HMK m.243 şu ibareyi de içerir:
“Tanığı davet, gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.”
Bu ifade, kanunun tanık davetinde esneklik sağladığını göstermektedir. Yine de telefon veya e-posta gibi araçlarla çağrılan tanık, gelmezse resmî tebligat ve davetiye sisteminde olduğu gibi zorla getirme veya para cezası vb. yaptırımlar uygulanamayacaktır.
Buna dair emsal karar:
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/5010 K. 2022/8277 T. 14.12.2022 kararında:
“...Tanığı davet, gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz...”
(Tam metin için tıklayınız)
4. Davetiyenin Duruşmadan Ne Kadar Süre Önce Tebliğ Edilmesi Gerekir?
Kanun, tanıkların makul bir hazırlık yapabilmeleri ve zamanında duruşmaya katılabilmeleri için en az bir haftalık süre öngörmüştür.
HMK m.243 şu şekilde düzenleme yapar:
“Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir.”
Bu noktada uygulamada, özellikle acele veya istisnai hâllerde mahkeme tanığın daha kısa süre içinde çağrılmasına karar verebilir; ancak bu durumda da, zorla getirme gibi sonuçlar kural olarak uygulanmaz.
Örneğin:
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/3925 K. 2022/1971 T. 10.03.2022:
“Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmesi gerektiği, bu şart yerine getirilmeden davetin geçerli sayılmayacağı ifade edilmiştir.”
(Tam metin için tıklayınız)
Sonuç ve Değerlendirme
- Davetiye olmadan tanık dinlenmesi, HMK 243. maddede açıkça mümkün kılınmıştır; yeter ki tanık, tarafça bizzat duruşmada hazır bulundurulsun.
- Tanık listesi sunulmamış olsa bile, kesin süre ve dinlenme günü belirlenmişse, tarafın tanığı fiilen hazır etmesi hâlinde tanık yine de dinlenir.
- Telefon veya e-posta yoluyla tanık daveti yapılabilir; ancak bu yöntemle çağrılan tanık gelmediğinde zorla getirme vb. yaptırımlar uygulanamaz.
- Davetiyenin tebliğ süresi, kural olarak en az bir hafta öncedir. Daha kısa süreli tebligatlarda, acele hâl söz konusu ise tanığın duruşmaya gelmesi istenebilir, fakat gelmemesi hâlinde yaptırım yoluna gidilemez.
Tüm bu hususlar, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının korunması amacıyla HMK’da ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen emsal kararlarda, mahkemelerin ve Yargıtay’ın söz konusu kuralları nasıl yorumlayıp uyguladığı açıkça görülmektedir.
KAYNAKÇA (Emsal Kararlar)
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/3925 K. 2022/1971 T. 10.03.2022
(Karar Metni) -
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/8651 K. 2023/1534 T. 14.03.2023
(Karar Metni) -
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/5010 K. 2022/8277 T. 14.12.2022
(Karar Metni) -
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/3925 K. 2022/1971 T. 10.03.2022
(Karar Metni)
Bu çerçevede, davetiye ve tanık dinletme usulleri konusunda HMK’nın getirdiği kurallara uyulması yargılama sürecini hem hızlandıracak hem de tarafların iddia ve savunma haklarının adil biçimde korunmasını sağlayacaktır.