Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Uluslararası Koruma Başvuruları: Kabul ve Ret Kriterleri, Deliller ve "Ciddi Zarar Riski" ile "Siyasi Görüş" Kavramlarının Değerlendirilmesi
Uluslararası koruma, temel olarak zulüm tehlikesi altında bulunan yabancıların, bulundukları ülkede güvende olmalarını sağlamayı amaçlar. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ve ek protokoller, ülkemizde bu korumanın esaslarını belirlemektedir.
Aşağıda, uluslararası koruma başvurularının kabul ve ret kriterleri, başarılı bir başvuruda sunulan deliller ve “ciddi zarar riski” ile “siyasi görüş” kavramlarının nasıl yorumlandığı hususlarında emsal kararlar ışığında açıklamalar yer almaktadır.
1. Uluslararası Koruma Başvurularının Kabul ve Ret Kriterleri
a) Temel Kriterler
- Zulüm Korkusu: Başvuru sahibi; ırkı, dini, milliyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle ülkesinde zulüm göreceğinden haklı sebeplerle korktuğunu ortaya koymalıdır.
- Devlet Koruması Alamama: Menşe ülkede var olan devlet mekanizmasının, kişiyi etkili biçimde koruyamayacağı veya korumak istemediği düşüncesi, başvuruda önem taşır.
- Güvenli Bölge ve Güvenli Ülke İncelemesi: Kişinin ülkesinde güvenli bir bölge olup olmadığı ya da geldiği ülkenin güvenli üçüncü ülke sayılıp sayılmadığı hususları, idare ve mahkemelerce değerlendirilir.
b) Emsal Karar İncelemesi
-
Ankara 1. İdare Mahkemesi, E.2020/949 K.2021/304 T.10.03.2021
[Link: https://app.dejure.ai/dokuman/f058ae4e-6b2e-4d27-9886-108d10cffd6a]
Bu kararda Mahkeme; 6458 sayılı Kanun’un 62. ve 63. maddelerine dayanarak kişinin ülkesinde ciddî bir zulüm tehlikesi ile karşılaşma riski bulunup bulunmadığını değerlendirmiştir. Somut dosyada “davacının ülkesine yönelik iddialarının ciddi nitelikte olması, belli bir toplumsal gruba mensup olması ve ülke devleti tarafından etkin koruma sağlanamayacağı yönünde kuvvetli şüphenin varlığı” sebebiyle koruma talebinin kapsamlı incelenmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. İdarenin, talebi hızlıca reddetmesi hukuka aykırı görülmüş ve işlemin iptaline hükmedilmiştir. -
İzmir BİM 6. İdare Dava Dairesi, E.2019/2340 K.2020/270 T.23.01.2020
[Link: https://app.dejure.ai/dokuman/904846c1-79d7-42a5-a46f-0798ea2f46bd]
Bölge Adliye (istinaf) Dairesi ise farklı bir uyuşmazlıkta, menşe ülkede herhangi bir cezai tehdit veya zulüm riski somut belgelerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle, başvurucunun uluslararası koruma kriterlerini taşımadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme; soyut iddiaların, “ülkesine iade hâlinde kötü muamele” ihtimalini ortaya koymaya yeterli olmadığını belirtmiştir.
Bu iki karar, somut kanıtların ve inandırıcı beyanların uluslararası koruma değerlendirmesinde ne denli etkili olduğunu göstermektedir.
2. Başarılı Bir Uluslararası Koruma Başvurusunda Sunulan Deliller
Delil çeşitliliği ve tutarlılığı, başvurunun kabulünde belirleyici rol oynar. Mahkemeler genellikle şu delilleri arar:
- Kimlik ve seyahat belgeleri: Pasaport, kimlik, varsa önceki ülke vize kayıtları.
- Menşe ülke bilgisi ve raporları: Uluslararası kuruluşlarca (örneğin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği - BMMYK) yayınlanmış ülke raporları, insan hakları raporları.
- Tanık veya akraba beyanları: Kişinin tehdit altında olduğunu doğrulayan, ülke koşullarını da anlatan tanık ifadeleri.
- Resmî kayıtlar: Tutuklama kararları, mahkeme belgeleri, tehdit mektupları veya ülkedeki kolluk güçlerinden alınan resmi yazılar (varsa).
Örneğin, Ankara 1. İdare Mahkemesi kararında (E.2020/949), davacının ülkesine dair risk olgusunu “menşe ülke bilgisi, mülakat formu ve uluslararası hukuki metinler” çerçevesinde desteklemesi aranmaktadır. Mahkeme, “Kişisel beyanlar ile raporların uyumlu olması ve iddiaların ciddi nitelikte bulunması” sayesinde davacının lehine karar verebilmiştir.
Bu nedenle başarılı bir başvuruda, kapsamlı raporlar ve çelişkisiz kişisel anlatımlar önem taşır.
3. “Ciddi Zarar Riski” ve “Siyasi Görüş” Kavramlarının Yorumlanması
a) Ciddi Zarar Riski
-
6458 sayılı Kanun’un 63. maddesine göre, menşe ülkeye gönderilmesi hâlinde kişinin:
- Ölüm cezasına çarptırılması veya infaz edilmesi,
- İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı muameleye tabi tutulması,
- Ülke içi yaygın şiddet ortamında şahsına ciddi tehdit yönelmesi
gibi durumlarda “ciddi zarar riski” var kabul edilir.
-
İzmir BİM 6. İdare Dava Dairesi kararında (E.2019/2340); başvurucunun, ülkesinde ceza tehdidi altında kaldığını öne sürmesine rağmen somut kanıt sunamadığı ve iddialarının soyut kaldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla “gerçek bir risk” bulunmadığına karar verilmiş ve ret işlemi hukuka uygun bulunmuştur.
b) Siyasi Görüş
-
Siyasi görüş, kişinin kamu makamları veya muhalif gruplar tarafından takibata uğramasına sebep olabilecek en yaygın kategorilerden biridir.
-
Mahkemeler, kişilerin parti, örgüt veya muhalif faaliyetleri nedeniyle tehdit altında olduğuna ilişkin delilleri (örneğin tutuklama kararları, mahkeme çağrıları, partide aktif rol oynadığını gösteren resmî belgeler vb.) inceler.
-
Ankara 1. İdare Mahkemesi kararında (E.2020/949); “belli bir toplumsal gruba mensubiyet” ve “siyasi düşünceleri” nedeniyle tehlikeye maruz kalma iddiasının ciddi olup olmadığı araştırılmıştır. Mahkeme, kişinin mülakatında aktardığı verileri menşe ülke raporlarıyla örtüştüğünde, siyasi nitelikteki tehdidin inandırıcı bulunduğu sonucuna varmıştır.
Sonuç
- Uluslararası koruma sürecinde, kabul için başvurucunun zulüm korkusunu somut delillerle ortaya koyması ve ülkesinden etkin koruma alamayacağını kanıtlaması aranır.
- Ret kararlarında ise genellikle başvurucunun iddialarının soyut, tutarsız ya da menşe ülkede güvenli bölgelerin varlığı gibi hususlar gerekçe gösterilir.
- Başarılı bir koruma başvurusu, kimlik belgeleri, güvenilir ülke raporları, tutarlı mülakat beyanları ve tehdit veya işkenceye dair resmi bulgular ile desteklenir.
- “Ciddi zarar riski” (işkence, ölüm cezası vs.) ve “siyasi görüş” gerekçeleri, kanunda özel olarak düzenlenmiş olup mahkemeler, olay bazında ayrıntılı inceleme ve karşılaştırma yapar.
Kaynak Kararlar (Örnek Emsal Citations)
1. Ankara 1. İdare Mahkemesi, E.2020/949 K.2021/304 T.10.03.2021
https://app.dejure.ai/dokuman/f058ae4e-6b2e-4d27-9886-108d10cffd6a
2. İzmir BİM 6. İdare Dava Dairesi, E.2019/2340 K.2020/270 T.23.01.2020
https://app.dejure.ai/dokuman/904846c1-79d7-42a5-a46f-0798ea2f46bd
Bu çerçevede, uluslararası korumanın tanınması ya da reddi, yasal kriterlerle ve somut vakıaların incelemesiyle sağlanır. Her başvuru, mülakat tutanakları, ülke raporları ve kişinin inandırıcılığı gibi ölçütlerle ayrı ayrı değerlendirilir. “Ciddi zarar” veya “siyasi görüş” temelli tehlikeye dair sağlam deliller, koruma statüsünün kabulünü kolaylaştıran en önemli unsurlardır.