Yapay zeka uyarısı
Bu blog yazısında bağlantı verilen mahkeme kararları gerçektir ve doğruluğu garanti edilmektedir ancak blog yazısı yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir. Açıklamak gerekirse; linkle tıklanarak açılan karar dokumanlarının doğruluğu garanti edilmektedir. Ancak linkle açılmayan, doğrudan blog yazısında geçen her ifade; bunlara blog yazısında yer alan künye bilgileri de dahil olmak üzere yapay zeka tarafından üretilmiştir ve hata içerebilir.
Yapı Denetimi Sürecinde Estetik Unsurların Dikkate Alınması: Hukuki Dayanağı, Şehir Kimliği ve Sonuçlar
Günümüzde yapı denetiminin yalnızca statik güvenliği sağlamakla sınırlı kalmaması, şehir estetiğini ve kimliğini koruyacak ilkelere de uygun olması gerektiğine dair yargı kararları giderek önem kazanmaktadır. Aşağıdaki açıklamalarda, yargı kararlarının estetik kaygıları nasıl değerlendirdiği, şehirlerin kimliklerini korumak adına hangi değerleri vurguladığı, güvenlik odaklı yaklaşımın ötesine geçmenin nasıl desteklendiği ve estetik kaygıları yapı denetim sistemine entegre etmenin muhtemel sonuçları irdelenmektedir.
1) Yargı Kararları, Yapı Denetim Süreçlerinde Estetik Unsurların Dikkate Alınmasının Hukuki Dayanağını Nasıl Açıklamaktadır?
Yapı denetimi, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 1. maddesine dayanmaktadır. Kanun; “can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak” şeklinde tanımlansa da güncel yargı kararlarında “sanat” kavramı, mimari estetik ve şehir siluetini koruma gibi unsurları da içerecek biçimde yorumlanmaktadır.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu bir kararında (E. 2019/321, K. 2021/2550, T. 22.11.2021) “yapıların estetiği, rengi, çatı ve cephe kaplaması ile ilgili kurallar getirmek ve yöresel mimarinin dikkate alınmasını sağlamak” üzere idarelerin yetkili kılındığını açıkça ortaya koymuştur. Bu çerçevede, mimari estetik komisyonlarının kurulması, idarelerin 3194 sayılı İmar Kanunu’ndan gelen yetkileriyle birleştiğinde; estetik kaygıları, yapı denetimi sürecinin bir parçası hâline getirmektedir.
“Yukarıda yer alan mevzuat hükümleriyle, ilgili idareler yapıların estetiği, rengi, çatı ve cephe kaplaması, yöresel malzeme kullanımı ve yöresel mimarinin dikkate alınmasına yönelik kurallar getirmeye yetkili kılınmış… Dolayısıyla, bu amaçla kurulan mimari estetik komisyonlarının/kurullarının yetkisinin de yalnızca bu hususlara yönelik kuralların uygulanmasına ilişkin olduğu…”
(Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/321, K. 2021/2550, T. 22.11.2021,
Link)
Böylece, kanunun “fen, sanat ve sağlık kuralları” ifadesi, estetik değerlendirmelerin de yapı denetim sürecine dâhil olabileceğini göstermektedir.
2) Kararlarda Şehirlerin Kimliğini Koruyacak Estetik Değerler Olarak Hangi Unsurlar Vurgulanmaktadır?
Mahkeme kararları, yöresel mimari, özgün silüet, cephe kaplaması, çatı şekilleri ve geleneksel yapı dokusu gibi unsurları öne çıkarmaktadır. Estetik komisyonları da özellikle rengin uyumu, yerel malzeme kullanımı, yapının çevreyle ilişkisi ve “kimliği yansıtan mimari ögelerin korunması” gibi ölçütleri dikkate almaktadır.
Danıştay 6. Dairesi kararlarından birinde (E. 2017/5105, K. 2021/1123, T. 03.02.2021) “tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması zorunludur” ibaresine yer vererek, şehir kimliğini yansıtan ögelerin (cephe tasarımı, yöresel motifler, sokağın genel silueti) önemini vurgulamıştır.
“…Fıkra hükmünde yer alan ‘tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması zorunludur.’ ibaresi yönünden: … belediyeler veya valiliklerin mahallin ve çevrenin özelliklerine göre yapılar arasında uyum sağlamak, güzel bir görünüm elde etmek amacıyla dış cephe boya ve kaplamaları ile çatının malzemesini ve rengini tayin etmeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır…”
(Danıştay 6. Daire, E. 2017/5105, K. 2021/1123, T. 03.02.2021,
Link)
Ayrıca iç mekân tasarımına ilişkin vurgularda, yöresel ve tarihi dokunun korunması ile gelecek kuşaklara estetik bütünlüğü sağlama hedefi de gündeme gelmektedir.
3) Yapı Denetiminin Sadece Güvenlik Odaklı Olmaması Görüşü Kararlarda Ne Şekilde Desteklenmektedir?
Yapı denetimine ilişkin mevzuat, öncelikli olarak can ve mal güvenliğini öncelemektedir. Ancak mahkeme kararları, “sanat” ifadesini geniş yorumlayarak güvenlik kadar estetiğin de denetim sürecine dâhil edilmesini desteklemektedir.
Örneğin, 4708 sayılı Kanun’un amacında yer alan “fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması” ibaresine göndermeyle, mahkemelerce estetiğin de “sanat” kavramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararlarda, mimari ögelerin yalnızca fonksiyonelliği değil, kente katkısı ve siluet bütünlüğü de gözetilmektedir.
Danıştay 6. Dairesi’nin farklı kararlarında, “Kentlerdeki yapıların yalnızca statik açıdan değil, siluet ve sokak dokusu açısından da denetlenmesinin şehircilik ilkeleri ve kamu yararı gereği olduğu” açıklanmakta; mimari tasarım, cephe bütünlüğü, yerel doku gibi hususların da yapı denetimi kapsamında ele alınması gerektiği ifade edilmektedir.
4) Estetik Kaygıların Yapı Denetim Sistemine Entegre Edilmesinin Şehir Planlaması ve Mimarisine Muhtemel Sonuçları Nelerdir?
- Kent Kimliğinin Güçlenmesi: Estetik komisyonlarının katkısıyla, yöresel mimari ve tarihi doku daha iyi korunabilir; tekdüze yapılaşma yerine, bölgenin kimliğini yansıtan tasarımlar artar.
- Çevreyle Uyumlu Mekânlar: Sadece güvenlik ve statik kaygılarla değil, peyzaj, cephe bütünlüğü ve çevresel uyum gözetildiğinde, daha yaşanabilir kentsel alanlar ortaya çıkar.
- Turizm ve Ekonomik Katkı: Estetiği ön plana çıkan kentler, turizm potansiyelini artırabilir. Ayrıca, nitelikli mimari, emlak değerlerini ve kente olan ilgiyi yükseltebilir.
- Uzun Vadeli Koruma: Kent dokusunun geleceği açısından, hem mimari değerlerin hem de kültürel mirasın korunması sağlanır. Bu da sürdürülebilir kent politikalarına destek olur.
- Daha Kapsamlı Denetim: Yapı denetim firmalarının ve idarelerin yetkileri, estetik projelerin incelenmesini de kapsayacak şekilde genişleyebilir. Bu durum, farklı disiplinlerden uzmanların (mimar, iç mimar, peyzaj mimarı vb.) denetim sürecine katılımını artırır.
Bu hususlar, Danıştay kararlarında sıkça vurgulanan “kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları” nın sadece güvenlikle sınırlı olmadığı, estetik boyutla birlikte ele alınması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Sonuç
Yargı organları, yapı denetimini yalnızca can ve mal güvenliği çerçevesine hapsetmeyerek, estetik unsurları da denetim sürecine dâhil eden bir yaklaşımı benimsemektedir. Kararlarda, mimari estetik komisyonlarının kurulması ve kentsel kimliği koruyan düzenlemelerin uygulanması yönünde açıklamalar yapılmaktadır. Bu sayede, şehir kimliğinin korunması, yerel dokunun yaşatılması, turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve daha kaliteli yaşam alanlarının oluşturulması amaçlanmakta; estetik ve güvenlik odaklı bir bütüncül denetim sistemi vurgulanmaktadır.
Kaynakça / Karar Atıfları:
-
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/321, K. 2021/2550, T. 22.11.2021
Link -
Danıştay 6. Dairesi, E. 2017/5105, K. 2021/1123, T. 03.02.2021
Link -
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve 3194 sayılı İmar Kanunu (Sanat, fen ve sağlık kuralları çerçevesinde yapıların kontrolü)
Bu kararlar, yöresel mimariyi ve kent kimliğini korumayı, mimari estetik komisyonlarının yetkilerini ve güvenlik ile estetiğin bütünleşik değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyarak, Türkiye’deki yapı denetimi anlayışına daha geniş bir ufuk kazandırmaktadır.