Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU'NUN 122. MADDESİ KAPSAMINDA NEFRET SUÇU
Türkiye’de “nefret suçu” olarak da anılan ayrımcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 122. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret saikiyle belirli davranışların yasaklandığı hüküm altına alınmaktadır. Bu makalede, 122. madde kapsamında nefret suçunu oluşturan eylemlerin neler olduğu, yargı kararlarında hangi durumların nefret suçu kapsamına girdiği, nefret suçu ile ifade ve din özgürlüğü arasındaki dengenin nasıl kurulduğu ve ayrımcılık içeren davranışların hangi sonuçları engellediği incelenecektir.
1. TCK 122 KAPSAMINDA NEFRET SUÇUNU HANGİ EYLEMLER OLUŞTURUR?
TCK m.122’ye göre, “Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle…” aşağıdaki fiillerin işlenmesi suç sayılmaktadır:
- Bir kişiye, kamuya arz edilmiş olan taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini engellemek,
- Bir kişinin, kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını engellemek,
- Bir kişinin işe alınmasını engellemek,
- Kanunda belirtilen diğer fiilleri gerçekleştirmek (örneğin bir kişinin olağan ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemek).
Bu eylemlerin ardında “nefret saiki” olması, yani söz konusu ayrımcılığın yukarıda belirtilen farklılıklara dayalı gerçekleştirilmesi gerekir.
Emsal Karar:
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/11263 K. 2023/19698 T. 12.06.2023
(https://app.dejure.ai/dokuman/86b2feae-e06c-41e0-829b-f36b4ab80dd8)
Bu kararda mahkeme, TCK 122’deki düzenlemenin korumayı amaçladığı hukuksal değerin “farklılıklara dayalı ayrımcılığın ve nefret eylemlerinin önlenmesi” olduğunu belirtmiştir. Özellikle mal veya hizmete erişim engelinin, nefret saikiyle yapılıp yapılmadığı değerlendirilmiştir.
2. MAHKEME KARARLARINDA NEFRET SUÇU KAPSAMINA GİREN FARKLI DURUMLAR
Mahkeme kararlarında, ayrımcılık fiilinin birçok biçimde ortaya çıktığı görülmektedir. Örneğin:
- Mülk veya konut satışı/kiralanması: Belli bir din, mezhep veya etnik gruba mensup kişilere ev kiralanmaması veya taşınmaz satılmaması,
- Hizmet sunmama: Kamuya açık restoranda veya başka bir işletmede, belirli etnik veya dini gruptan kişilere hizmet verilmemesi,
- İşe almama: Bir kişinin din veya etnik kökeni nedeniyle istihdam sürecinden dışlanması.
Bu örneklerin ortak noktası, “nefret saikinin” (yani yukarıda anılan kimlik veya inanç farklılıkları) davranışın temelinde yer almasıdır.
Emsal Karar:
- Danıştay 5. Daire, E. 2023/1440 K. 2024/9357 T. 06.06.2024
(https://app.dejure.ai/dokuman/45cf91b9-8dbf-40c0-a6b1-c87bf4d035b0)
Kararda, “dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığına dayalı olarak kişilerin kamuya arz edilmiş olan bir malın satışından veya hizmetten yararlanmasından mahrum bırakılmasının” TCK 122 kapsamında suç oluşturduğu teyit edilmiştir.
3. NEFRET SUÇU İLE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ ARASINDA DENGE
Nefret suçu düzenlemelerinde, “ifade özgürlüğü” ile “ayrımcılığın önlenmesi” arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Demokratik toplum düzeninde herkesin düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip olduğu, ancak bu özgürlüğün başkalarını ayrımcılığa veya şiddete teşvik etme noktasına geldiğinde sınırlandırılabileceği kabul edilmektedir. Benzer şekilde din ve inanç özgürlüğü, bir kimsenin inanç nedeniyle ayrımcılık yapmasını meşrulaştırmaz. İlgili maddede korunan değer, farklı kimlik veya inanç gruplarına yönelik düşmanlık beslenmesini ve bunun davranışa dönüşmesini engellemektir.
- Örneğin, bir işletmecinin “işe alım sürecinde belirli bir inanç veya etnik kökeni tercih etmeyeceğini” açıkça ifade etmesi, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez; zira bu ifade, ayrımcı bir eylemin beyanıdır ve suç teşkil edebilir.
Mahkemelerin Yaklaşımı: Yargı kararlarında, nefret gerekçesiyle ayrımcılık suçu incelenirken bir yandan düşünce ve kanaat açıklama hürriyeti gözetilmekte, diğer yandan açıkça ayrımcı fiillerin ifade özgürlüğü zırhına bürünerek işlenmesi engellenmektedir.
4. HANGİ SONUÇLAR ENGELLENMEKTEDİR? (MAL SATIŞI, HİZMETTEN YARARLANMA, İŞE ALMA VB.)
TCK 122 uyarınca nefret nedeniyle ayrımcılık yapılması, “kamuya arz edilmiş mal veya hizmete erişimin engellenmesi”, “işe alınmanın engellenmesi” veya başka bir ekonomik faaliyetten yararlanmanın ortadan kaldırılması gibi sonuçlar doğurur. Bu kapsamda örnekler:
- Satış/Devir/Kiraya Vermeyi Engelleme: Örneğin, mal sahibi belirli ırk veya dine mensup kişilere ev kiralamayı reddederse, TCK 122’deki ayrımcılık suçunu işlemiş olabilir.
- Hizmet Sunmayı Engelleme: Restoran, kafe, otel gibi işletmelerin, nefret saikiyle belirli grupları içeri almaması veya hizmet sunmayı reddetmesi.
- İşe Almama: Belirli bir köken veya inanca mensup kişilerin, o nedenle istihdama kabul edilmemesi.
Emsal Karar:
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/11263 K. 2023/19698 T. 12.06.2023
(https://app.dejure.ai/dokuman/86b2feae-e06c-41e0-829b-f36b4ab80dd8)
Burada özetle “mal veya hizmetten yararlanma” ve “işe alma” konusundaki engellemelerin TCK 122 kapsamına gireceği belirtilmiş, ayrımcılığa dayalı reddin suç niteliği taşıyacağı vurgulanmıştır.
SONUÇ
- Nefret suçu, TCK 122’de belirtilen ayrımcılık temellerine (dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep) dayalı olarak, kamuya arz edilen mal veya hizmetin sunulmaması, işe alınmama vb. şeklindeki ayrımcı davranış ve engel koyma eylemleriyle oluşur.
- Yargı kararları, nefret saiki ile bir kimsenin mal veya hizmet almasını, işe girmesini veya olağan ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemenin suç niteliği taşıdığını belirtir.
- Uygulamada ifade özgürlüğü ve din özgürlüğü gibi temel haklarla çelişki durumu ortaya çıktığında, mahkemeler anayasal güvenceler ile ayrımcılığın önlenmesi hedefi arasında denge kurmaya özen göstermektedir.
- Bu suç, toplumsal barışın ve eşitliğin korunmasını amaçlar; farklı kimliklerden kişilere, kökenleri veya inançları nedeniyle mal satmamak, hizmet sunmamak veya işe almamak gibi eylemler cezalandırılabilmektedir.
Bu suretle, TCK 122. maddesinin hem teorik hem de yargısal içtihat ışığında uygulamadaki önemi vurgulanmakta; böylece nefret ve ayrımcılık oluşturan fiillerin caydırılması amaçlanmaktadır.