Blog

TCK'da Zamansal Uygulama, Lehe Kanun ve İnfaz Rejimi Üzerine Emsal Kararlarla Değerlendirme

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 7. maddesi; 'İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği' ve 'Sonradan yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan fiilin cezalandırılamayacağı' prensibini içermektedir. Eğer suçun işlendiği tarihteki hüküm ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri arasında fark varsa, failin lehine olan kanun uygulanır.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~4 dakika
tck
zaman uygulama
lehe kanun
infaz rejimi
emsal karar

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

TCK'da Zamansal Uygulama, Lehe Kanun ve İnfaz Rejimi Üzerine Emsal Kararlarla Değerlendirme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m.7 çerçevesinde suç tarihindeki ve sonradan yürürlüğe giren kanunlar arasındaki farklılık halinde "failin lehine olan kanun"un belirlenmesi ve uygulanması, ceza hukuku uygulamasının temel ilkelerinden biridir. Bu ilke; infaz rejiminde derhal uygulanacak hükümlerin kapsamını, geçici veya süreli kanunların hangi esaslarla sürdürüleceğini ve lehe kanunun istisnalarının neler olacağını da somut olarak ortaya koyar. Aşağıda, ilgili dört soruya dair açıklamalar, yargısal içtihatlar ve kanun hükmü bağlamında sunulmaktadır.


1) Suçun işlendiği tarihteki ve sonraki kanunlar farklıysa, failin lehine olan kanun nasıl belirlenir ve uygulanır?

TCK'nın 7. maddesi, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği" ve "Sonradan yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan fiilin cezalandırılamayacağı" prensibini içermektedir. Eğer suçun işlendiği tarihteki hüküm ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri arasında fark varsa, failin lehine olan kanun uygulanır.

Lehe Kanun Tespiti:

  • Uygulamada, önceki ve sonraki kanunlar bütün hükümleriyle ayrı ayrı ele alınır.
  • Her kanunun fail aleyhine veya lehine sonuç doğuracak tüm maddeleri birlikte değerlendirilir.
  • Daha hafif ceza, daha erken tahliye veya fiilin suç olmaktan çıkarılması gibi hususlar, "lehe" niteliği belirler.

Emsal Karar:

  • İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/3427 K. 2023/1779 T. 02.10.2023 (Metin için link)
    Kararda, TCK 7. maddesi uyarınca "önceki ve sonraki kanunların karşılaştırılmasıyla fail lehine sonuç veren hükmün infaz edilmesi" gerektiği vurgulanmıştır.

2) İnfaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanması ne anlama gelir ve hangi durumları kapsar?

TCK m.7/3'te açıkça "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." denilmektedir. Yani infaz hukukuna dair (cezanın çekilme şekli, kapalı/açık cezaevi koşulları vb.) kanun değişiklikleri, yürürlüğe girdikleri andan itibaren geçmiş suçlar da dâhil olmak üzere tüm ceza infaz süreçlerine uygulanmaya başlanır.

Kapsam

  • İnfaz kurumunun türü, disiplin işlemleri, cezanın infazındaki yöntem ve benzeri "infaz rejimi" düzenlemeleri.
  • Bu kural, ceza miktarı veya koşullu salıverme süresi gibi "lehe kanun" kapsamındaki unsurlarla karıştırılmamalıdır.

Emsal Karar:

  • Danıştay 13. Daire, E. 2015/99, K. 2021/1146, T. 31.03.2021 (Metin için link)
    Bu kararda, "derhal uygulanma" ilkesinin, hapis cezasının ertelenmesi veya tekerrür gibi hükümler haricinde infaz usulüne dönük düzenlemelerde geçerli olduğu teyit edilmiştir.

3) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş suçlara uygulanması nasıl bir prensibe tabidir?

TCK m.7/4 hükmü; "Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir." şeklindedir. Buradaki temel prensip, kanunun belirli zaman aralığında var olan özel düzeninin o süre içinde işlenen fiillere aynen tatbik edilmesidir.

Örnek:

  • Bazı vergi afları veya belirli eylemleri cezalandıran "geçici" nitelikli düzenlemeler, uygulamada bu maddeye dayanılarak yürürlükte kaldıkları döneme has şekilde uygulanmaya devam edilir.
  • Kanun kalktıktan sonra dahi, o dönem işlenen suçlar bakımından eski kanunun geçici hükmü işlemeye devam edebilir.

4) Lehe olan kanunun uygulanması ilkesinin istisnaları var mıdır ve varsa nelerdir?

TCK m.7/3, "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." demek suretiyle lehe kanunun "geriye yürümesi" ilkesinin istisnalarını ortaya koymaktadır. Buna göre:

  1. Hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51),
  2. Koşullu salıverilme (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da düzenlenen),
  3. Tekerrür (TCK m.58)

kapsamında "derhal uygulama" ilkesi geçerli değildir. Bu konularda, kanun değişikliği sonrası fail aleyhine sonuç doğurması engellenir; failin lehine bir düzenleme getirilmişse ise geriye yürüme imkânı değerlendirilir.

Özetle:

  • İnfazla ilgili olup da "ertelenme", "koşullu salıverme" ve "tekerrür" konusunu düzenleyen maddeler, "derhal uygulanma"nın dışındadır.
  • Bu alanlar, lehe kanun analizinin yapıldığı ve fail yararına düzenlemenin geriye yürütülebildiği hususlardır.

Sonuç

  • Lehe Kanun İlkesi: Failin lehine sonuçlar doğuran düzenleme, suç tarihinden sonraki kanun olsa dahi uygulanır.
  • Derhal Uygulama: İnfaz rejimine dair (örneğin disiplin, cezaevinin niteliği) konularda yeni kanun derhal uygulanır.
  • Geçici/Süreli Kanunlar: Bu kanunların yürürlük süresinde işlenen suçlar bakımından eski hükmün uygulanması devam eder.
  • İstisnalar: Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür mevzuatında lehe kanun derhal uygulanmaz; bu alanlar, failin "suç tarihi" baz alınarak lehe olan kanunun tespitini gerektirir.

Bu esaslar, Yargıtay ve Danıştay kararlarında (örneğin; İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/3427, K. 2023/1779, T. 02.10.2023 (link) ve Danıştay 13. Daire, E. 2015/99, K. 2021/1146, T. 31.03.2021 (link)) açıkça ortaya konulmuş olup, uygulamada sıklıkla gözetilmektedir.