Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
UZUN SÜRE AYRI YAŞAMAYA DAYALI BOŞANMA (TMK 166/4) HAKKINDA DEĞERLENDİRME
Aşağıda, Türk Medeni Kanunu'nun uzun süre ayrı yaşamaya bağlı boşanmayı düzenleyen hükmü, mahkemelerin hangi kriterleri esas aldığı ve daha önce açılmış boşanma davasının reddedilmesinin bu davaya etkileri, emsal yargı kararlarının ışığında özetlenmiştir.
1. İLGİLİ KANUN MADDESİ: TMK 166/4
Uzun süre ayrı yaşamaya dayalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin son fıkrasında (dördüncü fıkrasında) düzenlenmiştir. İlgili hüküm şöyledir:
“Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
Buna göre, önce herhangi bir boşanma sebebi (örn. evlilik birliğinin temelinden sarsılması) ile dava açılmış, fakat bu dava reddedilmiş olmalıdır. Red kararının kesinleşme tarihinden itibaren en az 3 yıl geçmiş olmasına rağmen eşler ortak hayatı yeniden kurmamışlarsa, kanun doğrudan evlilik birliğinin artık “temelden sarsıldığını” kabul eder. Bu durumda eşlerden biri yeni bir dava açarak boşanma kararı isteyebilir.
2. MAHKEMELERİN DEĞERLENDİRDİĞİ KRİTERLER
Uzun süre ayrı yaşamaya dayalı boşanmada yargılama sırasında mahkemeler şu noktaları gözetir:
- Daha önce açılan boşanma davasının varlığı: Bir boşanma davası açılmış, ancak reddedilmiş olmalıdır.
- Red kararının kesinleşmiş olması: Red kararının kesinleşme tarihi, üç yıllık sürenin başlangıç noktasıdır.
- Üç yıllık fiilî ayrılık süresi: Red kararının kesinleşme tarihinden itibaren en az üç yıl geçmiş olmalıdır.
- Bu süre içinde ortak hayatın kurulup kurulmadığı: Eşlerin, üç yıl boyunca yeniden bir araya gelip fiilen evlilik birliğini sürdürüp sürdürmedikleri incelenir.
- Bazı durumlarda kısa süreli bir araya gelme iddia edilse bile, bunun “gerçek bir aile hayatı” oluşturup oluşturmadığına bakılır.
- Kısa süreli veya göstermelik bir birleşme, ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez.
- Re’sen (kendiliğinden) boşanma karinesi: Bu şartlar birlikte oluştuğunda, kanun evliliğin artık tamir edilemez ölçüde sarsıldığını varsayar. Mahkeme kusur tartışması yapmaksızın boşanmaya karar verir.
Emsal Karar:
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/96, K. 2022/1435, T. 02.11.2022
(Link)
Kararda, reddedilen boşanma davasının kesinleşme tarihinden sonra üç yılın geçmesi ve yeniden ortak hayatın kurulamaması hâlinde TMK 166/4 gereği boşanmaya karar verilmesi gerektiği, bu süreçte eşlerin bir araya geldiğini veya aile hayatını yeniden tesis ettiğini kanıtlama yükünün, “birlikte yaşamaya devam ettiklerini” iddia eden tarafta olduğu belirtilmiştir.
3. ÖNCEKİ BOŞANMA DAVASININ REDDİ VE YENİ DAVA
- Uzun süre ayrı yaşamaya dayalı boşanmada, ilk açılan boşanma davasının reddedilmiş olması esastır. Bu reddin kesinleşmesiyle birlikte üç yıl içinde taraflar arzu ederlerse evliliği yeniden canlandırabilir.
- Ancak bu üç yıl zarfında “ortak hayat” tekrar kurulamazsa ve fiilî ayrılık devam ediyorsa, ikinci dava açılabilir. İkinci davada mahkeme, boşanmayı zorunlu biçimde değerlendirmek durumundadır.
- Bu düzenleme, “artık evliliğin kurtulma ihtimali kalmadığını” varsayar ve kusura bakılmaksızın boşanmaya hükmedilebilir. Dolayısıyla önceki boşanma davasının reddi, TMK 166/4’teki üç yıllık fiilî ayrılık prosedürü açısından bir başlangıç noktası işlevi görür.
SONUÇ
- Türk Medeni Kanunu’nun uzun süre ayrı yaşamaya bağlı boşanmaya dair düzenlemesi, TMK 166/4 (maddenin son fıkrası) hükmüdür.
- Mahkemeler, daha önce açılan bir boşanma davasının reddi, bu kararın kesinleşmesi, en az üç yıl fiilî ayrılık ve bu sürede evlilik birliğinin hiç yeniden kurulmamış olması gibi kriterleri arar.
- Önceki boşanma davasının reddedilmiş olması, üç yıllık yasal sürenin işlemeye başlaması bakımından olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu üç yıllık fiilî ayrılık süresi sonunda da ortak hayat kurulmamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve talep üzerine boşanmaya karar verilir.
Not: Uzun süreli fiilî ayrılık, eşleri yeniden bir araya getirme ihtimalinin ortadan kalktığı düşüncesini yansıtır. Bu düzenleme, tarafların kusur durumuna bakılmaksızın toplumsal açıdan fiilen bitmiş evliliklerin hukukî olarak da sonlandırılabilmesini sağlar.
Örnek Karar Atfı:
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/96 K. 2022/1435 T. 02.11.2022
(Link)
Bu kararda da açıklandığı üzere, üç yıllık fiilî ayrılık koşullarının gerçekleştiği durumlarda, boşanma kaçınılmaz hâle gelmektedir.