Blog

TBK 389. Madde ve Uygulamaları Hakkında Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 389. maddesi; “Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmünü içermektedir. Ancak bu hükmün kapsamı, uygulamada ve yargı kararlarında farklı yorumlara konu olabilmektedir. Aşağıda, bu maddeyle ilgili sıkça sorulan dört temel soru, emsal yargı kararları doğrultusunda değerlendirilmiştir.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~5 dakika
türk borçlar kanunu
ödünç sözleşmeleri
zamanaşımı
mahkeme kararları

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

TBK 389. Madde ve Uygulamaları Hakkında Emsal Kararlar Işığında Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 389. maddesi; “Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmünü içermektedir. Ancak bu hükmün kapsamı, uygulamada ve yargı kararlarında farklı yorumlara konu olabilmektedir. Aşağıda, bu maddeyle ilgili sıkça sorulan dört temel soru, emsal yargı kararları doğrultusunda değerlendirilmiştir.


1) TBK 389. maddesi sadece ödünç konusunun teslimi ve teslim alınması talepleri için mi geçerlidir, yoksa ödüncün geri ödenmesi taleplerini de kapsar mı?

Uygulamada ve yargı içtihatlarında TBK 389. maddesindeki altı aylık zamanaşımı süresinin, esas itibariyle ödünç konusunun verilmesi ve teslim alınması ile sınırlı olduğu; ödünç alınan mal veya paranın geri ödenmesi konusunda ise genel zamanaşımı (10 yıllık) süresinin geçerli olacağı kabul edilmektedir.

Örneğin;

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/597 K. 2024/1824 T. 12.12.2024 tarihli kararında, TBK 389. maddesinin altı aylık zamanaşımı kuralının, “ödünç verenin ödünç konusu şeyi teslim etmesi” ve “ödünç alanın da bu şeyi teslim alması” istemleriyle sınırlı olduğu, geri ödeme (iade) istemlerinin ise 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.
    [Kararın tamamına ulaşmak için bkz.
    **https://app.dejure.ai/dokuman/0bc21332-aee0-49ca-baa8-d300b859b234**\]

Bu yaklaşım, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında istikrar kazanmıştır. Böylelikle, ödünç alanın iade borcu, kural olarak 10 yıllık zamanaşımına tabi görülmektedir.


2) 6 aylık zamanaşımı süresi ne zaman işlemeye başlar, temerrüt tarihi her zaman ihtarname tebliğ tarihi midir?

TBK 389. maddesindeki altı aylık zamanaşımı süresi, ödünç konusu şeyin teslimi veya teslim alınması talebine ilişkin olarak karşı tarafın temerrüde düşmesi ile başlar. Uygulamada, kural olarak temerrüt, borcun ifası yazılı veya sözlü bir ihtarla istenmesine rağmen süresinde ödenmemesi halinde oluşmaktadır. Dolayısıyla çoğu durumda ihtarname tebliğ tarihi veya ödünç alanın teslim talebini redde yönelik açık beyan tarihi temerrüdün başlangıcı olarak kabul edilir.

  • Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/61 K. 2022/474 T. 31.05.2022 tarihli kararında, ödünç verenin temerrüt ihtarını 30.09.2020’de göndermesi ve altı ay içinde dava açması nedeniyle zamanaşımı def’inin yerinde görülmediğine hükmetmiştir. Mahkeme, temerrüdün başlangıç noktasını ihtarname tebliğ tarihine bağlamış ve altı aylık sürenin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini belirtmiştir.
    [Kararın tamamına ulaşmak için bkz.
    **https://app.dejure.ai/dokuman/101b9f7d-e00b-4e4f-a9d2-5a3ce4b04d8e**\]

Bu sebeple, uygulamada genellikle temerrüt tarihinin ihtarname tebliğ tarihi olarak kabul edildiği görülmekle beraber, istisnai hallerde sözlü veya fiili taleple de temerrüdün oluşabileceği kabul edilebilmektedir. Ancak ispat kolaylığı bakımından yazılı (özellikle noter) ihtar en güvenli yöntemdir.


3) Mahkeme kararlarında TBK 389. madde nasıl yorumlanmış ve farklı olaylara nasıl uygulanmıştır?

Mahkemeler, TBK 389. maddeyi yorumlarken;

  • Ödünç sözleşmesinin konusunun ne olduğu (para mı, misli şey mi?),

  • Ödüncün teslim veya iade zamanının kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı,

  • Temerrüdün nasıl ve ne zaman oluştuğu
    gibi hususlara ağırlık vermektedir.

  • Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/568 K. 2020/668 T. 16.12.2020 tarihli kararında, kanun metninin ilk bakışta ödünç verilen şeyin iadesine ilişkin altı aylık zamanaşımını düzenlediği zannedilebileceğini ancak asıl amacın “ödünç konusu şeyin teslimi” ve “teslim alınmasına” ilişkin talepler olduğunu, iade borcunun ise ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
    [Kararın tamamına ulaşmak için bkz.
    **https://app.dejure.ai/dokuman/a515f4fe-966d-40a7-a103-c3753bf41cd4**\]

Bu tür kararlarla, TBK 389’daki altı aylık sürenin sadece ödünç konusu şeyin verilmesine veya alınmasına dair istemlerde uygulanacağı, geri ödeme (iade) taleplerinde ise genellikle 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlediği açıkça vurgulanmıştır.


4) Ödünç sözleşmelerinde 6 aylık zamanaşımı süresi ile genel 10 yıllık zamanaşımı süresi arasındaki fark nedir ve hangi durumlarda hangisi uygulanır?

  • 6 Aylık Zamanaşımı (TBK 389):

    • Ödünç verenin, ödünç konusu mal veya parayı teslim etmesi gerektiği hallerde veya
    • Ödünç alanın, o mal veya parayı teslim alması gerektiği hallerde,
    • Taraflardan birinin temerrüde düşürüldüğü tarih esas alınmak suretiyle altı ay içinde talep edilmezse zamanaşımına uğrar.
  • 10 Yıllık Genel Zamanaşımı (TBK 146):

    • Ödüncün geri ödenmesi (iade) talebi için kural olarak uygulanan süredir.
    • Sözleşmede açıkça vade veya muacceliyet şartı kararlaştırılmamışsa, çoğunlukla 10 yıllık süre dikkate alınır.
    • Aksi ispatlanmadıkça veya TBK 389’daki özel durum oluşmadıkça, ödünç verenin iade alacağı bu genel sürede geçerlidir.

Örneğin;

  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/62 K. 2023/354 T. 10.05.2023 tarihli kararında, “işbu maddede yer alan 6 aylık zamanaşımı süresinin, borç verilmesi taahhüt edilen şeyin henüz teslim edilmediği veya teslim alınmadığı durumlarla ilgili olduğu, paranın iadesine ilişkin davaların TBK 146. madde uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu” vurgulanmıştır.
    [Kararın tamamına ulaşmak için bkz.
    **https://app.dejure.ai/dokuman/6d9efb3b-a4d5-4b82-b065-a71f95cd1144**\]

Bu kararlar çerçevesinde en önemli ayrım, ödünç konusunun “teslimi/alınması” ile “geri ödenmesi”nin farklı hukuki temellere ve zamanaşımı sürelerine tabi olduğudur.


Sonuç

  1. TBK 389. maddesindeki 6 aylık zamanaşımı, ödünç konusu mal veya paranın teslimi ile teslim alınmasına ilişkin istemlere özgülenmiştir.
  2. Ödüncün geri ödenmesi (iade) talebi, yargısal içtihatlarda genel 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi kabul edilmektedir.
  3. Altı aylık süre, kural olarak karşı tarafın temerrüde düşürüldüğü tarihten başlar. Uygulamada en sık kullanılan temerrüt yöntemi, noter aracılığıyla ihtar göndermektir.
  4. TBK 389 ve TBK 146 arasındaki ayrım, uygulamada dava hak düşürücü/ret kararlarına veya süresi içinde açılmayan davaların zamanaşımına uğramasına sıkça sebep olmaktadır. Bu nedenle; ödünç veren ve ödünç alan arasındaki hak ve yükümlülüklerin niteliği dikkatle değerlendirilmeli, istenilen talebin teslim/teslim alma mı yoksa geri ödeme mi olduğuna özellikle bakılmalıdır.

Yukarıdaki açıklamalar ve emsal kararlar, TBK 389. madde hükümlerinin uygulama alanını ve 6 aylık zamanaşımı süresi ile 10 yıllık zamanaşımı süresi arasındaki ayrımı netleştirmeye yöneliktir. Görüldüğü üzere yargı uygulaması; ödünç sözleşmesinin konusu, tarafların temerrüde düşürülme tarihi ve sözleşmede vade/muacceliyet şartının varlığı gibi hususları detaylıca irdeleyerek sonuca gitmektedir.