Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA KÖTÜ NİYET KARİNESİ, MAL KAÇIRMA KASTI VE BORCUN DOĞUM TARİHİNİN ÖNEMİ
Tasarrufun iptali davaları, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu (İİK) 277 ila 284. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Borçlu, alacaklılarının hak kaybına uğramasına sebebiyet verecek nitelikte malvarlığını eksilten veya alacaklıları zarara uğratma kastıyla yaptığı tasarruflar sebebiyle iptal davasına muhatap olabilir. Aşağıda, akrabalık derecesinin kötü niyet karinesi oluşturup oluşturmadığı, mahkemelerin “mal kaçırma kastını” nasıl tespit ettiği ve borcun doğum tarihi ile tasarruf tarihi arasındaki zamanlamanın önemi, emsal kararlar ışığında değerlendirilecektir.
1. AKRABALIK DERECELERİNDEN DOĞAN KÖTÜ NİYET KARİNESİ
Tasarrufun iptali davasında, İİK m. 278/2 hükmüne göre, borçlunun “üçüncü derece dâhil kan veya sıhrî hısımlarına” (örneğin anne, baba, kardeş, amca, dayı, teyze, yeğen gibi) devrettiği mallarda, çoğu durumda “bağışlama” niteliği (veya aşırı değer farkıyla gerçek satış olmadığı) kabul edilebildiği için kötü niyet karinesi oluşabilir. Mahkemeler, aradaki aile bağı veya yakınlık derecesi sebebiyle bu devirlerde “alacaklılardan mal kaçırma” kastının kuvvetle muhtemel olduğunu değerlendirirler.
Örnek Karar:
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/3971 K. 2020/3271 T. 09.06.2020
(Link)
Bu kararda, borçlunun teyzesinin oğluna yaptığı taşınmaz devrinde, İİK 277 vd. maddelerinde öngörülen derecede akrabalığın bulunmamakla birlikte, davalı üçüncü kişinin borçlunun ekonomik durumunu bilebilecek kadar yakın olması halinde iyi niyetli sayılmayacağı belirtilmiştir.
Önemli Nokta:
Akrabalık tek başına iptal sebebi olmamakla birlikte, mahkemeler yakın akrabalığı “kötü niyet karinesi” olarak kabul edebilir. Borçlu ve devralan akrabanın aksini ispat etmesi gerekir.
2. MAL KAÇIRMA KASTININ (ZARAR VERME KASTININ) TESPİTİ VE GEREKLİ DELİLLER
İİK 280. madde, “borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler” den bahseder. Mahkemeler, bu kastı belirlerken:
- Devir işleminin değeri (fahiş değer farkı veya çok düşük bedel),
- Tasarrufun tarafları arasındaki yakınlık (akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki),
- Borçlunun finansal durumu (icra takibine konu borçlarının miktarı, başka malvarlığının bulunup bulunmaması),
- Tasarruf tarihinin borcun doğum tarihine yakın olması veya icra takibi sürecine denk gelmesi,
- Kayıt dışı ödemeler veya tanık beyanları gibi ipuçları,
gibi unsurları delil olarak dikkate alır.
Örnek Karar:
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/1307 … (Özetlenmiştir)
(Link)
Kararda, “bir kişinin mali durumunun bozuk olduğu, alacaklıdan mal kaçırmak kastıyla yaptığı işlemin karşı tarafça da bilindiğine işaret eden açık emareler bulunduğunda tasarruf iptali yoluna gidilebileceği” vurgulanmıştır. Akrabalık veya dostluk derecesi, fahiş bedel farkı gibi olgular bu karineyi güçlendirmektedir.
Neler Delil Sayılır?
- Tapudaki resmî bedelin çok düşük gösterilmesi,
- Borçlunun defter kayıtları/ticari sicil bilgileri,
- Tarafların beyanları ve tanık anlatımları,
- Banka dekontları, ipotek kayıtları, vs.
3. BORCUN DOĞUM TARİHİ İLE TASARRUF TARİHİ ARASINDAKİ ZAMANLAMA
İptale tabi olması için tasarrufun, borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması aranır (İİK 277 ve devamı). Bu kural, borcun ödenmesini engellemek amacıyla devrin yapıldığını göstermesi bakımından önemli bir zaman kriteridir.
- Eğer tasarruf, borcun doğumundan sonra yapılmışsa, iptal olasılığı yükselir.
- Borcun doğumundan önceki tasarruflar kural olarak iptale tabi tutulmaz; çünkü alacaklıları zarara uğratma kastı (kötü niyet) varsayılmaz.
Örnek Karar:
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1878 …
(Link)
Kararda, devrin borcun doğumunu takiben kısa sürede yapılması halinde, iptale tabi olması için mahkemenin “mal kaçırma kastını” incelemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Ayrıca:
Borcun doğumuyla tasarrufun tarihi arasında uzun süre varsa, davacı alacaklı mal kaçırma kastını kanıtlamakta daha zorlanabilir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
-
Akrabalık Dereceleri ve Kötü Niyet Karinesi:
- Yakın akrabalık (üçüncü derece dâhil) halinde, İİK 278 ve 280 hükümleri gereğince tasarrufun iptali için çoğu zaman kötü niyet karinesi kabul edilir.
- Akrabalığın tek başına yeterli olmadığı durumlarda, fahiş değer farkı, mali durumun bilinmesi, arkadaşlık veya ticari yakınlık gibi ek unsurlar aranır.
-
Mal Kaçırma Kastının Tespiti:
- Mahkeme, borçlunun ekonomik güçlüğünü, devrin düşük bedelli olup olmadığını ve taraflar arasındaki ilişkiyi inceler.
- Borçlunun alacaklılarını zarara uğratmayı amaçladığı hususu, davacı (alacaklı) tarafından delillerle gösterilmelidir.
-
Borcun Doğum Tarihiyle Tasarruf Tarihi:
- Tasarrufun, borcun doğumundan sonraki döneme rastlaması halinde iptal davası açılması mümkündür.
- Süre bakımından ne kadar kısa bir aralık varsa, mal kaçırma ihtimali o kadar güçlü görülür.
Dipnot:
- Bu noktalar, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında özetle şöyle ifade edilmektedir: “Borçlunun mal kaçırma amacı güttüğü ve üçüncü kişinin de bu durumu bilmesi gerektiği açık emarelerle tespit edildiğinde, akrabalık ya da yakınlık derecesi de mevcutsa tasarrufun iptaline hükmolunur.”
Örnek Künye ve Bağlantılar:
-
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/3971 K. 2020/3271 T. 09.06.2020
Link -
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1878 K. … T. …
Link
Sonuç olarak, tasarrufun iptali davalarında akrabalık derecesi, mal kaçırma kastı ve borcun doğum tarihiyle tasarrufun yapıldığı zaman arasındaki süre, davanın kabulü veya reddi yönünden son derece belirleyici olmaktadır. Mahkemeler, bu davalarda ekonomik verileri, tarafların yakınlığını ve işlemin gerçek niteliğini gözeterek, alacaklı zararının varlığını ve tasarrufun gerçek bir ticari işlem mi, yoksa mal kaçırmaya yönelik muvazaa mı olduğunu saptamaktadır.