Blog

TEHİKE SORUMLULUK: EMSAL KARARLAR IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME

Tehlike sorumluluğu, önemli ölçüde tehlike arz eden faaliyetlerden doğan zararlar için işleten veya işletme sahibinin sorumlu olduğu bir hukuki konudur. Bu yazıda, tehlike sorumluluğunun kapsamı, yasal dayanakları, kusursuz sorumluluk ilkesi ve uygun illiyet bağı kavramlarının Yargıtay kararları ışığında açıklanması amaçlanmaktadır.

De Jure Hukuk EkibiOkuma süresi: ~4 dakika
tehlike sorumluluğu
hukuki sorumluluk
emsal karar

Yapay zeka uyarısı

Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.

Tehlike Sorumluluğu Hakkında Değerlendirme

Aşağıda, tehlike sorumluluğuna ilişkin dört temel soru çerçevesinde Türk hukukundaki düzenlemeler ve bu sorumluluk türüne dair yargı uygulaması özetlenmektedir. İlgili bölümlerde, konuya ışık tutan bazı mahkeme kararlarına atıf yapılmış ve bu kararlara ait çevrimiçi bağlantılar (linkler) eklenmiştir.


1) Tehlike sorumluluğu kapsamında hangi faaliyetler "tehlikeli faaliyet" olarak kabul edilir?

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 71, “önemli ölçüde tehlike arz eden” işletmelerin faaliyetinden zarar doğması hâlinde, işletenin veya işletme sahibinin (varsa her ikisinin) bu zarardan sorumlu olacağını öngörmektedir. Bir faaliyet, uzman bir kişinin beklenen tüm özeni göstermesi durumunda bile “sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli” ise “tehlikeli faaliyet” olarak nitelendirilir.

Bu bağlamda, özellikle elektrik enerjisinin dağıtımı, yüksek basınçla çalışan tesisler, patlayıcı ve yanıcı madde üretimi veya depolanması gibi faaliyetler, sıradan özenin dahi zararı engellemeye yetmeyeceği veya zararın sıkça ortaya çıkabileceği ihtimali nedeniyle “önemli ölçüde tehlike arz eden” faaliyetler arasında gösterilmektedir.

Örnek Karar:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/2887, K. 2021/30, T. 18.01.2021
Karara ulaşmak için tıklayınız.
Bu kararda, elektrik dağıtım faaliyeti “varlığı ve niteliği itibariyle tehlike barındıran bir faaliyet” olarak kabul edilmiş ve zararın sıkça ortaya çıkabileceği vurgulanmıştır.


2) Türk hukukunda tehlike sorumluluğunun yasal dayanakları nelerdir, özellikle TBK madde 71 bu konuda ne öngörür?

Türk Borçlar Kanunu’ndaki kusursuz sorumluluk hallerinden biri de TBK m. 71’de düzenlenen tehlike sorumluluğudur. Buna göre:

  • Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi veya işleten (varsa her ikisi) müteselsilen sorumludur.
  • Faaliyetin veya faaliyette kullanılan araçların, uzman bir kişinin tüm özeni göstermesi hâlinde bile ağır veya sık zararlar doğurmaya elverişli görülmesi yeterlidir.
  • Hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, bu tür tehlikeli faaliyetler nedeniyle zarar görenler, uygun bir bedelle zararlarının giderilmesini talep edebilirler.

Örnek Karar:
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/431, K. 2021/298, T. 21.04.2021
Karara ulaşmak için tıklayınız.
Bu kararda mahkeme, TBK m. 71’in açık hükmüne dayanarak “önemli ölçüde tehlike arz eden” bir elektrik dağıtım işletmesinin, kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan sorumlu olacağını belirtmiştir.


3) Kusursuz sorumluluk ilkesi tehlike sorumluluğunda hangi şartlarda uygulanır?

Kusursuz sorumluluk ilkesine göre, zararı doğuran kişi veya kurumun kusurlu olup olmadığı aranmaz. Tehlike sorumluluğu da bu çerçevede incelenir; çünkü işletmenin tehlikeli nitelikte olması, zarar görenin ispat yükünü hafifletir ve zararın tazmini için ek bir koruma sağlar.

  • Şartlar:
    1. İşletmenin önemli ölçüde tehlike arz etmesi,
    2. Zarar ile faaliyetin/işletmenin nitelikleri arasında illiyet (neden-sonuç) bağının varlığı,
    3. Zararın, söz konusu tehlikeli faaliyetten doğmuş olması.

Bu şartlar oluştuğunda işletme sahibi veya işleten, özen gösterip göstermediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

Örnek Karar:
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, E. 2019/1499, K. 2021/781, T. 23.06.2021
Karara ulaşmak için tıklayınız.
Burada, faaliyet sırasında oluşan zarardan kusur aranmaksızın sorumlu olunacağı, zira ilgili faaliyetin tehlikeli nitelik taşıdığı ve illiyet bağının koptuğu ispatlanamadıkça sorumluluktan kaçınmanın mümkün olmadığı ifade edilmiştir.


4) Tehlike sorumluluğunda "uygun illiyet bağı" kavramı nasıl değerlendirilir ve hangi durumlarda aranır?

Tehlike sorumluluğunda “uygun illiyet bağı” aranmaktadır. Yani meydana gelen zarar, işletmenin tehlikeli faaliyeti ile uygun (typical, beklenebilir) bir bağlantı içinde olmalıdır. Sorumluluk için:

  1. Zararın, işletmenin yürüttüğü tehlikeli faaliyetin doğal sonucu veya tahmini bir neticesi olarak ortaya çıkması,
  2. Zararın, işletmeye özgü tipik tehlikeden kaynaklanması.

Tehlike sorumluluğu, kusursuz sorumluluğun ağırlaştırılmış bir türü olduğu için, işletme sahibi veya işleten çoğu zaman “gerekli tüm önlemleri aldığını” ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz; zira önemli olan tehlikenin tipik olarak gerçekleşmesi ve bunun sonucu olarak zararın doğmasıdır.

Örnek Kararlar:

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/2887, K. 2021/30, T. 18.01.2021
    Karara ulaşmak için tıklayınız.
    Burada, elektrik enerjisinin taşındığı hat ile gerçekleşen zarar arasındaki illiyet bağının varlığı, sorumluluğu doğrudan işletme lehine yüklemiştir.

  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/48, K. 2024/285, T. 03.04.2024
    Karara ulaşmak için tıklayınız.
    Kararda, “işletme veya nesnede kusur aranmaksızın, zarar ile faaliyet arasında uygun illiyet bağı kurulduğu anda sorumluluğun doğacağı” açıkça vurgulanmıştır.


Sonuç

  • Tehlikeli faaliyet: Uzman bir kişinin tüm özeni göstermesi durumunda dahi “sıkça veya ağır zarara elverişli” faaliyetler tehlikeli kabul edilir.
  • TBK m. 71’in rolü: Önemli ölçüde tehlike barındıran işletmelerden doğan zararlar için kusur aranmaksızın “işleten” veya “işletme sahibi” sorumludur.
  • Kusursuz sorumluluk uygulaması: İşletme, kusursuz olduğunu ispat etse dahi büyük ölçüde sorumluluktan kurtulamaz; zira zararın tehlikeli faaliyetten doğması yeterlidir.
  • Uygun illiyet bağı: Zarar ile tehlikeli faaliyetin nitelikleri arasında beklenebilir, tipik bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Bu bağ kopmadığı sürece sorumluluk devam eder.

Tehlike sorumluluğu, kusur ilkesinden farklı olarak zarar görenleri korumayı güçlendiren bir yaklaşımdır. Böylece topluma risk yükleyen işletmelerin, faaliyetlerinden doğabilecek zararı tazmin etmeleri sağlanarak hem güvenlik hem de adalet ilkeleri gözetilmektedir.